Hasan 的个人资料KARAMAN Tarih ve Kültür ...照片日志列表更多 工具 帮助

KARAMAN Tarih ve Kültür Kenti - City of Culture and History

TÜRKÇEMİZİN BAŞKENTİ,ATATÜRK'ÜN ATA YURDU,MEVLANALAR KAZIM KARABEKİRLER YUNUS EMRELER PİRİ REİSLER DİYARI HİTİTLERDEN ROMALILARA SELÇUKLUDAN OSMANLIYA EV SAHİPLİĞİ YAPMIŞ MEDENİYETLER BEŞİĞİ KENTİMİZİN BİR NUMARALI ALANINA HOŞ GELDİNİZ...

Topbaş Hasan

职业
地点
兴趣
welcome to the best space of KARAMAN..KARAMAN is a historical and cultural city,it is one of the best city of turkey, enjoy thispage...

KARAMAN TANITIMI

正在加载...

TÜRKÇENİN BAŞKENTİNDEN...

正在加载...
links about karaman...

@nket !!!

 
Get your own Poll!

PLEASE VOTE !! (ANKET)

 
Get your own Poll!

Karaman Tanıtım 2008 - Demonstration of Karaman

 

Türk Tarihine Damgasını Vuran Kent :"KARAMAN"

 

SLİDE SHOW OF MY HOME TOWN(karaman)

 

KARAMANLI YUNUS EMRE(GEL GÖR BENİ)

 

KARAMAN'IN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU....

 

DEMONSTRATON OF KARAMAN (Tanıtım)

正在加载...

KARAMANOĞLU MEHMETBEY'İN ANISINA

正在加载...
 
Cool Slideshows!
9月17日

KARAMAN'IN TANITIMI (Demonstration of Karaman-Demonstration von Karaman-Démonstration de Karaman- Demonstração de Karaman)

img81/9509/70karamanilikonumujp7.gif
 

Karaman is in the south of central Anatolia, Turkey, at the northern foot of the Taurus mounts. The ancient Laranda, Karaman was renamed after the chieftain of a Turkic tribe who conquered the city ruled during a short period by the Latins and the Armenians in c.1250 and set up the independent The seljuks rewarded the Karamanoğlu with a dominion and a city which became the capital of the Karamanid Emirate in 1256. Thanks to Mehmet Bey in 1277 it became the first Turkish state to use the Turkish language ("Türkçe") instead of Persian which had been the official language of the Seljuk sovereigns. . Yunus Emre, the first great poet to write in Turkish, lived and died there (1238-1320) : his poetry, language and philosophy shaped Turkish culture and still do so Muslim state of Karamania, which at one time comprised most of Asia Minor.. A successor state of the Seljuk empire, Karamania existed until its final subjugation by the Ottoman Turks in the late 15th century. Its area is 9.237 square km and its population is around 250 thousand. Karaman became a province of Turkey in 1989.

 DEUTSCH

Flächenmaß: 9.237 km²

Einwohnerzahl: 226.210(2007)

Straßenverkehrsnummer der Stadt: 70

Landkreise: Karaman (centre), Ayrancı, Ermenek, Kâzımkarabekir,Sarıveliler,Başyayla.

Interessante Plätze: Die Walderholungsstätte von Gökçe, die Maraspoli- Höhle, die Burgen  von Kraman, Ermenek (Firan) und Mennan, die Medressen von Binbirkilise, Hatuniye, Emir Musa und Ibrahim Bey  mit Armenküchen und die Tol-Medresse, die Grossen Moscheen (Ulu Cami) von Gaferyad (Ermenek, Kâzımkarabekir) und Dorf Yollarbaşı (Ilisra), die Moscheen von Hacı Beyler, Aktekke (Valide Sultan), Arapzade, Pascha, Dikbasan (Fasih), Akçaşehir, Sipas und Mimar Emir Rüstem Pascha, die Yunus Emre- Moschee und das Derwischkloster, kleine Moschee von Şeyh Çelebi und Akça Mescit, die Armenküche und Türbe  von Karamanoğlu, die Bıçakçı- Brücke und die Ala -Brücke, der Brunnen mit sieben Röhren, das Karaman- Museum.

 FRENCH 

SUPERFICIE: 9.237 km²

POPULATION: 226.210(2007)

CODE D’IMMATRICULATION: 70

SOUS-PREFECTURES: Karaman (préfecture), Ayranci, Ermenek, Kâzimkarabekir,Sarıveliler,Başyayla.

Centres d’intérêt: Parc de loisirs forestier de Gökçe Çamligi, caverne de Maraspoli, citadelles de Kraman, d’Ermenek (Firan) et de Mennan, « medrese » (ancienne écoles religieuse) de Binbirkilise, de Hatuniye, d’Emir Musa, d’Ibrahim Bey et de Tol Medrese, le village Ulucami (Grandes Mosquées) de Gaferyad (Ermenek, Kâzimkarabekir) et du village de Yollarbasi (Ilisra), Mosquées de Haci Beyler, d’Aktekke (Valide Sultan), d’Arapzade, de Pacha, de Dikbasan (Fasih), d’Akçasehir, de Sipas et de Mimar Emir Rüstem Pacha, Mosquée et loge de Yunus Emre, « mescit » (petite Mosquée) de Seyh Çelebi et Akça Mescit, mausolée et hospice de Karamanoglu, Pont de Biçakçi et d’Ala Köprü, fontaine de Yedi Oluklu, Musée de Karaman.

 

  العربية
المساحه : 9.237 كيلو متر مربع
 
عدد السكان : 226.210 (2007)
 
رمز التسجيل : 70

نائب المحافظات : كارامان (مقاطعة) ، ayranci ، ermenek ، kazimkarabekir ، sariveliler ، basyayla


الهوايات : اوقات الفراغ بارك الغابات

 gökçe çamligi ، maraspoli الكهف ، من

 الحصون karaman ، ermenek (firan) وmennan ، "medrese' (سابقا المدارس الدينية) binbirkilise ، hatuniye ، الامير موسى ، ابراهيم بك و'4' TOL medrese ، وقرية ulucami (الجامع الكبير) gaferyad (ermenek ، kâzimkarabekir) وقرية yollarbasi (ilisra) ، والمساجد من haci beyler ، aktekke (valide سلطان) ، arapzade ، باشا ، dikbasan (fasih) ، akçasehir ، sipas ومعمار باشا امير rüstem مسجد ومنازل emre يونس ، "mescit" (مسجد صغير) seyh çelebi وakça mescit ، وضريح في المستشفيات جسر karamanoglu Biçakçi وعلاء köprü ، نافوره yedi oluklu ، متحف كارامان.

                            img261/8839/18bux0.jpg

(Karaman iç anadolunun güneyinde,toros dağlarının kuzey eteklerinde bulunmaktadır.çok eski dönemlerde adı laranda olarak geçen kentin adı,1250 de bir türk kabilesinin şehri Ermenilerden ve Latinlerden kısa sürede ele geçirip,bağımsızlığını ilan ederek,Müslüman bir beylik kurmasıyla karaman olarak tekrar adlandırılmıştır.selçuklularda bu yerlerin fethinden dolayı daha sonraları beyliğin başkenti olacak larendeyi(karaman) kendilerine ödül olarak vermiştir.Karamanoğlu Mehmet bey Selçukluların resmi dili Farsça yerine Türkçeyi resmi dil olarak kullanan ilk türk beyidir.ayrıca türkçeyi şiirlerde kullanan büyük şair ve düşünce adamı yunus emre burada doğup burada vefat etmiştir.onun şiirleri dilinin akıcılığı ve hayata dair düşünceleri türk kültürünü şekillendirmiş ve şekillendirmeyede devam etmektedir. karamanoğulları küçük asya olarak adı geçen anadolunun büyük bir kısmını kapsamıştır.selçuklunun varisi olarak görülen karamaoğullarına 15. yüzyılın sonlarında Osmanlı devleti son vermiştir..

Karaman 9.237 km kare alana ve yaklaşık 250 binlik bir nufusa sahiptir.karaman 1989 yılında türkiyenin 70.ili olmuştur…

 

img261/6349/287771182159karamanakteih5.jpg

Karaman is formed by Karaman (center), Ayranci, Ermenek,sariveliler,Başyayla,Kazım Karabekir districts. Some sites of Interest and history are; Gokce forest recreation area, Maraspoli Cave, Karaman, Ermenek (Firan) and Mennan castles, Hatuniye, Emir Musa, Ibrahim Bey and Siyahser theological schools (medrese) for alms and Tol Medrese, Kazimkarabekir district and Yollarbasi (Ilisra) town Grand Mosques, Haci Beyler, Aktekke (mother of Mevlana), Arapzade, Pasha, Dikbasan (Fasih), Akcasehir, Sipas and Mimar Emir Rustem Pahsa historical mosques, Yunus Emre Mosque and Lodge, small mosque of Seyh Celebi(seljuks) ,a lot of historical mausoleums, Bicakci Bridge and Ala Bridge, Karaman Museum, Karadag Thousand Churches and one of the first church in the world(derbe)also, South of there are the remains of the beautiful Byzantine Alahan Monastery . This Byzantine complex dating from the 5th century comprises three main parts: the basilica, the baptistery in the middle, and the church. There is also some fine stone carving to admire. Its magnificent location on a natural terrace offers a breathtaking view over the Göksu Valley.

img476/5371/yunusemrecamihp7.jpg

img476/6516/yunusemreturbesilt0.jpg

(YUNUS EMRE MOSQUE AND HİS LODGE)

Karaman merkez,ayranci,kazimkarabekir,Ermenek,Başyayla ve sariveliler ilçelerinden oluşmaktadır..şehrin ilgi çekici ve tarihi yerleri şunlardır:gökçe çamlığı(piknik alanı),manazan mağraları,karaman,Ermenek ve Mennan kaleleri ,hatuniye,emir musa ,tol medresesi,ibrahim bey ve Siyahser imareti,Kazımkarabekir ilçesi ve yollarbaşı(ilisira)kasabası ulu camileri,haci beyler,aktekke(mader i Mevlana),arapzade,paşa,dikbasan(fasih),attariye,demirciler,koçakdede ,akçaşehir,sipas ve mimar Rüstem paşa tarihi camileri,yunus emre camii ve türbesi saadettin alibey mescidi(Selçuklu devri),bir çok tarihi türbeler,biçakçı ve ala köprü ,karaman müzesi,Karadağ binbir kilisesi ve dünyanın ilk kiliselerinden derbe kilisesi bulunmaktadır.ayrıca karamanın güneyinde bizanstan kalma Alahan manastırı bulunmaktadır5.yy dan kalma bu Bizans kompleksi 3 ana bölümü kapsar.bazilika,ortada vaftiz ve bölümü ve kilise.ayrıca bazı hayranlık verici oyma taşlar mevcuttur.mükemmel konumuyla Göksu vadisinin nefeskesici manzarasını gözler önüne seriyor.

img146/6299/aktekkexu8.jpgimg261/3964/hacibeylercamikr6.jpg
imaretcami.jpgimg392/4035/karabasvelikulliyebm4.jpg
Akteke (Mother of Mevlana Jaladdin Rumi) ,Haci Beyler Mosque,İbrahim Bey and Siyahser Theological Schools(Madrasah) and Complex(Kulliyah) (BUİLT BY KARAMANOGLU EMİRATE)

 
hatuniye_medresesi.jpgalaaddinbey_turbesi.jpg
 
HATUNİYE THEOLOGICAL SCHOOL(Madrasah)  and ALAADİN BEY LODGE (By Karamanid Emirate)
 
img167/7163/1000688fj0.jpgimg241/9387/alahan2gz9.jpg
img259/8210/alahannn1sm4.jpg img259/9398/saffetozturkalahan25od6.jpg
                                                                  ALAHAN MANASTIRI(ALAHAN MONASTERY)
 
img167/3567/binbir11tp9.jpgimg167/4271/1000673dm9.jpg
                                                   1001 churches and taşkale the authentic city(binbir kilise ve otantik kent taşkale) 

Some significant dates for the city are:

Culture and Art Week, Karaman, May 5-12th
Commemoration Ceremonies for General Kazim Karabekir, at Kazim Karabekir district, January 26th
Commemoration Ceremonies for Mader'i Mevlana, Karaman, December 10th
Celebrations of Language Day, Karaman, May 13th
and apple,cherry festivals in the towns and districts

 

img154/9577/dillogodr5.jpgimg154/2054/mehmetbeymu0.jpg

img400/2638/yunusca8.jpgimg440/6991/s6001703pj7.jpg 

 

Kültür ve sanat haftası(5-12 mayıs),Kazımkarabekir ilçemizde Kazımkarabekir paşayı anma törenleri(26 mayıs),mevlananın annesini anma törenleri(10 aralık),dil bayramı ve yunus emreyi anma törenleri(13 mayıs) ve ilçelerde kutlanılan elma ve kiraz festivalleri


 

This province is famous with its special breed of sheep and delicious yogurt.also special soup for winter(arabaşı soup),and etliekmek(bread with small meats) (ilimiz  kendine has koyun çeşidi ve yoğurduyla ,etliekmeğiyle,ayrıca kışa özel olan arabaşı çorbasıyla meşhurdur.

 

img154/6783/akkaramanlr2.gifimg400/6779/arabasigb8.jpg

img400/5215/batirikjpgkkbz9.jpgimg154/6774/guvecdh2.jpg

                                                 karaman sheep,arabaşı soup,batırık and calla meal

DEUTSCH

Generaldirektion für Gemälde und Museen

KARAMAN- MUSEUM

Das Museum befindet sich im Zentrum von Karaman, auf der Turgut Özal Strasse, hinter der Hatuniye Hochschule für Theologie, eines der schönsten architektonischen Beispiele aus der Zeit des Fürstentums Karamanoğulları.

img338/3716/dsc02405ls0.jpg

 

In und um Karaman sind Spuren von zahlreichen Zivilisationen aus prähistorischer und historischer Periode vorhanden. In der Umgebung von Karaman befinden sich heute zahlreiche Grabhügel und Ruinenstätten. Da allerdings die Museumstätigkeiten in Karaman sehr spät anfingen, wurden die beweglichen Funde aus diesen Gebieten in andere Museen gebracht.

Mit Unterstützung einiger lokalen Verwaltungsbeamten und Einwohner von Karaman, die der Meinung waren, dass archäologische und ethnographische Funde am Fundort ausgestellt werden müssten, wurde das erste Museum im Jahre 1961 in der Tourismusvereinigung und Bibliothek gegründet. Die Werke wurden im Jahre 1963 in einer Gebäude in der Stadtmitte, 1966 im Ibrahim Bey Armenküche, 1968 in einem Mietshaus und 1971 in dem momentan gebrauchten Gebäude ausgestellt.

img206/7104/karamanmuzesiea4.png

Das Museum ist zweistöckig und hat in jedem Stockwerk 550 m2 Nutzfläche. In der unteren Etage ist ein zweiter Ausstellungssaal, ein Lager, Fotoraum, Betriebsraum und Bibliothek vorhanden, die in Zukunft dem Besucherverkehr freigegeben werden können.

Der Ausstellungssaal im Obergeschoß besteht aus zwei Abteilungen, die Werke werden in 32 Vitrinen ausgestellt. In der archäologischen Abteilung befinden sich Werke verschiedener Zivilisationen aus der Jungsteinzeit, bis spätbyzantinischer Periode. In der ethnographischen Abteilung befinden sich Werke aus der Periode der Seldschuken, anatolischen Fürstentümern, der Osmanen und aus der republikanischen Zeit.

Im Museumsgarten werden im Grünen Steinwerke aus der byzantinischen und türkisch-islamischen Periode ausgestellt, wobei die Grabsteilen aus der römischen Periode die Mehrheit bilden.

In der Ausstellung sind insbesondere die Funde aus den Ausgrabungen bei Canhasan Tumulus aus der Jungsteinzeit-Kupferzeit beachtenswert. Unter den Canhasan Funden aus der Kupferzeit, die in den Vitrinen 1, 2, 3, 14 und 17 ausgestellt werden, befinden sich Behälter, Tier- und Menschenfiguren aus gebranntem Ton, Steinäxte, Pfeilspitzen aus Obsidian (Lavaglas), knöcherne Schaber, Halsketten und Armreife, Schmuckgegenstände aus Muscheln, Anhänger aus blauem Apatit und Mahlsteine aus Basalt.

In der Vitrine 4, wo Funden aus der Bronzezeit ausgestellt werden, befinden sich neben Gefäßfunde aus der Sısanın Tumulus und dem Dorf Gökçe Köyü, auch dunkelgrau polierte Tongefäße der Yortan-Kultur aus West-Anatolien.

In der Vitrine 5, wo Werke aus hellenistischer Zeit ausgestellt werden, befinden sich zusammengestellte Stücke aus Mersin-Gelindere, Muğla Iasso, Adıyaman und der Umgebung Karaman. Diese bestehen überwiegend aus Lekitos und Tellern.

Das meiste der in der Vitrine 6 ausgestellten Werke aus der römischen Periode stammen aus Karaman-Taşkale, Bayır, Karacaören und Kazımkarabekir. Unter diesen Werken befinden sich tönerne Menschen und Tierstatuetten, Öllampen, kleine Tonkrüge, Teller.
 

In der Vitrine 7 werden Tränen und Parfümfläschchen aus der römischen und der byzantinischen Epoche ausgestellt. Unter diesen sind sowohl einfache und musterlose als auch farbreiche und verzierte.

In den Vitrinen 8 und 9 werden Holzdeckel, Kastenteile, Schminkkasten, bronzene Kreuze, goldene Anhänger, bronzene Öllämpchen und Muster byzantinischer Keramiken aus der byzantinischen Periode ausgestellt.

In den Vitrinen 12, 13, 18 und 19 werden der Reihe nach griechische, venezianische, römische, byzantinische, osmanische und republikanische Münzen und Gelder, sowie Münzen und Gelder aus der Zeit der Fürstentümer und den Karamanoğulları ausgestellt.

In der Vitrine 15 werden bronzener Armreif, Statuetten und Opferplatten der Urartu ausgestellt. Diese Werke wurden dem Museum meist durch Ankauf zugeführt.

img206/2010/orta20kalkolitik20canhalw7.jpgIn der Vitrine 16 werden Steinstempel und Zylindersiegel aus der früh- und späthettitischen Periode sowie Abrucksabbildungen dieser Siegel ausgestellt.
In der Vitrine 20 in der ethnographischen Abteilung werden Fayencen, Mosaiken, Lüster, Gipsreliefe, Fayencen aus Çanakkale und Kütahya ausgestellt.
In den Vitrinen 21 und 22 werden aus der Umgebung von Karaman zusammengestellte seldschukische und osmanische Kessel, Servierblech, runde Tischplatten, Teller, Schalen, Mörser, Feldtassen und Schnabelkännchen mit geometrischen Formen und aus Pflanzenverzierungen dem 14. und 19. Jh. ausgestellt.

In den Vitrinen 24 und 25 werden Holzgegenstände wie Perlmutt eingelegte Schublade, hölzerne Stelzenschuh, Winde, Kaffeemühle, Spiegelhülle, Geschirrhalter, Messbehälter, großer Holzmörser, Musikinstrumente u. ä. ausgestellt.

In den Vitrinen 26 und 27 werden im Allgemeinen von den Turkmenen aus dem Taurus gebrauchte Zeltverzierungen aus Textil, Wiege, Tiergeschirr, Bekleidung, Lederstiefeln ausgestellt.

In den Vitrinen 28 und 29 werden Goldverzierte Korans, Sultanserlasse, Urteile der Schariagerichte und Ahi Evran Fütüvvetname aus der Zeit des Karamanoğulları Fürstentums und osmanischer Periode ausgestellt.

In der Vitrine 30 werden Petroleumlampen verschiedener Formen ausgestellt.
In der Vitrine 31 werden Silberanhänger, Hauben, Troddelschmuck, Kıstı, Şildir, Münzbesetzte Fes und Taschenuhren ausgestellt.
In der Vitrine 32 werden in der Gegend immer noch benutzt handgestrickte Socken und Handschuhe ausgestellt.
In der Vitrine 33 werden verschiede Glocken und Schellen für Tiere ausgestellt.
img206/9467/karamanmzesith5.jpg
Ferner werden auf zwei Tischvitrinen Stücke wie Waffen, Pulverbehälter, Schrotbeutel, Zündpfanne, Kerzenschere, Türknauf, Peitsche, Siegel, Mundstücke, Gebetsketten ausgestellt.

In der Ausstellung sind auch zwischen den Vitrinen hängende Teppiche und Kelims vorhanden. In der archäologischen Abteilung werden Funde wie Asklepios Statue, eine Seite eines Sarkophags der Sidemara- Typs und eine Frauenleiche aus byzantinischer Zeit ausgestellt.

Im Untergeschoß des Museums befindliche Abteilung, mit deren Bau in den vergangenen Jahren begonnen wurde, sind Schränke, Türe, Regale und Herd aus alten Karamanhäuser an die Wände montiert. In dieser Abteilung befinden sich auch einige landwirtschaftliche Geräte. Allerdings ist diese Abteilung noch nicht zur Besichtigung eröffnet.

Auf dem Obergeschoß befindet sich neben der Verwaltungsabteilung ein Ausstellungssaal, worin die Kunstarbeiten der Bevölkerung und der Studenten in Perioden ausgestellt werden.

FRENCH

Karaman - Le Musée de Karaman

Le musée se trouve au centre de Karaman, sur l’avenue Turgut Özal et derrière la madrassa (école Koranique) d’Hatuniye, l’un des plus beaux exemples de l’architecture du beylicat de Karamanoğulları.img206/7104/karamanmuzesiea4.png

On peut trouver, à Karaman et dans les environs, les traces de plusieurs civilisations appartenant à l’époque préhistorique et historique. Il y aujourd’hui aux alentours de Karaman un nombre important de tumulus et d’emplacements de ruines. Mais les activités du musée ayant débuté assez tardivement, la plupart des oeuvres mobiles, découvertes dans cette région, ont été envoyées dans d’autres musées.

img206/9467/karamanmzesith5.jpg

Soutenant l’idée que les oeuvres archéologiques et ethnographiques devront être protégées sur place, le premier musée a été constitué en 1961 dans le bâtiment de l’association pour le tourisme et la bibliothèque avec le soutien de certains administrateurs locaux et certains notables de Karaman. Les oeuvres ont été exposées en 1963 dans le bazar, en 1966 sous les hospices d’Ibrahim Bey, en 1968 dans une maison louée et en 1971 dans le bâtiment actuel.

img338/4711/dfag7.pngLe bâtiment du musée étant à deux étages, chaque étage a une superficie utilisable de 550 m². A l’étage du dessous, se trouvent une salle d’exposition, qui pourra être ouverte plus tard à la visite, un dépôt, une salle de photographie, un atelier et une bibliothèque.

A l’étage supérieur, la salle d’exposition est composée de deux sections ; les oeuvres sont exposées dans 32 vitrines. Dans la section archéologique, se trouvent des oeuvres appartenant à plusieurs civilisations allant de l’ère néolithique à l’ancienne époque byzantine. Dans la section ethnographique, des oeuvres datant des époques seldjoukide, des beylicats anatoliens, ottomane et de la République y sont exposées.

Dans le jardin du musée, se trouvent des stèles tombales, dont la majorité appartiennent à l’époque romaine ainsi que des oeuvres en pierre des époque byzantine et turco-islamique, installées sur un terrain de verdure. Parmi les oeuvres exposées, celles découvertes lors des fouilles du tumulus de Canhasan et datant des ères néolithique et chalcolithique attirent l’attention. Parmi les oeuvres de Canhasan, datant de l’ère chalcolithique, exposées dans les vitrines n°s 1, 2, 3, 14 et 17 se trouvent des poteries, des figurines masculines et animales en terre cuite, des haches en pierre, des flèches en obsidienne, des gratteurs, des colliers et des bracelets en os, des pièces d’ornement en coquillages de moules, des colliers en apatite bleue, des pierres de broyage en basalte.img206/4281/orta20kalkolitik20canhans5.jpg

Dans la vitrine n° 4 sont exposées des oeuvres datant de l’âge de bronze, dont des poteries du tumulus de Sısanın et du village de Gökçe ainsi que des poteries laquées noires et grise foncée appartenant à la culture Yortan d’Anatolie occidentale.

Dans la vitrine n°5 sont exposées des oeuvres de l’époque hellénistique, rapportées de Mersin-Gelindere, Muğla Iasos, Adıyaman, Karaman et des environs. La plupart sont constituées d’assiettes Lekitos.

Dans la vitrine n° 6, la plupart des oeuvres appartenant à l’époque romaine ont été recueillies de Karaman-Taşkale, Bayır, Karacaören et Kâzımkarabekir. On peut y trouver des figures masculines et animales en terre cuite, des lampes, des pots et des assiettes.

img206/659/kuranikerimgv7.png

Dans la vitrine n°7, sont exposés des flacons de gouttes de larmes et de parfum appartenant aux époques romaine et byzantine. Il y a des plats sans couleur et d’autres qui sont ornés de couleurs vives.

Dans les vitrines n°s 8 et 9, on peut y trouver des assiettes en bois, des parties de boîtes, des boîtes à maquillage, des croix en bronze, des bijoux en or, des lampes en bronze appartenant à l’époque byzantine ainsi que des exemples de céramiques byzantines.

Dans les vitrines n°s 12, 13, 18 et 19 des pièces de monnaie datant respectivement des époques grecque, vénitienne, romaine, byzantine, des Beylicats de Karamanoğlu, ottomane et de la République sont exposées.

Dans la vitrine n°15 sont exposés des bracelets en bronze, des figurines et des plaques de voeux datant de l’époque des Ourartous. Ces oeuvres, exposées au musée, ont en général été achetées.

Dans la vitrine n°16 se trouvent des sceaux en pierre et des cachets cylindriques appartenant aux époques ancienne et avancée des hittites ainsi que des photos de presse de ces cachets.

Dans la vitrine n° 20 de la section ethnographique, des faïences appartenant aux époques seldjoukide et ottomane, des mosaïques, des lastex, des faïences en rangées et sous-rangées, des reliefs en plâtre, des faïences de Çanakkale et de Kütahya y sont exposés.

Dans les vitrines n°s 21 et 22, se trouvent des marmottes, des plateaux, des “sini” (grands plateaux), des assiettess, des tasses, des hachoirs, des aiguillères ornées de dessins géométriques et de plantes datant des 14ème et 19ème siècles et appartenant aux époques seldjoukide et ottomane.

Dans les vitrines n°s 24 et 25, on trouve des tiroirs, des chaussures en bois, des treuils, un moulin à café, un refroidisseur pour le café, une boîte pour miroir, un protège-cuillère, une tasse servant de mesure, un mortier, des instruments de musique etc en bois orné de nacre.

Dans les vitrines n°s 26 et 27, sont exposés des ornements pour les tentes en tissu, un berceau, des attelages, des exemples d’habits et de bottes en cuir, utilisés en général par les Turkmènes ayant vécu dans le Taurus.

Dans les vitrines n°s 28 et 29, des Corans contenant des explications, des firmans (ordre), des résolutions sur la législation musulmane et l’ordre d’Ali Evran appartenant au Beylicat de Karamanoğulları et à l’époque ottomane.

Dans la vitrine n° 30, sont exposées des lampes à gaz de différentes formes.

Dans la vitrine n° 31, des bijoux en argent, des ornements de coiffure, des boucles, des pinces, des “childir”, des fez et des montres à gousset sont exposés.

Dans la vitrine n° 32, sont exposés des chaussettes et des gands tricotés à la main et utilisés encore de nos jours.

Dans la vitrine n° 33, se trouvent des cloches destinées à de différents animaux.

Par ailleurs, dans deux vitrines horizontales sont exposés des armes, de la poudre, des caisses, un coupe-chandelle, une cuillère, un heurtoir, un fouet, un cachet, un fume-cigarettes, et un chapelet.

 

img206/556/talarlz8.pngDes tapis et des kilims en forme de panneaux sont aussi suspendus entre les vitrines. Dans la salle archéologique, la statue d’Asklepios, une figure du type Sidemara et des découvertes telles que le corps d’une femme, peuvent également être admirées.

A l’étage du dessous, dans la partie en construction commencée l’année dernière, une armoire, une porte, un tiroir et un four, trouvés dans d’anciennes habitations de Karaman, ont été accrochés et montés sur les murs. Certains outils agricoles se trouvent dans cette partie, qui n’est pas encore ouverte à la visite.

img338/3584/hpim1248zo7.jpg

A l’étage supérieur, mise à part la partie réservée à l’administration, il y a une salle d’exposition dans laquelle les travaux artistiques du musée, traditionnels et réalisés par des étudiants, sont exposés périodiquement.

Adresse: Hatuniye Med. Arkası/Karaman
Tel: (338) 213 15 36

8月7日

CANBAZ KADI TÜRBESİ VE LARENDE (KARAMAN) KALESİNİN FETHİ (Conquest of Karaman Castle)

img217/9060/karamankalesihavadanpq3tk2.jpg

İkinci İbrahim Kadı askeri Canbaz kadı zade Abdurrahman efendiyi, minareden minareye ip gerip üzerinde gösteri yapan ip canbazı olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu tamamen Türk halkının yatırlara farklı gözle bakmalarına ve efsaneye düşkün olmasından ileri gelmektedir. Karamanoğulları zamanında  iyi eğitim görmüş becerikli askerlere canbaz denirdi. Canbaz kadı da o sülaleden gelme bir Türk büyüğüdür. Şu sıralarda türbe tamir halindedir. Zamanla şehir kodunun yükselmesi sebebiyle yapı yüzyirmibeş santim derinliğinde toprağa gömülü iken, çevresindeki topraklar temizlenerek türbe meydana çıkmıştır. Sonradan konulan yeni yazı ile yazılmış kitabede şöyle diyor:

 img258/1254/cambazmy7.gif


            KARAMAN BEYLERİNDEN İKİ İBRAHİM KADI ASKERİ CENBAZ KADI ABDURRAHMAN TÜRBESİ

Bir şey söyleyeyim mi? Bu kitabe bu türbeye yakışmamış. Kendi kitabesine ne oldu anlayamadım.Yukarıda iyi eğitim görmüş becerikli askerlere Karamanoğulları zamanında canbaz dendiğinden söz etmiştik. Larendenin Karamanoğulları topraklarına katılmasında canbazların büyük gayreti ve becerisi vardır. Karaman Bey Larendeyi Selçuklu Sultanı iki Kılıçaslandan  ister. Kılıçaslan da iki pare makbul şehrim var birini ona mı vereyim. Larende anam dedem tahtıdır diyerek reddeder. Ama bir müddet sonra anam atam tahtıdır dediği şehri Karaman Bey’in düşmanı Hacı Beylere verir. Karaman Bey Kılıçaslanın bu düşmanca hareketine çok sinirlenir ama belli etmez. Karaman Bey uzun müddet bu konu üzerinde durmayıp çevresine bu olayı unutturur. Bir gün ansızın av yapma bahanesi ile yanına iyi eğitim görmüş bir miktar asker alır, Ermenekten ayrılır. Nereye gideceğini askerlerinden bile saklayan Karaman Bey, Larende kalesinin önüne gelir. Dönüp askerlerine Larende kalesine baskın yapacaklarını ve hazır olmalarını tenbih eder. Ve bir baskınla kaleyi ele geçirir. Burada ele geçirdiği Hacı Beyi ve muhafızlardan birkaçını öldürür. Geri kalan kale muhafızları iç kaleye çekilip kapıları kapatırlar. Karaman Bey Larende pazarında yakaladığı Rum ve Ermenilerin elbiselerini askerlerine giydirerek kale kapısının önüne gönderir. Ermeni Rum elbisesi giyen askerler muhafızlardan Karaman Bey kendilerini yakalarsa öldüreceğini söyleyerek yardım isterler. Bunun üzerine kale muhafızları kapıları açarak askerleri içeri alırlar. İçeri giren askerler elbiselerinin içindeki palaları çekerek kaleyi teslim alırlar. Tarih 1260..

 

TALAT DURU'DAN ALINTIDIR....

KARAMANOĞLU MEHMET BEYİ ARIYORUM...

Karamanoglu Mehmet Bey'i arıyorum.Göreniniz , bileniniz, duyanınız var mi? Bir ferman yayınlanmıştı:
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye hatırlayanınız var mi?


Dolanın yurdun dört bir yanını, Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mi? Nutkum tutuldu, sasırdım merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mi?
* Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
* Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,
* Hanim ağanın, firstlady olduğuna şaşıranınız var mi?
* Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,
* Mağazanın süper, hiper, gross market,
* Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mi?
* İlan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard,
* Bilgi alisinin brifing, bildirgenin deklarasyon,
* Merakin, uğrasın hobby olduğuna güleniniz var mi?
* Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
* Beldelerin girişinde welcome, çıkısında goodbye okuyanınız var mi?
* Korumanın, muhafızın, body guard,
* Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
* İtibarin, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mi?
* Sekinin, alanın platform, merkezin center,
* Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
* Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mi?
* Is hanimizin plaza, bedestenimizin galeria,
* Sergi yerlerimizi, center room, show room,
* Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mi?
* Yol üstü lokantamızın fast food,
* Yemek çeşitlerimizin menü,Hesabini, adisyon diye ödeyeniniz var mi?
* İki katli evinizi dubleks, üç katli komşu evini tripleks, Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mi?
* Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
* Vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya,
* Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mi?
* Mesireyi, kir gezisini picnic,
* Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,
* Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mi?
* Çarpıcı önemli haberler, flash haber,
* Yasa, varol sevinçleri, oley oley,
* Yıldızları, star diye seyredeniniz var mi?
* Virvirik dağının tepesindeki köyde,
* Cafe show levhasının altında,
* Acının da acısı kahve içeniniz var mi?
* Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
* Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
* Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mi?
* Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk,
* Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,


Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mi?


Karamanoglu Mehmet Bey'i arıyorum, Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mi? Bir ferman yayınlamıştı ... Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mi?
 
 
YUSUF YANÇ(TÜRK DİLİ DERGİSİ-1999)
   
7月25日

ESKİ KARAMAN GÖRÜNTÜLERİ... (Old Photos of Karaman)

img217/9984/gt13b9ia9.jpg

Karaman'ın meşhur Şamkapu'su. Sağ taraftaki duvarla çevrili bina, hayvan kesimi yapılan Salhane'dir. Ortadaki boşluk yer 8 - 10 mahallenin sığırlarının biriktiği yerdir. "Hani, yan yan da Şamkapu'nun sığırına yan, tok gider aç gelir" dedikleri yer. Bu fotografı çeken kimse, bu fotografa iyi bakın,  bir daha göremeyeceksiniz demiştir belki de. Burada belediye binası dahil boş yer kalmamıştır.

The famous area of Karaman... its name is Şamkapu...

 

img266/3033/gt3733hl3.jpg

 

Cumhuriyet Parkı civarı (1970'li yıllar)

Cumhuriyet Park locality(in 70's)

 

 img266/8099/gt29d8sb9.jpg

1905'li yıllarda Karaman (Şimdiki Cumhuriyet Meydanı)

 (Karaman in 1905's...)

 

 img266/8799/gt2f6emq1.jpg

Cumhuriyet Parkı Meydanı (1955)

Cumhuriyet Park Square(in 1955)


 

 img217/9589/gt465anr6.jpg

Kavaklı Yol

 The road with poplars

   

img186/8243/gt3cfaso3.jpg

KARAMAN KALESİ İÇ GÖRÜNÜŞ 

(the inside of Karaman Castle)

 

img266/4043/gt3369tt5.jpg

 

Tongue out1960 lı yıllarda Birinci İstasyon CaddesiTongue out

 (1 st Station Road of Karaman in 1960's)

 

img266/6138/gt316bia1.jpg

 

1960'lı yıllarda İmaret ve çevresi.

İmaret Mosque and its surroundings in 1960's


 

img217/8080/gt4290nh2.jpg

 Askerlik Şubesi (recruitment office)

 

img186/4986/gt2ba4ts1.jpg 

Hacı Beyler Camii ve 1.nci İstasyon Caddesi hacı beyler mosque and 1st station road


 

 img217/2771/gt191bwu8.jpg

Karaman'ın Kuşbakışı Görünümü  bird's eye view of Karaman

 

 img217/4827/gt3afdfu1.jpg

Gazi Dükkan Mahallesinin Havadan Görünüşü. Taş kenarlı yapı, şimdi tamamen yıkılmış olan Cem Sultan Bedestenidir.

sight of Gazi Dükkan Parish from air...


 

 img186/58/gt445dnn8.jpg

Open-mouthed1961 Yılında İsmet Paşa CaddesiSmile

İsmet Pasha avenue in 1961

 

 

 img217/3027/gt4823bu1.jpg

1940'lı yıllar Atatürk Parkı.

Atatürk Park in 1940's


 

 

img266/3148/gt1eaehn9.jpg

 

Sırasıyla Otel, Adliye ve Belediye Binaları görevini gördü. Karadağ'da kiliseler yıkılarak elde edilen taşlarla yapıldı. Yapılış tarihi : 1894

it was built in 1894 and used as hotel ,court house and municipalty building...built from the stones which was demolished from the churchs on Karadağ(black mountain)


 

img217/6384/gt2278gz5.jpg

HACI BEYLER CAMİİ - H.757/M 1356 Tarihinde yaptırılmıştır. 1951 yılında tamir edilerek kütüphane olarak kullanılmaya başlamıştır. 1989 yılında tekrar ibadete açılmıştır. Vaktiyle camii yolun karşı tarafındaki Hacı Beyler Çeşmesine kadar uzanıyordu. 1903 - 1904 yılında vaktin belediye başkanı Çerkez Ahmet Efendi (Birant) İstasyon Yolunun açılmasına öncülük eder. Yol açılırken caminin yanından yıkılması sebebiyle cami kapısı yaklaşık 20 - 30 metre geri çekilmiştir. Kapıyı Almanlar monte etmiştir. Kapı sanat yönünden emsalsizdir
 Hacı beyler mosque:built in 1356 by Karamanoğulları emirate..it has a peerless entrance door..

Arşiv:Talat DURU ve Mustafa KOÇAK (Foto Renk)

 

 

Karamanoğulları Beyliği (Karamanid Emirate )

Karamanoğulları (Karamanoğlu) Beyliği

img232/2698/633pxeasternmediterranejv2.png

On üçüncü asırda, Karaman ili ve havâlisine hâkim olup, 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliği. Karaman aşîreti, Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur.

Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alâeddin Keykubad (1219-1237), Türkmen aşîretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. Bu sırada, 1228 senesinde Kilikya, Ermenilerden alınınca, Ermenek taraflarına da Karaman aşîreti yerleştirildi. O zaman, Karaman aşîretinin beyi Sadeddin oğlu Nûre Sufî idi. Türkmenler üzerinde nüfuz sahibi olan Nûre Sufî, Hıristiyanlara ait yerleri zaptederek topraklarını genişletti. Ölüm tarihi bilinmeyen Nûre Sufî’den sonra oğlu Kerîmüddin Karaman, aşîret beyi oldu. Bu sıralarda Türkiye Selçukluları Devleti, Moğol-İlhanlıların kontrolüne girmişti.

Karaman Bey; Ermenek, Mut, Gülnar, Mer’a ve Silifke kalelerini muhasara etti. Ermenek’i ele geçirdi. Sahip olduğu topraklarda, serbestçe hareket ediyordu. Bundan dolayı Türkiye Selçuklu sultanı Dördüncü Kılıç Arslan, Karaman Beyin hadise çıkarmasından çekinerek ona, Lârende (Bugünkü Karaman) Kalesini iktâ olarak verdi. Aynı zamanda kardeşi Bunsuz da, Selçuklu sultanının sarayında “candar” yani muhafız olarak görevlendirildi. Fakat, uç beylerinden bazılarının cezalandırılmasından endişelenen ve bir gün sıranın kendilerine geleceğini düşünen Karaman Bey, beraberinde kardeşi Zeynül-Hac ve Bunsuz olduğu halde, 20.000 kişilik bir kuvvetle Konya üzerine yürüdü. Ancak, Gevele Kalesi önünde yapılan muharebede Selçuklu veziri Muînüddin Pervâne, Karamanlıları mağlup etti. Karaman Beyin kardeşleri Zeynül-Hac ve Bunsuz yakalanarak Konya’da idam edildi.

Karaman Beyin, 1262 senesinde vefatı üzerine, Sultan Dördüncü Kılıç Arslan, bunun oğullarını Gevele Kalesine hapsettirdi ise de, Vezir Muînüddin Pervâne’nin müdahalesi ile serbest bıraktı. Kardeşlerden en büyüğü olan Şemseddin Birinci Mehmed Bey, Ermenek tımarına sahip olarak Karaman Beyi oldu. Mehmed Bey, aşîret reisi olduktan bir süre sonra isyân eden Hatiroğlu ile birleşerek Selçuklulara karşı faaliyete geçti ve Bedreddin Hutenî komutasında üzerine gönderilen Selçuklu-İlhanlı ordusunu, Göksu Derbendinde, âni bir taarruzla bozguna uğrattı. Daha sonra Konya üzerine yürüyerek, Cimri lakabı verilen Alâeddin Siyavuş’u Selçuklu sultanı ilan etti. Mehmed Bey, yanında Alâeddin Siyavuş olduğu halde, 1277 senesi Mayıs ayının on ikisinde Konya’ya girdi ve Siyavuş’un veziri oldu. Toplanan dîvânda Türkçe'den başka dil kullanılmamasına karar verdi. Bir süre sonra Akşehir ve civarında Sâhib Atâoğulları idaresindeki bir orduyu yendi. Bu sefer dönüşü Konya’ya sokulmayan Karamanoğlu Mehmed Bey, Ermenek’e çekilmek mecburiyetinde kaldı. Bu sırada Sâhib Cüveynî komutasındaki Selçuklu-İlhanlı ordusu, Konya’ya geldi. Bu ordu ile yaptığı çarpışmada yakalanarak bazı kardeşleri ile birlikte öldürüldü (1277). Bu hâdise, bir süre için Karamanlıları sindirdi.

Mehmed Beyin yerine, kardeşi Güneri Bey geçti. Bu da, Selçuklu şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesinde büyük rol oynadı. Güneri Bey, 1286 senesinde Tarsus üzerine yürüdü. Aynı sene İlhanlılar, Lârende ve havâlisini tahrip ettiler. Güneri Bey, dağlara çekildi. Karamanoğulları, bu tarihten sonra Moğollarla bazen anlaştılar, bazen savaştılar. Güneri Bey, 1300 senesinde vefat edince, yerine kardeşi Mahmud Bey geçti. Mahmud Bey, 1308 senesinde, Ermenilerle savaşırken öldü. İki oğlu arasında çıkan ihtilaflar, beyliğin birliğini sarstı ve beylik, Memlûklar'ın tesir sahasına girdi. Bu sırada beyliğin başına Yahşi Bey geçti. Yahşi Bey zamanında Karamanoğulları, tekrar Konya’ya hâkim oldu. Anadolu beylerinin kendi başlarına hareket etmeleri üzerine, İlhanlı Valisi Emîr Çoban idaresindeki Moğol ordusu, Anadolu’ya girdi (1314). Emîr Çoban, Konya’yı Karamanoğullarının elinden aldı. Yahşi Beyin ölümü üzerine Karamanoğullarının başına Bedreddin Birinci İbrahim geçti. Karamanlılar, bunun zamanında da Konya’ya hâkim oldular. Bedreddin İbrahim, 1319 senesinde Tarsus Ermenileri üzerine sefer düzenleyerek bazı yerleri ele geçirdi. İlhanlıların Anadolu Valisi Timurtaş’ın 1327 senesinde Mısır’a kaçması üzerine, diğer Anadolu beyleri gibi, Karamanoğulları da serbestçe hareket etmeye başladılar.

İlhanlıların çöküşü ile Karamanlılar hudutlarını genişletmeye devam ettiler. 1328 senesinde Gevele Kalesine kadar ilerlediler. Beyşehir’e hâkim oldular. 1333 senesinde Birinci İbrahim Bey, beylikten çekilerek yerini, kardeşi Alâeddin Halil Beye bıraktı. Bu beyin vefatından sonra, yeniden Birinci İbrahim Bey, Karamanlıların başına geçti. Ölümü üzerine yerini oğullarından Fahrüddin Ahmed bey aldı. Beyliği çok kısa süren Ahmed Bey, Moğollarla savaşırken öldü (1350). Bundan sonra kardeşleri Süleyman ve Şemseddin beyler, kısa süreler ile başa geçtiler. Karamanoğulları Beyliğinde bu iki kardeşi, Burhâneddin Musa Bey takip etti. Bu bey, hastalığı yüzünden Seyfeddin Süleyman ile Karaman Beyi, Lârende’ye göndererek kendisi Mut’a çekildi. 1356 senesinde, Musa Beyin yerine Süleyman Bey geçti. Beş sene kadar saltanat süren Süleyman Bey, Sivas Emîri Eretnaoğlu Mehmed Bey tarafından bir hileyle öldürüldü (1361). Bundan sonra, Ebü’l-Feth lâkabını taşıyan Alâeddin Ali Bey, Karamanlıların başına geçti.

Alâeddin Ali Bey, başa geçer geçmez, Osmanlılar'la münasebet kurdu. Ali Bey, faal, mücadeleci ve azim sahibi bir hükümdardı. Osmanlı Sultanı Murad Hüdâvendigâr’ın kızı Nefîse Sultan ile evlenerek iki sülale arasında akrabalık tesis etti. Osmanlıların Anadolu’ya yayılmalarından ve beylikleri elde etmelerinden çekinen Alâeddin Ali Bey, Eretnaoğulları ve diğer Türk beyleri ile bir ittifak kurma gayretine düştü. Fakat Sultan Birinci Murad’ın aldığı yerinde tedbirler, bu gayretleri neticesiz bıraktı. Alâeddin Ali Bey, daha sonra Kıbrıslıların elinde bulunan Gorigos (Kız Kalesi) üzerine yürüdü ve kaleyi muhasara etti. Kendisini bu sefere teşvik eden Moğol kumandanı Yelboğa Nâsırî’nin muhasara sırasında ölümü üzerine, Karamanlılar muhasarayı kaldırarak geri çekildiler. Alâeddin Ali Bey, daha sonra komşu beyliklerin arazisinden bazı yerleri zaptetti. 1376 yılında Kayseri’yi muhasara edince, Eretnaoğlu Ali Bey Sivas’a çekildi. Fakat Eretnaoğlunun veziri Kadı Burhâneddin, Alâeddin Ali Beyi geri çekilmek zorunda bıraktı.

Alâeddîn Ali Bey, kayınpederi ve Osmanlı Sultanı Birinci Murad Hanın, Rumeli’de fetihlerde bulunmasından faydalanarak, Osmanlılara ait olan Beyşehir’i ele geçirdi. Bunun üzerine, Rumeli’den Anadolu’ya geçen Sultan Murad Han, yaptığı muharebede Karamanoğullarını mağlup ederek, Konya’yı muhasara etti ise de, Kızı Nefîse Hâtunun ricası ile, aldığı yerleri iade ederek barış yaptı (1386). Bu sulh, 1389 senesinde, Sultan Murad Hüdâvendigâr’ın Kosova Savaşı'nda şehid olması üzerine, Karamanlılar tarafından bozuldu. Alâeddin Bey, tekrar Osmanlı topraklarına girdi. Bu durum karşısında, Osmanlı sultanı olan Yıldırım Bayezid Han, Batı Anadolu’ya geçerek, Saruhan, Aydın ve Menteşe beyliklerini Osmanlı topraklarına ilhak ettikten sonra, Karamanoğlu Alâeddin Ali Beyi mağlup ederek, tekrar barışa mecbur etti. Daha sonraki senelerde, Timur Han'ın Doğu Anadolu’ya hâkim olmasıyla, Alâeddîn Ali Bey, ona tâbi oldu. İki düşman arasında kalan Kadı Burhâneddîn, Karamanlılara karşı harekete geçti ve 1396 senesinde Konya önlerine kadar gelerek, beylik topraklarının bir kısmını ele geçirdi. Bu hâdiseden iki sene kadar sonra Alâeddin Ali Bey, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid Hanın Rumeli Seferinde olmasından faydalanarak, tekrar Osmanlı topraklarına girdi ve Ankara’ya baskında bulundu. Bu olay üzerine Yıldırım Bayezid Han, büyük bir ordu ile Karaman seferine çıktı. Arpaçay Muharebesinde, Karaman ordusunu bozguna uğrattı. Alâeddin Ali Beyin Konya’ya sığınması üzerine, Yıldırım Bayezid Han, Konya’yı muhasara etti. On günlük bir muhasaradan sonra Konya halkı, şehri Sultan Bayezid’e teslim etti. Alâeddin Bey, yakalanarak öldürüldü. Böylece, Karaman Beyliğinin toprakları Osmanlılara geçerek, beylik sona erdi (1398). Yıldırım Bayezid, kız kardeşi Nefîse Hâtun ile iki oğlu Ali ve Mehmed Beyleri Bursa’ya gönderdi. Bu iki kardeş, Ankara Savaşı sonuna kadar burada kaldılar.

Yıldırım Bayezid’in 1402’de Ankara Savaşında, Timur’a yenilmesi üzerine, Karamanoğullarından Mehmed ve Ali Bey, Bursa’da hapisten çıkarıldı. Timur Han, Karaman Beyliğinin başına Alâeddin Beyin büyük oğlu Mehmed Beyi geçirdi. Kardeşi Ali Bey, ona tâbi olarak Niğde emîri oldu. Mehmed Bey, fetret devrinde, Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht mücadelelerinden istifade etmesini bildi. Sultan Çelebi Mehmed Hanın müttefiki Germiyanoğlu Yâkub Beyin arazisine girdi. Bursa üzerine yürüyüp şehri tahrip etti (1413). Buna karşılık olarak Çelebi Mehmed Han da, Karamanoğulları arazisine girdi ve 1414 senesinde Konya önlerinde Mehmed Beyi mağlup etti. Mehmed Bey, çok geçmeden tekrar Osmanlı topraklarına girdi. Fakat, Bayezid Paşa karşısında bozguna uğrayıp, esir düştü. Sultanın huzuruna getirilen Karamanoğlu Mehmed Bey özür dileyince, 1415 senesinde sulh yapıldı. Antlaşmaya göre, Osmanlılar, zaptettikleri Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir’e hâkim oldular.

Ramazanoğlu Ahmed Bey, Timur Hanın Anadolu’da bulunduğu sırada, Karamanoğullarına ait Tarsus şehrini ele geçirip, Memlûk Sultanı Melik Müeyyed Şeyh adına hutbe okuttu. İki sene sonra Mısır ve Şam emîrleri arasındaki ihtilâftan istifade eden Mehmed Bey, oğlu Mustafa Bey kumandasında bir ordu ile Tarsus’u tekrar ele geçirdi. Bu durum Memlûk Sultanıyla arasının açılmasına sebep oldu. Memlûk Sultanı Müeyyed, oğlu İbrahim kumandasında bir orduyu Anadolu’ya gönderdi. Mehmed Bey, Memlûk kuvvetlerinin Niğde, Konya Ereğlisi ve Lârende’yi zaptetmesi üzerine Taşeli’ne kaçtı. Karamanoğulları toprakları Memlûk Devleti'nin himayesinde olarak, Mehmed Beyin kardeşi ve Niğde emîri Ali Beye verildi. Bu hâdiselerden sonra, Karamanoğlu Mehmed Beyin Kayseri’yi ele geçirme teşebbüsü neticesiz kaldı. 1420 senesinde yapılan muharebede, Ramazanoğlu Nâsıreddîn Mehmed Bey tarafından esir alınarak Kahire’ye gönderildi ve burada hapsedildi.

Mehmed Beyin büyük oğlu İbrahim Bey, Osmanlılara sığındı. Osmanlıların yardımı ile Konya ve Lârende’yi ele geçirdi. Amcası Ali Beyi, tekrar Niğde’ye çekilmek zorunda bıraktı. Osmanlıların, Karamanoğullarının iç işlerine müdahalesini hoş karşılamayan Memlûk Sultanı, Mehmed Beyi serbest bıraktı. Mehmed Bey, başa geçer geçmez, Osmanlılara karşı cephe aldı. Hamidoğlu Osman Bey ile anlaşarak Antalya üzerine bir sefer düzenledi. Antalya Muhafızı Hamza Bey, şehri kahramanca müdafaa etti. Muhasara sırasında Mehmed Bey, isabet eden bir top güllesiyle öldü (1423). Bu sefere katılan İbrahim Bey, babasının cenazesini alarak Lârende’ye çekildi. Kardeşi Alâeddin Ali Bey ise, Antalya’ya sığındı. Böylece, ikinci defa Karaman tahtına çıkan İbrahim Bey, Osmanlıların yardımı ile amcası Ali Beyi tekrar Niğde’ye çekilmeye mecbur etti. Fakat, daha sonra Osmanlılarla olan dostluğu bozdu. Kendisini kuvvetli hissedince beyliğin üzerindeki Memlûk nüfuzuna da son verdi. Memlûklar, İsa Beyi, kardeşi İbrahim’e karşı destekledilerse de muvaffak olamadılar. İsa Bey, Kahire’ye kaçtı. İbrahim Beyin zamanında Karamanoğulları, en parlak devirlerini yaşadılar. Osmanlılar aleyhine ittifak yapan İbrahim Bey, 1433 senesinde Macarların, Osmanlılara saldırmasını fırsat bilerek Beyşehir’i aldı. Osmanlı sultanı, Rumeli’de Macarları yendikten sonra Karamanoğlu İbrahim Bey üzerine yürüdü. Konya’ya kadar birçok şehri zaptetti. İbrahim Beyin sulh isteği, aldığı yerleri geri vermek ve bir daha antlaşmaya aykırı harekette bulunmamak şartıyla kabul edildi.

Diğer taraftan, Memlûk Sultanlığı ile Dulkadiroğulları arasındaki ihtilaftan faydalanan İbrahim Bey, Kayseri’yi ele geçirdi. Bu durum, Osmanlılarla Memlûkların arasını açtı. Kayseri’den sonra Osmanlı topraklarına giren ve Amasya Kalesini muhasara eden İbrahim Beye karşı, Sultan İkinci Murad Han, kendisinden yardım isteyen Dulkadiroğlu Süleyman Beye yardımcı kuvvet gönderdiği gibi, Tokat sancak beyine de bu kuvvetlere katılarak Kayseri’yi zaptetmelerini emretti ve şehir 1436 senesinde alındı. Bundan sonra İbrahim Beyin kardeşi olan ve Osmanlıların yanında bulunan İsa Bey, Karaman arazisine yaptığı akınlarda Akşehir’i ele geçirdi. Karamanoğlu üzerine yapılan akınların birinde, İsa Bey öldü. 1437 senesinde İbrahim Beyin, Osmanlı Devleti ile sulh yapması üzerine, Anadolu’da sükûnet hâsıl oldu.

İbrahim Bey, 1444 senesine kadar, Osmanlı Devletine karşı hiçbir harekette bulunmadı. Fakat Osmanlılar Sofya’ya kadar inen Haçlı kuvvetlerini karşılamaya gittiklerinde, Osmanlı Devletini arkadan vurmakta da tereddüt etmedi. Karamanoğlu kuvvetleri, Ankara ve Kütahya’ya kadar olan yerleri tahrip ettiler. Sultan Murad Han, Macarları mağlup ettikten sonra, Anadolu’ya geçerek, Karamanoğulları üzerine büyük bir sefer düzenledi. İslâm âleminde suçlu duruma düşen ve çaresiz kalan İbrahim Bey, yemin vermek suretiyle, ağır şartlar altında, Osmanlı Devleti ile sulh yaptı. Bu ahidnâmede İbrahim Bey, her sene, bir oğluyla kendi askerini Osmanlı Devleti hizmetine göndermeyi taahhüt ediyordu. Edirne-Segedin antlaşması bozulup, Haçlılar, taarruz ederek Varna önüne geldikleri zaman, İbrahim Bey yeminine sadık kalarak, antlaşmaya aykırı bir harekette bulunmadı. İkinci Kosova Savaşı'nda (1448) Haçlılara karşı Osmanlı ordusuna yardımcı kuvvetler gönderdi.

Hıristiyanlara karşı yapacağı bir seferin, üzerindeki kötü intibâı sileceğini hesaplayan İbrahim Bey, henüz Kıbrıslıların elinde bulunan Gorigos’a taarruza karar verdi ve 1448 senesinde, Gorigos’u fethetti. 1451 senesinde, Osmanlı tahtına Sultan İkinci Mehmed Han'ın (Fatih) geçmesi, İbrahim Beye yeni ümitler vermişti. Fakat, Sultan Mehmed’in Karaman üzerine yürümesi, onu tekrar barışa mecbur etti. İstanbul’un fethi hazırlıkları sırasında Karamanoğulları, Venediklilerle ticaret antlaşması yaptılar. Aslında antlaşmada zikredilen düşman, Osmanlı Devletiydi. İbrahim Bey, 1456 senesinde Tarsus, Adana ve Külek taraflarını ele geçirmek için sefer düzenleyince, Memlûklar, bir ordu göndererek Karaman topraklarını tahrip ettiler. İbrahim Bey, Fatih Sultan Mehmed’in Kastamonu ve Trabzon seferlerinde, antlaşma gereğince oğlu kumandasında asker yolladı (1461).

İbrahim Beyin son günleri ıstırap içinde geçti. Oğulları, sağlığında Karaman tahtına geçebilmek için, mücadeleye başladılar. İbrahim Bey, büyük oğlu İshak Beyi veliaht ve İçel valisi yapmıştı. İshak Bey, babasının sağlığında idareyi bizzat ele aldı. Fakat, taht mücadelesinde babasıyla beraber Kavala Kalesine çekildi. Diğer oğlu Pir Ahmed, Konya’da hükümdarlığını ilan etti. Bu sırada İbrahim Bey, Kavala’da öldü. İshak Beye rakip olarak Pir Ahmed’in çıkması; Osmanlı, Memlûk ve Akkoyunlu devletlerinin, beyliğin iç işlerine karışmalarına sebep oldu. Neticede Pir Ahmed, Osmanlıların yardımını sağlayarak Antalya Valisi Hamza Beyin kuvvetleriyle Karaman’a girdi. İshak Bey, yenilerek Silifke’ye çekildi ve yardım için Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına gitti. Pir Ahmed, Karamanoğullarının başına geçince, Osmanlılara yardımları karşılığında Beyşehir ve Ilgın’ı verdi. Fakat, Ahmed Beyin bir süre sonra Akkoyunlu ve Venediklilerle anlaşması, Fatih Sultan Mehmed Hanın Karaman üzerine sefere çıkmasına sebep oldu. Osmanlı kuvvetleri Konya’yı aldı. Ahmed Bey, Lârende önlerinde Mahmud Paşa'ya yenilerek Tarsus’a kaçtı. Fatih Sultan Mehmed, oğlu Şehzade Mustafa’yı, Karaman vilâyetine tâyin etti ise de, Karaman’ın yerli halkı, beylerine sadıktı. Pir Ahmed Bey, kardeşi Kasım Beyle barışarak Karaman Beyliği için beraberce mücadele etti. Akkoyunlu Uzun Hasan ve Venediklilerin teşebbüsleri, Karaman topraklarının Osmanlılar tarafından ele geçirilmesini önleyemedi. Osmanlılar, Otlukbeli Savaşı'nda Uzun Hasan’ı yendikten sonra, Karamanoğlu topraklarına tamamıyla sahip oldu. Gedik Ahmed Paşa, önce Ermenek, sonra da Mennan Kalesini ele geçirdi ve Silifke’yi zaptetti. Şehzade Mustafa da Develi-Karahisar’ı teslim aldı. Bu sırada Pir Ahmed öldü ve Karamanoğullarının başına Kasım Bey geçti. Kasım Bey devrinde, bütün mücadelelere son verildi.

Karaman valiliğine gönderilen Şehzade Cem Sultan, Karaman beyleri ile dostluk tesis ederek, onların kalbini kazandı. Karamanoğullarının son varisi olan Kasım Bey, Karaman valisi tayin edilen Şehzâde Cem Sultan ve Sultan İkinci Bayezid Han ile anlaşarak, Osmanlı himayesinde, ölüm tarihi olan 1483 Şubatına kadar, İçel taraflarında hüküm sürdü. Onun ölümü ile, Karamanoğulları Beyliği sona erdi. Kasım Beyin damadı Turgut’un oğlu Mahmud Bey, 1487 senesine kadar İçel’de sancak beyliği yaptı. Onun, beyliği yeniden ihya etme faaliyetlerine karşılık, üzerine kuvvet gönderildi. Karşı duramayan Mahmud Bey tutunamayıp, Memlûklara sığındı, Karamanoğulları toprakları Sultan İkinci Bayezid devrinde, bütünüyle Osmanlı Devleti sınırları içine alındı.

Karamanoğulları, Anadolu beyliklerinin, Osmanoğullarından sonra en mühimi, en büyüğü, en kudretlisi ve en devamlısıdır. Konya’yı, yani Türkiye Selçukluları’nın merkezini elinde tutan Karamanoğulları, kendilerini Selçukluların halefi saymışlardır. Fakat Osmanoğullarının, manevî, siyasî ve jeopolitik durumları, gazâlarının kazandırdığı itibar ve hükümdarlarının emsalsiz dehası karşısında, bu iddiaları, hayalden öteye gidememiştir. Karaman-Türkmen Beyliği, 1250 senelerinden 1487 yılına kadar, yaklaşık iki yüz otuz yedi sene hüküm sürmüştür.

Kültür ve medeniyet: Karamanoğullarının siyasî ve ticarî ehemmiyeti, memleketlerinin coğrafî durumuna göreydi. Bunlar, kuvvetli düşmanları karşısında sarp yerlere çekilerek korunurlar, tehlike geçince tekrar İçel ve Lârende taraflarına gelirlerdi. Karaman Beyliğinin ilk hükümet merkezi, Ermenek’ti. Sonraları toprakları genişleyince, Lârende kasabasını uzun müddet merkez olarak kullandılar. Konya’yı ele geçirince, devlet merkezini buraya taşıdılar. 1463 senesinde, Konya Osmanlılara geçince, Lârende’yi tekrar merkez yapan Karamanoğulları, ikiye bölündü. Bu zamanda, muvakkat olarak Niğde ve Silifke’yi de hükümet merkezi yaptılar. Karamanoğullarında, memleketin bütünü, baştaki bey ile ailenin diğer fertleri tarafından idare edildiğinden, bu beylikte hükümranlık, aileye münhasır idi ve beylerinin resmî ve umumî bir unvanı yoktu.

Şehâbeddin Ömer, Mesâlik-ül-Ebsâr isimli eserinde, 14. asrın ilk yarısında, Karamanoğulları’nın 25.000 atlı ve 25.000 yaya askeri olduğunu kaydetmiştir. Bunlardan başka aşîret kuvvetlerinden de faydalanmışlardır.

Geçitler vasıtasıyla Konya’ya ulaşan ticaret yollarını kontrol eden Karamanlılar, Ceneviz ve Kıbrıs tâcirlerinden aldıkları vergilerle, mühim bir gelir temin ediyorlardı. Lamos, Silifke, Anamur ve Manavgat gibi kendilerine ait limanlardan tahsil ettikleri gümrük resmi de belli başlı gelirlerindendi.

Karamanoğullarının Ermenek, Anamur, Lârende, Aksaray, Niğde ve Konya’da inşa ettirdikleri mimarî eserler, Selçuklu sanatının takipçisi olduklarını göstermektedir. Karaman’da Nefîse Sultan tarafından Mimar Nûman bin Hoca Ahmed’e yaptırılan Hâtuniye Medresesi, Selçuklu mimarî tarzının özelliklerini taşır. Yine Karaman’da 1388 senesinde yaptırılan Alâeddin Bey Kümbeti, kesme taştan on iki köşeli olup, üzeri yivli konik bir külah ile örtülüdür. Bu eser, Selçuklu mimarisi tarzından farklı bir üslupla yapılmıştır. Karamanoğulları, ayrıca birçok yerde cami, medrese, han ve kervansaraylar inşa ettirmiştir. Niğde’de Ak Medrese, Zinciriye Medresesi, Aksaray Ulu Cami; Karaman’da İbrahim Bey İmareti, Nefîse Sultan Camii, Aktekke Camii; Ermenek’te Havâsıl Camii ile Ulu Cami ve Tol Medrese; Konya’da Nâsuh Bey Dâr-ül-Huffâzı, Has Bey Dâr-ül-Huffâzı ve Hasbeyoğlu Mescidi, Karamanoğlu beyleri tarafından yapılmış eserlerdir.

Çini sanatı, Türkiye Selçukluları zamanında zirveye çıkmış, Karamanoğulları zamanında da bu durumunu muhafaza etmiştir. Alçı sanatı da aynı kuvvetle devam etmiştir. Karamanoğullarından Alâeddin Ali Bey ve haleflerinin, gümüş sikkeleri görülmektedir.

Karamanoğulları (Tarih Sırasına Göre)

1. Nûre Sûfî Bey (başkenti: Ereğli) (1250?-1256?)
2. Kerîmeddin Karaman Bey (Başkenti: Ermenek) (1256?-1261)
3. Şemseddin I. Mehmed Bey (1261-1283)
4. Güneri Bey (1283-1300)
5. Bedreddin (Mecdeddin) Mahmud Bey (1300-1308)
6. Yahşı Han Bey (1308-1312) (Başkenti: Konya)
7. Bedreddin I. İbrahim Bey (1312-1333, 1348-1349)
8. Alâeddin Halil Mirza Bey (1333-1348)
9. Fahreddin Ahmed Bey (1349-1350)
10. Şemseddin Bey (1350-1351)
11. Hacı Sûfi Burhâneddin Musa Bey (Başkenti: Mut) (1351-1356)
12. Seyfeddin Süleyman Bey (1356-1357)
13. Damad I. Alâeddin Ali Bey (1357-1398)
14. Sultanzâde Nâsıreddin (Gıyâseddin) II. Mehmed Bey (1398-1399)
15. Damad Bengi II. Alâeddin Ali Bey (1418-1419, 1423-1424)
16. Damad II. İbrahim Bey (1424-1464)
17. Sultanzâde İshak Bey (1464)
18. Sultanzâde Pîr Ahmed Bey (1464-1469)
19. Kasım Bey (1469-1483)
20. Turgutoğlu Mahmud Bey (1483-1487 )

 

-English -

img266/9515/normalkaramanogluse0jw6.jpg

Beylik of Karaman or of Karamanoğlu (Karamanoğulları in Turkish plural), also called the Karamanid Dynasty or the Karamanids, was an Anatolian Turkish Beylik state centered in south-central Anatolia, around the present-day Karaman Province. From the 13th century until its fall in 1467, Karamanoğlu was one of the most powerful states in Anatolia

History
The Karamanids traced their ancestry back to Hoca Sadeddin and his son Nure Sufi, who emigrated from Azerbaijan to Sivas. He moved from there to the western Taurus Mountains, near the town of Larende, where he worked as a woodcutter. Nure Sufi's son, Kerimeddin Karaman Bey, gained a tenuous control over the mountainous parts of Cilicia in the middle of the 13th century. A persistent but spurious legend, however, claims that the Seljuk Sultan of Rum, Kayqubad I instead established Karaman in these lands.[2]

Karaman expanded his territories by capturing castles in Ermenek, Mut, Ereğli, Gülnar, Mer, and Silifke. As a reward for this expansion of Seljuk territory, the sultan Kilij Arslan IV gave the town of Larende (now Karaman in honor of the dynasty) to the Karamanoğlu. In the meantime, Bunsuz, brother of Karaman Bey, was chosen as a bodyguard (Candar) for Kilij Arslan IV. Their power rose as a result of the unification of Turkish clans that lived in the mountainous regions of Cilicia with the new Turkish elements transferred there by Kayqubad.

Good relations between the Seljuks and the Karamanids did not last. In 1261, on the pretext of supporting Kaykaus II who had fled to Constantinople as a result of the intrigues of the chancellor Pervâne, Karaman Bey and his two brothers, Zeynül-Hac and Bunsuz, marched toward Konya, the capital of Seljuks, with 20,000 men. A combined Seljuk and Mongol army, led by the chancellor Mu'in al-Din Suleyman, the Pervane, defeated the Karamanoğlu army and captured Karaman Bey's two brothers.

After Karaman Bey died in 1262, his older son, Şemseddin Mehmet I, became the head of the house. He immediately negotiated alliances with other Turkmen clans to raise an army against the Seljuks. During the 1276 revolt of Hatıroğlu Şemseddin Bey against Mongol domination in Anatolia, Karamanoğlu also defeated several Mongol-Seljuk armies. In the Battle of Göksu in 1277 in particular, the central power of the Seljuk was dealt a severe blow. Taking advantage of the general confusion, Mehmed Bey captured Konya on 12 May and placed on the throne a pretender called Jimri who claimed to be the son of Kaykaus. In the end, however, Mehmed was defeated by Seljuk and Mongol forces the same year, and executed with some of his brothers.

Despite these blows, Karamanoğlu continued to increase their power and influence, largely aided by the Mamluks of Egypt, especially during the reign of Baybars. Karamanoğlu captured Konya on two more occasions in the beginning of the 14th century, but were driven out the first time by emir Chupan, the Ilkhanid governor for Anatolia, and the second time by Emir Chupan's son and successor Timurtash. An expansion of Karamanoğlu power occurred after the fall of the Ilkhanids. A second expansion coincided with Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey's marriage to Nefise Sultan, the daughter of the Ottoman sultan Murad II, the first important contact between the two dynasties.

As Ottoman power expanded into the Balkans, Aleaddin Ali Bey captured the city of Beyşehir, which had been an Ottoman city. However, it did not take much time for the Ottomans to react and march on Konya, the capital city of Karamanids. A treaty between the two kingdoms was made and peace existed until the reign of Bayezid I.

Timur gave control of the Karamanid lands to Mehmet Bey, the oldest son of Aleaddin Ali Bey. After Bayezid died in 1403, the Ottoman Empire went into a political crisis. During this time, the Ottoman family fell prey to an internecine strife. It was an opportunity not only for Karamanoğlu, but also for all of the Anatolian beyliks. Mehmet Bey assembled an army to march on Bursa. He captured the city and damaged it; this would not be the last Karamanid invasion of Ottoman lands. However, Mehmet Bey was captured by Bayezid Pasha and sent to prison. He apologized for what he had done and was forgiven by the Ottoman ruler.

Ramazanoğlu Ali Bey captured Tarsus while Mehmet Bey was in prison. Mustafa Bey, son of Mehmet Bey, retook the city during a conflict between the Emirs of Sham and Egypt. After that, the Egyptian sultan sent an army to retake Tarsus from the Karamanids. The Egyptian Mamluks damaged Konya after defeating the Karamanids, and Mehmet Bey retreated from Konya. Ramazanoğlu Ali Bey pursued and captured him; according to an agreement between the two leaders, Mehmet Bey was exiled to Egypt for the rest of his life.

During the Crusade of Varna against the Ottomans in 1443-4, Karamanid İbrahim Bey marched on Ankara and Kütahya, destroying both cities. In the meantime, the Ottoman sultan Murad II was returning from Rumelia with a victory against the Hungarian Crusaders. Like all other Islamic emirates in Anatolia, the Karamanids were accused of treason. Hence, İbrahim Bey accepted all Ottoman terms. The Karamanid state was eventually terminated by the Ottomans in 1487, as the power of their Egyptian allies was declining.

Karamanid architecture

66 mosques, 8 hammams, 2 caravanserais and 3 medreses built by the Karamanoğlu reached our day. Some among notable works of Karamanoğlu architecture are as follows:

  • Hasbey Medrese (1241)
  • Şerafettin Mosque (XIII century)
  • İnce Minare (Dar-ül Hadis) Medrese (1258-1279)
  • Hatuniye Medrese

DSC_0339DSCN5295IMG_4245
Aladdin Bey Tomb-Hoca Mahmud Kur'an School-Aktekke Mosque

aksaray-tarihi_ulu_camik_kadirbaba_PIC_0016Karaman2IMG_9037
Aksaray Grand Mosque- Konya Hasbey Kur'an School-Karaman Hatuniye Madrasah-Karaman İbrahim Bey Tomb
Nigde10Tol%20Medreseulucamigirisuntitled
Niğde Ak Madrasah-Ermenek Tol Madrasah-Ermenek Grand Mosque-Aksaray Zinciriye Madrasah

DSCN56158699141DSCN5578
Karaman Hacı Beyler Mosque-Demirgömlek and Kızlar Tomb

KARAMAN YÖRESİ DEYİM VE ATASÖZLERİ - idiom and proverbs of Karaman region

  • (Sanki) Su basardan tarla bağışlamak: Yaptığı küçük bir iyiliği büyütenlere (sanki) karşılığını ödememişim yollu alaylı küçümseme
  • Abdesti bizimle alıp, namazı başkalarıyla gılıyorsun: Zahmeti biz çekiyoruz sefayı başkalarıyla sürüyorsun yollu sitem
  • Açlıktan sünmek: Aşırı acıkmak
  • Adam olmadığının var bir ilası: sebebi
  • Adışara (Akçaşehir Kasabası) gabala düğüne dutulmak: İki üç gün sürecek kasaba düğünü, iş, görev için götürü kiralanmak
  • Ağalık yapmak: Büyüklük yapma, ikram etme, bedelini karşılama
  • Ağız eğmek — eymek: İstemeye istemeye konuşma, rica etmek
  • Ağzı hayra açmak: İyi şeyler konuş anlamında uyarı
  • Altını çalılamak: Yemekten önce hafif atıştırma (Yeşildere yöresi)
  • Arnının şakından vurmak: Alnın ortasından vurmak
  • Bacağı gırık it gibi gezmek: Çok gezmek, gezmedik yer bırakmamak
  • Bak, beni kendine uydurma: Ben senin kadar kötü olmasını da bilirim.
  • Bangaya para yatırmak: Küçük çiş yapmak
  • Bangaya tüm para yatırmak: Büyük çiş yapmak
  • Barnağını batırmak: Faydalanmak, bir şeyden sebeplenme
  • Ben umarım acımdan, bacım ölür acından
  • Bıyık bükmek: Adam sende, boşver manasında önemsememek
  • Bitti kepek, getirsin köpek
  • Boğazımda bostan mı bitecek?: Yemesem de olur şeklinde avunma
  • Boya boyamak: Boya yapmak
  • Bulup buşurmak: İmkanları zorlayarak bulmak
  • Bulupta    bunsuramak:    Sahip    olunan    şeyin    değerini bilememek
  • Cevranlayıp gelmek — gitmek: Dolaşıp gelmek
  • Cırlavuk yavrusu gibi bağırmak: (Yiyecek bekleyen) Kuş yavrusu gibi bağırmak
  • Combalak gılmak: Sırtüstü takla atmak
  • Cork cork içmek: Bir şeyi içip yutarken ses çıkarmak
  • Çarkıdığı çıkmak: Yorulmak dermansız kalmak
  • Çay goymak — gatmak:  Bardağa  çay koymak — ikram etmek
  • Çocuğa görünmek: Çocuğa çıkışmak, kızmak
  • Dediği dedik, çaldığı dilli düdük
  • Deli gıza her gün bayram: Dertsiz, tasasız, gününü gün eden
  • Devramber çitlemek: Ayçekirdeği, çekirdek yemek
  • Dır dır vır vır ötmek: Durmadan konuşmak, konuşmayı uzatmak
  • Dirim dirim dırımlamak: Aşırı zorluk çekmek
  • Direzi çözmek: Defalarca gidip gelme, yineleme
  • Dişinin ganını (etini) somurmak (emmek): O kadar yoksul ve çaresiz ki
  • Doktora görünmek - çıkmak: Doktora muayene olmak, vizite
  • Dükkan — ev yarmak: Dükkan, ev soymak Düşe yazmak: Neredeyse düşmek Düşes olmak: Neredeyse düşmek
  • Ekmek istemez su istemez: Sahip olduğu şeyleri satıp savmak isteyenleri caydırmak için "Satma..." yollu uyarı
  • Et-biber büzdürmek: Eti biberi kömür ateşinde pişirme, ızgara
  • Ev galdırmak: Evde köklü temizlik yapmak
  • Evi üzerine yıkdırma: Evin tapu dairesinde alınıp satılması
  • Fırına (böreği, tepsiyi) atmak: Pişirmek için fırına koymak
  • Gabak dadı virme: Bıkkınlık verme
  • Gabala dutulmak: Bir işin tamamı için anlaşmak, götürü
  • Garaman'ın goyunu sonra çıkar oyunu
  • Gayıl olmak: Razı olma, rıza göstermek
  • Gayıt görmek: Erzak tedariki
  • Geçirmeye gitmek: Yolcu etmek
  • Gemini gevmek: (Atın demir ağızlığını çiğnemesi gibi) Yemeden içmeden kurukuru yutkunma
  • Gıfıltısı artmak: Hareketlilik, işin, telaşın çoğalması
  • Gılığına bakmaz Hacı Raşitlerin düğününe gider
  • Gıtır atmak: Yalan söylemek
  • Göndere (Karaman'a bağlı yeni adı Yazılı köyü) köpeği gibi ürümek
  • Gözü kipildemek: Gözkapağının seyrimesi
  • Gübür gübür gitmek: Hızlı hızlı pürtelâş gitmek
  • Güdük değirmen gibi üğütmek: Çok yiyip içmek, durmandan yemek
  • Hakkını avucuna virmek: Dersini vermek
  • Haline bakmaz Hasandağına oduna gider
  • Hazıra Hasandağı dayanmaz
  • Her şeye sünmek: Olur olmaz her şeyi isteyen
  • Hı-yo dimek: Sohbet, hasbihal
  • Hükümete gitmek: Adliyeye, Kaymakamlığa gitme
  • Inır yanır itmek: Söyleyecek söz bulamama, kem küm
  • Irımı (Urum) Gırım'ı (Kırım) gezmek: Gezip dolaşmadık yer bırakmamak
  • İçime damdı: İçime doğdu
  • Kör söylemek: Yanlış söylemek, inkar etmek
  • Kültürab olmak: Amaca ulaşmak için aşkla çalışma, ayak tozu gibi ezilmek
  • Külüfam olmak: Bir şeyin gerçekleşmesi için çırpınma, kül gibi ufalanmak       
  • Laf garıştırma: Konuyu saptırma çabası
  • Laf sokuşturma: Kinayeli konuşup laf çarpma
  • Lömbür lömbür yürümek: Bacakları açık uzun adımlarla yürümek
  • Mahana aramak: Bahane aramak
  • Malamat olmak: Rezil rüsva olmak, dile düşmek
  • Manken gibi giyinmek: Şık ve zarif giyinme
  • Maymun masgara olmak: Rezil rüsva olmak
  • Mırrığı eğilmek: Yüzünü asmak, canı sıkılmak
  • Mitili atmak: Yerleşip kalmak, yatağını yükünü sermek
  • Nefes tüketmek: Yol göstermek için nasihat, tenbih
  • Nüzül inmek: Felç inmek
  • Of dimem Allah dirim: Şikayet etmem Allah'a sığınırım.
  • Omuzundan nefes alıp vermek: Hasta ve sıkıntılı durum
  • Ortalığı galgadurum  etmek:  Eşyaları  dağıtma,  birbirine katma
  • Otobüs galdırmak: Topluca bir yere gitmek için otobüs kiralamak
  • Oturmaya gitmek: Ev gezmesine gitmek
  • Ödü sıdmak: Çok korkmak
  • Öle yazmak: Neredeyse ölmek
  • Öles olmak: Neredeyse ölmek
  • Pafını galdırmak: Halı, koltuk vb. tozu dumana katma
  • Para için gulak deldirmek: Parayı çok sevmek
  • Parayla — Paramızla rezil olmak: Bedeli ödendiği halde istenilenin gerçekleşmemesi
  • Polim yapmak: Rol yapmak, numara
  • Sıtkıyı sıyırmak: İlişkiyi kesmek
  • Soğuktan buymak: Çok üşümek, donmak
  • Soğuktan donmak dökülmek: Çok üşümekten elin ayağın tutmaması
  • Soğuktan kiytermek: Soğuktan tir tir titremek
  • Sokağa gitmek: Ev gezmesine gitmek, ziyaret
  • Su sulamak: Bağ, bahçe, tarla sulanması
  • Suya girmeden paçaları sıvama
  • Şalağına vurmak: Yarı enseli kulaklı tokat vurmak
  • Şirazeden çıkmak: Düzensizlik, başıbozukluk
  • Tek atlıya selam virmemek: Kalender ve kendi halinde olana yüz vermeme
  • Tencereye — düdüklüye eti vurmak: Tencereye eti koyup pişirme
  • Terbiyeden tezıkmek: Terbiyeden uzaklaşmak, terbiyesizlik
  • Tığteber çıkmak. Ortada öylece kalakalma
  • Tıllığı çıkmak: Eskime, tel tel dökülme
  • Tingeden düşmek: Birden ayılmak
  • Topu havaya dikmek: Öğrencinin sınıfta kalması, ikmale kalma
  • Topuğundan gavramak: İşe en baştan ve hemen başlamak
  • Töbe istifar itmek: İstifra etmek, kusmak
  • Ucundan gırpmak: Bir miktar kesinti yapmak
  • Uğunup galmak: Acının şiddetinden sesin kısılması
  • Üfüneti dağıtmak — defetmek: Sıkıntı savmak, esenlik
  • Ümüğünü çekmek: Boğazını sıkmak, koparmak
  • Ütü ütülemek: Ütü yapmak
  • Vıd vıdı yapma: Söylenip durma
  • Vura yazmak: Neredeyse vurmak
  • Yerinde  sağolmak:  Gelmeyene canın sağolsun  şeklinde kibarca sitem
  • Yerini gurulamak: Yerini hazırlamak, yerini yapmak Yırtılan Deli Bekir'in yakası: Sana göre ne var, zahmeti o çekiyor
  • Yoğurt çalmak: Sütü yoğurt için mayalamak
  • Yüklü olmak: Hamile kalmak, hamilelik
  • Yüreği dayfalmak: Kalbin daralması, sıkıntı
  • Yüzlü büyütmek: (Çocuğu) Şımarık yetiştirmek
  • Yüzü gaşşık gadar galmak: Zayıflıktan yüzün küçülmesi

ÖZDEYİŞLER (VECİZELER) : (Kısa ve özlü söz)

  • (Oyunda) Sayı — taş çalacağına Ali Ustanın Han'ından eşek çal
  • Acın yatıp gücün galkmak: Aç bilaç zorlu hayat mücadelesi
  • Açın azgını çıplağın gabadayısı
  • Ağa gapısı büyük olur, küçülmez
  • Ali Beke'nin tay gezdirdiği yerler: Uzaklık anlatır
  • Allah boy vermiş galdırıp goyuvirmiş
  • Allah seni dünya boş galmasın diye yaratmış
  • Başımıza icat çıkarma
  • Ben galeye daş çekildiğini bilirim: "Biz neler gördük yaşadık" yollu tanıklıklarını anlatmak için yaşlılarca söylenir
  • Benden uzak ol, dama direk ol
  • Bir avuç biberi var, her şeyden haberi var
  • Bu yaştan sonra at olup guyruk mu sallıyacam: Yaşımı yaşamışım
  • Buldun bi goyun yi doyun
  • Burada senin yatır kesen mi var: Ver ver, sanki hazırda paran vardı
  • Cingan (çingene) çalar kürd oynar
  • Çıkmaz kesemden, ölmem tasamdan
  • Dana bayram yaptı: Her türlü tatlı kaçamak
  • Dokuz ayın Çarşambasının bir araya gelmesi: İşlerin üsüste gelip karışması
  • Fakire hıyar vermişler, eğri diye almamış
  • Garanlık gecelerde ne aran Heccelerde (Karaman'ın bir mahallesi): Tekin olmayan yerlerde gezene "Ne işin var oralarda" şeklinde çıkışma
  • Gâvurun ekmeğini yiyen gılıcını sallar
  • Gelin gaynananın eğe kemiğinden yaradılmış: Gelinin (erkek çocuklar annesine benzeyen kadınlarla evlenirmiş) huylarının kayınvalidesine benzemesine inanıldığından böyle söylenir
  • Hamam kele yaradı
  • Herif evde yok keyfim beyde yok
  • İl ilin haksız beksiz çobanı: Başkalarının yaptığını, işini dedikodu amacıyla gözetleyen
  • İt sürü guruş gazan
  • İtin arka bacağı
  • İtin önde gideni
  • Köpekten tazıyı salamıyoruz: Ortalıkta o kadar kötülük var ki
  • Köyü razı olur, köpeği olmaz
  • Madüsünü (Maydanoz) guruttunuz bizi unuttunuz
  • Möhlüzden mal gaçırma: İflas eden (Müflis)in malının parasının alacaklıdan, icradan kurtarmak için saklama
  • Muhanet ev sahibi kiracısını ev sahibi yapar
  • O gadar parayı köpek mi işedi
  • Ol da eşek başı ol
  • Oldu olacak girildi nacak: Olan oldu, yapacak bir şey yok
  • On paralık nişadır her yerini yumuşatır
  • Sen hâla berber Abit'emi tıraş oluyorsun: Her şeyin gerisinde kalıyorsun
  • Sen yan yan da Şamkapı'nın sığırına yan: Acıyacaksan odanmaya aç gidip de aç dönen Şamkapı'nın (Karamanda bir mevki) ineğine acı
  • Siz beni gevreklerin keloğlan sandınız herhalde: Siz beni bir şeye benzetemediniz herhalde
  • Sonradan görme, gavurdan dönme
  • Sumaklı soğan yiyip akıllanma
  • Tazı bizim ama, çulu kimin?
  • Tencere tava, herkeste bir hava
  • Tok evin aç kedileri
  • Üç günlük seyisliği var, gırk yıllık at boku garıştırır

ATASÖZLERİ : (Uzun deneme ve gözlemlere dayanan öğüt, atalar sözü)

  • Abdalın garnı doyunca gözü yolda olur
  • Ağaca çıkan keçinin, dala çıkan oğlağı olur
  • Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu gızını evlendirir
  • At yirine eşek bağlanmaz
  • Boşbağazı cehenneme atmışlar odun yaş demiş
  • Çayca gidip boyca gelme
  • Çok söyleme arsız edersin, çok kısma hırsız edersin
  • Çulu büyümez tazısı büyür
  • El atına binen tez iner
  • Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez
  • Hasta yatakta iyileşir
  • Hazıra Hasandağı dayanmaz
  • İsin yanında gezen is kokar, misin yanında gezen mis kokar
  • İt taggayı neylesin tingilderken düşürür
  • İyi daşı köşeye goyarlar
  • Kel baklanın kör alıcısı olur
  • Keloğlan ekin ekti, yimeden başa galktı
  • Kör gurdun gısmeti ayağına gelir
  • Oluk başında oynayan kendini çarkevinde bulur
  • Sana daş atana sen ekmek at
  • Üstü açık yatanın sırtına gar yağar
  • Üzüm alırsan Esebalı (bir üzüm cinsi) goca alırsan Gasabalı (Kasaba) (Kâzım Karabekir ilçesinin yeni adı)
  • Yaralı it yarasız durmaz
 

KARAMAN ' A GELİPTE...(when you come karaman don't leave without... )

TÜRK DİLİNİN BAŞKENTİ, TARİH, SANAYİ, KÜLTÜR ŞEHRİ KARAMAN'A GELİP DE....WHEN YOU COME KARAMAN DON'T LEAVE WITHOUT...

- Yunus Emre'nin mezarını ziyaret etmeden,
-Visiting Yunus Emre's tomb,
img238/5290/yunusemrecamiog8.jpg
                        

- Mevlâna'nın annesi Mümine Hatun'un Aktekke (Mader-i Mevlâna) Camii'ndeki mezarını görmeden,
-Visiting Mother of Mevlana Celaleddin Rumi tomb in Aktekke Mosque,

                                                    

- Karaman Kalesi'ne çıkıp, Karaman'ı seyretmeden,
-Visiting Karaman Castle and looking over Karaman,

- Binbir Kilise, Madenşehir, Deyle ve Derbe'yi gezmeden,
-Visiting 1001 churches,Madenşehir ,Deyle and Derbe,
img209/6778/saffetozturkalahan25mh1.jpg

                                                                     
         
- Otantik Taşkale Kasabası, Tahıl Ambarları, Manazan Mağarası, İncesi Mağarası ve Gürlük Mesire Yeri'ni görmeden,
Visiting authentic city Taşkale,Cereal Storehouses,Manazan Cave,Incesu Cave and Gürlük Picnic area, 

- Ermenek, Zeyve Pazarı'na gidip su değirmenleri ve su ile çalışan hızarın fotoğrafını çekmeden,
Going to Ermenek Zeyve Bazaar and taking photos,
 
                                                                                 

- Karaman'ın meşhur calla, etli ekmek, arabaşı, batırık, şebit pilav, tarhanabaşı, küncülü helva, üzüm helvası, su böreği, guymak ve cevizli bandırmasını yemeden,
Eating famous meals of Karaman which are etliekmek,arabaşı,şebit pilav,tarhanabaşı,küncülü halvah,grape halvah,su böreği,guymak and cevizli bandırma

- Bisküvi, çikolata, gofret, bulgur, un ve Taşkale halısı almadan,
Buying biscuit,wafers, boiled and pounded wheat,flour and Taşkale carpet
                                                                               

img502/9489/kulabk4sh0.jpg

- Karaman'ın meşhur elmasını yemeden,
-Eating famous apple of Karaman..
img218/8835/elmani8.jpg

- Karaman'ın koyununu görmeden, dönmeyin...
-See famous sheep of Karaman...
img238/8034/koyunyy1.jpg

Türbeler (Tombs in Karaman)

TÜRBELER

YUNUS EMRE TÜRBESİ(THE YUNUS EMRE TOMB):

Karaman Merkez Kirişçi Mahallesinde Yunus Emre Camii bitişiğindedir. Türbenin cami içine iki, batıya da bir penceresi açılır. Türbe Yunus Emre Tekkesi ile birlikte Karaman oğlu devrinde yapılmıştır. Tamamen kesme taşla yapılmış, üzeri beşik tonoz örtülüdür. Türbenin içinde tahtadan işelmesiz olarak yapılmış 4 sanduka vardır. Kapıya göre sonda olan sanduka Yunus Emre'ye, 2. sanduka Tapduk Emre'ye, 3. sanduka Yunus Emre'nin oğluna, 4. sanduka da kızına aittir. Gönüller sultanı sevgi ve hoşgörü aşığı Yunus Emre, dilinin arılığı, anlatımının şiirsel gücü, dini inancında içtenliği, aşk, ölüm gibi evrensel şiir konularını etkileyici anlatımı nedeniyle bütün Türk Edebiyatının en büyük sairlerinden birisi olmuştur. Anadolu insanının gönlüne taht kurmuş Allah dostudur.  Türbenin güney kısmı Yunus Emre Şiir Parkı olarak düzenlenmiştir.

Build by Karamanoğulları Emirate in 14th century inside lie famous sufist and poet Yunus emre and his teacher Taptuk Emre...


ALAADDİN BEY TÜRBESİ(THE ALAADDIN BEY TOMB):

Karaman'ın Hisar Mahallesindedir. Tamamen kesme taştan, çokgen planlı, içten kubbe, dıştan dilimli külahla örtülü olarak yapılmıştır. Kubbesinin hemen altında dış duvarı bir ayet frizi dolanır. Steraktitli portali, yanları burma sütunçeli, başlık geçme kemerli, girişin üzerinde girift bitkisel ağ ve nesih yazı ile dekore edilmiştir. Portalin altında mumyalık girişi vardır. Türbe Karamanoğlu Alaeddin Bey için yapılmıştır.

The tomb was built for Karamanoğlu Alaadin bey in 1388,made with shear stone,below the dome an ayet(verse from Kur'an)surrounds the facade... 

 

CAMBAZKADI TÜRBESİ(THE CAMBAZKADI TOMB):

Fenari Mahallesinde bulunan türbe, Karaman beylerinden II. İbrahim Bey’in kadıaskeri Cambaz Kadı için yapılmıştır. Tamamen kesme taştan inşa edilen, kare planlı, sekizgen kasnak üzerine yuvarlak taş kubbe oturtulan yapının içinde nesih yazılı mermer bir lahit bulunmaktadır.

It is situated in the city center,it was made of shear stone and the tomb was constructed for Karamanoğlu Ibrahim Bey's chief judge Cambaz Kadı...

DEMİR GÖMLEK TÜRBESİ(THE DEMIR GÖMLEK TOMB):

Karaman il merkezinde Koçak Dede Mahallesinde eskiden mezarlık olan, şimdi park şeklinde düzenlenmiş alandadır. Yapı dış biçimiyle özellik taşımaktadır. Sekizgen gövdenin sekizgen bir kasnakla yükseltilmesi bir yeniliktir. Külahın iyice basıklaşarak kubbeyi anımsatacak biçimde oluşturulması, kubbeli dış örtüye geçişte bir aşama olmaktadır. Girişin önünde yeralan iki sütunlu ve büyük bir olasılıkla kubbeli revak Osmanlılarla ilişkinin yoğunlaştığını göstermektedir.  Yapının altında cenazelik katı bulunduğuna dair herhangi bir iz bulunmamaktadır. Kümbet bütünüyle kesme taşla inşa edilmiştir. Yalnız içte kubbe kaba yonu taşla örülmüş ve üzerleri badanalanmıştır. Dışta kubbeyi örten külah,  bugün harçli moloz taş şeklindedir. Büyük bir olasilikla çevredeki diger yapilar gibi, kesme taş kaplamali oldugu düşünülebilir.  Yapı genelde yalındır. Süs, kesme taşin dogal görüntüsü içinde, mimari elemanların düzeninde aranmıştır.  Sekizgen gövdeyi ve kasnağı dış bükey ve iç bükey kavisli taş silmeler sarmakta, kapı ve pencereler ise 45°'lik açılar yapan pahlı silmelerle çerçevelenmiştir. En süslü eleman yapinin girişinde bugün bulunmayan, revak kemeri üzengi taşlaridir. Bunlar mukarnaslarla süslenmişlerdir. Türbe Karamanoğlu Emirlerinden Eminüddin Bey adına yapılmıştır.onarımı sürmektedir..

LOCATED in the city center,made of shear stone,it is assumed that the tomb was built for Emirüddin Bey,one of the last sultan Sultans of Karamanoğlu principality...


KAYA HALİL EFENDİ TÜRBESİ(THE KAYA HALIL BEY TOMB):

Karaman il merkezinde, Hoca Mahmud Mahallesi'nde aynı adla anılan mescidin doğusundadır.  II.İbrahim Bey'in başkadısı Kaya Halil adına 1409 yılında yaptırılmıştır. Yapı küçük boyutuyla biblo gibi durmaktadır. Kesme taşın doğal güzelliği içerisinde, mimari biçimin ve elemanların düzeninde süs aranmıştır. Kapının üzerinde bir yazıt yeri görülmektedir. Doğu cephenin iki köşesi altta pahlanarak üstleri mukarnaslarla süslenmiştir. Dogu cephedeki taşin biri üzerinde, yüzeysel daireler içerisinde çiçek motifleri işlenilmiştir. Pencerelerin önünde dügümlü demir şebekeleri bulunmaktadir. Kümbetin dikdörtgen planli olmasi nedeniyle kubbenin oturtulabilmesi için, doğu ve batı kenarlarda kubbe eteğindeki silme biraz içeride yapılmış, güney ve kuzeyde bir miktar duvarın içine gömülmüştür. Böylece kubbe oval olmaktan bir ölçüde kurtarılmaya çalışilmiştir. Kümbetin içerisinde yanyana iki sanduka bulunmaktadir. Sandukalardan birinin şahidesi sariklidir. Pencereler içte de taş söveli ve sivri kemer alinlikli yapilmışlardır.  Kuzey duvarda bir dolap nişi bulunmaktadır. Kümbetin altında bir cenazelik katından söz edilmekteysede bunu doğrulayacak herhangi bir buluntu ile karşilaşilmamiştır. 

Situated inthe city center,the tomb is made of shear stone and has a square and pyramid form,it was built for Kaya Halil (the chief judge of Karamanoğlu)... 


İBRAHİM BEY TÜRBESİ(THE İBRAHİM BEY TOMB):

İmaret Mahallesindedir. Karaman  İl Merkezinde, İbrahim Bey İmaretinin kuzey batı köşesindedir. İmaret Caminin sağ duvarına (Batısına) bitişik olarak yapılmıştır. Türbe dışta bütünüyle kesme taştır. 4 köşe kaide üzerine sekizgen tamburla yükselen, üzerine bir piramit çatı ile örtülü bir yapıdır. Ortada İbrahim Bey’in, sağda Kasım Bey”in, solda ise Alaaddin Bey’in alçıdan lahitleri bulunmaktadır. İçte kemerler, kemer ayakları ve duvarlar kesme taşla yapilmiştir. Kubbe ve geçiş elemanlari sivanmiştir. Kemer gergileri ve döşeme kaplamasi ahşap olup sandukalar alçidan yapilmişlardir. Kümbetin içi tümüyle yalındır. Tek süslü elemanlar içteki alçı sandukalardır. Büyük ölçüde tahrip olmuş olan bu sandukalar döneminin en önemli alçı örneklerini oluşturmaktadırlar. Sandukalar üzerinde yazı, geometrik süsler, bitkisel motifler yanı sıra yanlarda kabartma iri çiçek motifleri görülmektedir. 

The tomb was constructed in the centre of Karaman,adjacent to the right wall of the Imaret Mosque.Inside the tomb in the centre are the sarcophagi of Karamanoğlu Ibrahim bey,on the right his son Kasım Bey on the left Alaadin Bey... 



KARABAŞ VELİ (SİYAHSER SULTAN) TÜRBESİ(THE KARABAŞ VELİ TOMB):

Sekizgen planlı olarak, kesme taştan yapılmıştır. Türbenin üzeri açıktır. Efsaneye göre örtülmek istendiyse de  sonradan kubbenin atıldığı söylenir. Siyahser Mahallesindedir.

the tomb,located in the city centre,behind the Karabaş Veli Kulliyah,is constructed from shear stones in an octagonal plan..

KIZLAR TÜRBESİ(THE KIZLAR TOMB):

Kesme taştan yapılmış olup, Karaman Mezarlığının içindedir. Türbe Karamanoğlu İshak Bey’in kızı adına yaptırılmıştır. Sekizgen planlı yine üstü kubbeli olarak yapılmıştır. Dış yüzey beyaz ve kırmızımtrak taşların birbirine geçmesi ile dekore edilmiştir. Türbe, giriş yönünde revaklı, sekizgen gövde üstünde sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülü bir yapıdır. Girişin önündeki revakı yıkılmıştır. Türbenin girişi kuzeyde yer almakta diğer asal yönlere büyük dikdörtgen pencerelerle açılmaktadır. Pencerenin açılmadığı dört ara yöne bakan yüzeylere ise taşlardan düz ve ters zambak motifleri işlenmiştir. Düz söveli, basık yuvarlak kemerli kapının çevresi, dıştan içe doğru düz, dış bükey, iç bükey ve eğimli dört silme kuşağıyla sarılmaktadır.

it is in the centre of Karaman,the city cemetry.constructed of shear stones.it is assumed that the tomb was constructed for the daughter of Ishak Bey,who was the son of Karamanoğlu Ibrahim bey II...


İSMAİL HACI TÜRBESİ(THE ISMAIL HACI LODGE):

Yeşildere kasabasındadır. Yunus Emre’nin dedesi olan İsmail Hacı, Cemaati ile beraber Horasan’dan gelmiş ve Karamanoğlu 2. İbrahim Bey’den Yerce isimli bu yeri satın alarak yerleşmiştir.Bu türbede İsmail Hacı’nın mezarı vardır.

The building is situated on the south to the road Ereğli,in Aşıklar Öreni.it is surrounded by swallaows,a well and a large cemetery.Yunus Emre's grandfather Ismail Hacı come from Horasan and settled down here...

AYRAN DEDE TÜRBESİ(AYRAN DEDE TOMB):

Ayran Dede, Ayrancı ilçemize ismini veren büyük bir zattır. Efsaneye göre, Yavuz Sultan Selim 1514 yılında İran Seferine giderken Karaman-Ereğli güzergahından geçerken,  Komutanlarından birisi Hilmi Dede  ile karşılaşır.  Komutan  Hilmi Dede’ye askerinin nerede su içebileceğini sorar. O da evdeki ayranı, taştan oyulmuş bir tasın içine katar, gelir. Bu durumu gören komutan, “ilahi dede, bu kadarcık ayran, koca orduya yeter mi?” der. Hilmi Dede besmele ile ayranı uzatır. Ayranı bütün asker içtiği halde tükenmez. Sonunda komutan Hilmi Dede’nin ellerine sarılar “Sen Hilmi Dede değil, bilakis, Ayran Dedesin” der. Bunun üzerine ilçenin adı Ayrancı konmuştur. Bu gün bu zatın kabrinin bulunduğu yer çevrilmiş ve üzeri örtülmüştür.

the tomb is in Ayrancı town,it was constructred for a sufist person named"Hilmi Dede"


KARAMAN BEY TÜRBESİ(THE KARAMANBEY TOMB):

Ermenek’te Balgusan Köyünde olup 2001 yılında özgün görünümüne uygun olarak onarılmıştır.  Türbe, Nurettin Bey’in (Nure Sufi) oğlu olan Karaman Bey’e aittir. Burası tahminlere göre, cami, imaret ve medreseyi de içine alan geniş bir ma’mure idi. Ancak günümüzde yalnızca türbe kısmı kalmıştır. Muntazam kesme taştan yapılmış, üzeri kubbeli, beşik tonoz örtülü ve çevresi mezarlıktır.  Türbe içinde yer alan mezarlardan birisi Karaman Bey'e diğer dördü de yakınlarına aittir.

located in the village of Balgusan,18 km from Ermenek.it is made of shear stone,inside the tomb lie Karaman bey and his relatives...

 

7月24日

KARAMAN KALESİ,HAMAMLAR, HANLAR,MEDRESELER (Karaman Castle-Madrasahs-Baths)

KARAMAN KALESİ(KARAMAN CASTLE) :

Karaman kentinin Hisar Mahallesi'nde bir höyük üzerinde dış, orta ve iç kale olarak kurulmuştur. Dış kale surları tümüyle yok olmuş, orta kale surlarının bazı bölümleriyle, iç kale surları günümüze sağlam olarak ulaşabilmiştir. Kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte 11. yüzyıl sonu ile 12. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kale, Selçuklular ve Karamanoğulları dönemlerinde önemli bir konuma sahip olmuş, 13. yüzyılda İlhanlılar ve 1468 yılında Osmanlılar tarafından tahrip edildikten sonra yeniden inşa edilmiştir. İç kale, batıya açılan tek kapılı, dördü yuvarlak ve beşi düz, dokuz burçludur. Burçların çoğu ahşap direklerle bölünerek, iki kat haline getirilmiştir. Onarımlarda Roma, Bizans ve İslam döenmlerine ait bir çok yapı ve mezar taşı kullanılmıştır.

Karaman Kalesi ülkemizin en gösterişli ve ayakta kalabilen kalelerindendir.

It was constructred as an exterior,middle and interior castles on a tumulus in the city centre.The exterior walls completely destroyed,some parts of the middle walls and the interior walls remained up to now.the exact construction date of the castle is not known but it is estimated that it was built at the end of the 11th and the begining of the 12th centuries.The castle held a significant role during Seljuks,Karamanoğlu and Ottoman periods.

 img253/6421/18ble0.jpg


HAMAM VE SAUNALAR(BATHS)

Hatun Hamamı(HATUN BATH):

Hisar mahallesinde, Pir Ahmet Caminin yanındadır. Eski bir iskan yeri olan Karaman Kalesi ve çevresindeki toprakların aşağı kısımlara kayması sonucunda hamam bugün tamamen toprak altında kalmıştır. Kesme taştan yapılmış olan hamamın toprak üzerinde sadece bir mekanına ait 3 sivri kemerli tonozu görülür. Hamamın kubbesi tamamen çökmüştür. Yapılacak bir kazı ile hamam ortaya çıkartılabilir
.

İt is in the city centre near Pir Ahmet Mosque,it is partly destroyed and was built in Karamanoğlu period 

Süleyman Bey Hamamı(süleyman bey bath):

Hamam, Aktekke Caminin kuzey doğusundadır. Düzgün kesme taştan inşaa edilmiştir. Kubbesi taş kaplamadır. Duvar kalınlığı 280 cm’dir.12,60 x 12,90 m ile Karaman’ın en büyük hamamıdır. 4 açık, 4 kapalı yıkanma yeri, ortada göbek taşı ve ayrıca terleme odası bulunmaktadır. 14.yy ortalarında Karamanoğlu Emir Seyfettin Süleyman bey devrine aittir. Günümüzde hamamın içi mermerle kaplanarak Çarşamba günleri bayanlara, diğer günler erkeklere açık olarak hizmet vermektedir.

The bath is situated in the centre of Karaman.The income of it was donated to the dervish lodging of Mevlana's mother by Süleyman paşa an is assumed to be built in the middle of 14th century..now it is still used..

Lâl Hamamı(The Lal bath):
Gazi Dükkan mahallesindedir. Bina kesme taştan inşaa edilmiştir. Ilık kısmında taştan bir fıskiyesi vardır. Sıcaklık kısmında göbek taşı, 2 açık, 2 kapalı yıkanma yeri mevcuttur. Hamam şu anda Cumartesi günleri kadınlar, diğer günler  erkekler hamamı olarak kullanılmaktadır.  İçi mermerlerle düzenlenmiş, faal olarak hizmet vermektedir.

located in the city centre this bath was constructed during the Karamanoğlu period.

Seki Hamamı(Seki bath):
Seki Çeşme mahallesindedir. Eski kayıtlarda Sükker Hamamı olarak geçmekte, ancak halkın dilinde seki hamamı olarak yer almıştır. Karamanoğlu 2.İbrahim Bey tarafından inşaa edilmiştir. Şu anda onarım çalışmaları devam etmektedir....

situated in the centre of Karaman,built by Karamanoğlu Ibrahim Bey II.

Yeni Hamam(Yeni Bath):
Hamam, topucak Mahallesinde eski hapishane (Çeşmeli Kilise) yanındadır. Tamamen kesme taştan ahşap kubbe ile inşaa edilmiştir. 7 açık, 4 kapalı yıkanma yeri vardır. Kubbe 1991 yılında çıkan yangında yanmış olup yeniden onarılacaktır. Şu anda kullanılmamaktadır.

The bath is belonging to the Ottoman period.

Karamanoğulları Hamamı(Karamanoğulları Bath):
14.yy.da Mahmut ve Halil Beyler tarafından yaptırılmış olup, Ermenek ilçemizdedir. Günümüzde belirgin bir girişi yoktur.

it was built in 14th century,in Ermenek town

İbrala Hamamı(Ibrala Bath):
Karaman’ın Yeşildere kasabasında ve kilise caminin kıble tarafındadır. Osmanlı devri eseridir. Soyunma yeri ve halvetlerini kubbeler örter. Hamam 30 yuvarlak pencereden ışık alır. İkisi açık, ikisi kapalı 4 yıkanma yeri vardır.

It is in Yeşildere town,built in Ottoman period

Kazımkarabekir Hamamı(Kazımkarabekir Bath):
Selçuklu devri eserlerindendir. Türk sanatının başarılı bir örneğini temsil eden hamam Kazımkarabekir ilçemizdedir.

It was built in Seljuks period, in Kazımkarabekir town

Yollarbaşı (İlisıra) Hamamı(Ilystra Bath):
Karamanoğlu devrinde yapılmış, tek kubbeli bir hamamdır. Kesme taştan yapılmıştır. 3 bölümden meydana gelmiştir. Soyunma bölümü, geçiş bölümü ve yıkanma bölümü olmak üzere günümüzde hala kullanılmaktadır.

It was built in Karamanoğulları period and it is still used..


HANLAR (Caravanserai)

ATLAS HANI:
Karaman’ın Ayrancı ilçesinin Büyükburun köyünün 4 km batısında düz bir ova üzerinde Selçuklu dönemine ait bir handır. Kesme taşlardan ve devşirme malzemelerden kireç harcı ile inşaa edilmiştir. Efsaneye göre bir yaşlı kadının yaptırdığı söylenir. Kaçak kazıların yapılmasıyla tahrip olan han şimdilerde ağıl olarak kullanılıyor.

KOZAK HANI:
Karaman-Mut yolu üzerinde Medreselik yakınlarında 3x6 m. ebadında taştan yapılmış bir handır.

SERTAVUL HANI:
Karaman-Mut yolu üzerinde sertavul Geçidinde Şeyh Yunus Tepesinin yanındadır. Karamanoğlu Halil Beyzade Alaaddin Bey’in yaptırdığına dair kitabesi günümüzde kaybolmuştur.

İHSANİYE (GELENDİ) HANI:
Karaman merkez Bucakkışla Nahiyesi’ne bağlı İhsaniye köyü hudutları içindedir. Karamanoğulları dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Han uzunlamasına dört kemer üzerine oturtulmuştur.

BEDESTEN HANI:
Kâzımkarabekir ilçesinde bulunmaktadır. Osmanlı dönemi eserlerindendir. İçi tuğla, dışı taştan yapılmış olan Bedesten’in iki kapısı vardır.



MANASTIRLAR(MONASTERIES)

İNÖĞLESİ KAYA MANASTIRI:
Ermenek’in doğusunda, Yumrutepe Dağı’nın güneybatı yamaçlarında bulunan kaya manastır, ilk Hıristiyanlık dönemine aittir. Mağaralar içinde birbirine geçilebilen oyuklar ve boşluklardan oluşan manastırın duvarlarındaki freskler tahrip olmuştur.

AYHATUN KAYA MANASTIRI:
Ermenek ilçesi, Ardıçkaya köyünde, Nadire Değirmeni yakınlarında, Ermenek Çayı’nın bir kolu olan Nadire Suyu’nun çıktığı yerde kayalara oyularak oluşturulmuş bir manastırdır.

AYBAHAM KAYA MANASTIRI:
Kazancı Bucağında kayalar oyularak oluşturulmuş bir manastırdır.

DEZKAYA KAYA KÖŞKÜ VE KAYA MEZARLARI(DEZKAYA ROCKY GRAVES):
Ermenek ilçesindedir. Meraspoli Mağarası’nın giriş kapısı ile Firan Kalesi’nin bir bölümü olan Öksürük İni arasındaki bölgede çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır. Dezkaya, 20 m. yükseklikte sivri bir kaya bloğunun üzerine oyulmuş bir kaya köşkü ve kaya mezarıdır.


HATUNİYE MEDRESESİ (Nefise Sultan)(HATUNIYE MADRASAH) :

Karaman merkez Hastane Caddesi üzerinde yer alır. Hatuniye Medresesi, Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar'ın kızı, Karamanoğlu Alaaddin Bey'in karısı Nefise Sultan tarafından, 1382 yılında yaptırılmıştır, portalindeki kitbesine göre mimarı, Numan Bin Hoca Ahmet'tir.

Yapı, kapalı avlulu, tek eyvanlı; avlunun sağında ve solunda öğrenci hücreleri ve revakları bulanan bir medresedir (avlunun üzeri günümüzde açıktır). Kuvvetle ileri fırlayan selaktitli portali beyaz mermerden yapılmıştır. Geometrik tezyinatlı yazı ve bitkisel dekorludur. Sağda ve solda, bitki motifli iki sütunçe ile, içte iki mihrp nişi, portalin ortasında, yukarıda stelaktitler içerisinde kanatlarını açmış bir (orjinali kaldırılmış, yerine onarımda yeni bir kuş işlenip koyulmuş) kuş figürü bulunmaktadır. Kapı mor ve beyaz mermerden, kilitleme tekniğinde yapılmış basık kemerlidir.

Eyvanda kalan izlerden, buranın 2 m. yüksekliğe kadar altıgen formlu, turkuaz ve siyah renkli çinilerle kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Avlunun revak sütunları yuvarlak ve oval biçimlidir. Yapının çeşitli yerlerinde, ilmi öven yazılar bulunmaktadır. Eyvanın sağında ve solunda bulunan kubbeli büyük odaların (birisi dershane diğeri mezar odası) giriş kapıları da, portal gibi grift kabarık bitki ve geometrik desenlerle süslenmiştir.

Hatuniye medresesi şu anda “Hatuniye Turistik Karaman Sofrası Lokantası” olarak kullanılmaktadır.

The madrasah,situated in the centre of Karaman was constructed for Nefise Sultan,the daughter of Murad I (hudavendigar) and wife of Karamanoğlu Alaadin Ali Bey in 1382.The architect was Numan Bin Hoca Ahmet


KARAMANLİS AİLESİNİN EVİ(house of Karamanlis Family) :

Topucak mahallesindedir. Yunanistan eski Başbakanlarından Kostantin KARAMANLİS’in ailesinin yaşadığı evdir. Mübadelede Türklere terkedilmiştir. Evin kapısına sağlı-sollu 7 basamaklı taş merdivenlerle çıkılır. Her katta dörder oda vardır. İki katlıdır.Evin cephesi süslü ve çelenleri taştandır.

Karamanlis ailesinin Karaman’daki soyadı KALAYCIOĞLU’dur. Yunanistan’da Karamanlis soyadını almıştır.

it is house of Prime Minister of Greece (Karamanlis),it was left to Turks when Turkish republic found

DERBE GERÇEĞİ - The Holy Derbe City in the Bible

 
 The Bible records, in Acts chapter 14 verse 6 , how Paul and his friends went to the city of Derbe, in southern Turkey. Paul and Silas visited Derbe again in Acts chapter 16 verse 1.
 
This large mound (or 'Tell') at Kerti Hüyük, 24 km north of KARAMAN, may not look very impressive, but in 1956, archaeologist M. Ballance identified it as Derbe. The site has not yet been excavated.
 
 
Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe’den ilk defa Roma Geç Cumhuriyet Döneminin ünlü siyasetçisi, devlet adamı, düşünürü ve yazarı olarak tarihte önemli bir yer tutan, hatta Kilikya Bölgesi eyalet valiliği de yapan (İ.Ö. 51-53),  Marcus Tullius Cicero’nun “Epistulae ad Familiares, XIII, 73” adlı yapıtında bahsedilmektedir. Cicero’nun anlatımlarından da açıkça anlaşilacagi gibi, Derbe kenti, Cicero’nun da dostu olan ünlü korsan, bir başka deyişle Tiran Antipatros’un şehri ve hatta hakimiyet kurduğu küçük bölgenin idari merkezidir. Roma devletine karşi isyankar tutumları ile tanınan Antipatros kısa bir müddet sonra, Laranda ve İsauria bölgesinde krallığını ilan eden Amyntas tarafından İ.Ö. 25 yılından önce yakalanıp öldürülmüştür. Amyntas, önceleri Roma devletinin Anadolu idaresini üstlenen ünlü Triumvir Marcus Antonius’un yanında yer almış ve onun dostluğunu kazanmıştır. İ.Ö. 31 Yılında Octavian ile eniştesi Triumvir Marcus Antonius arasında yapılan ünlü Actium Deniz Savaşı’nda, Amyntas, savaşin Octavian lehine sonuçlanacagini hisseder etmez Marcus Antonius’u bırakarak Octavian tarafında yer almıştır. Bilindiği  üzere savaşın Octavian (Augustus) lehine sonuçlanmasından sonra, Anadolu’nun diğer yöresel krallıkları gibi, Amyntas da statüsünü tekrar elde etmiştir. Hatta Amyntas, Augustus tarafından ödüllendirilerek, Toroslar ve Kayalık Kilikya’nın yanı sıra, Lykaonia bölgesinin önemli iki merkezi olan Derbe ve Laranda’yı da krallığına dahil etmiş ve bu krallığın idari merkezi olarak ta bugünkü Bozkır’ın  doğusunda bulunan Leontopolis’i (bugünkü Zengibar Kalesi) seçmiş ve şehrin hemen yeniden imarina başlamiştir. Amyntas bu tür etkinlikleri tamamlayamadan ne yazik ki I.Ö. 25 yilinda Homonadlar tarafindan öldürülmüş ve kralligina da Romalilar el koymuştur.

Bu zamanda yaşamiş ve ünlü yapiti “Geographika” yi  bu yillarda yazmiş olan Amasyali cografyaci Strabon, kitabinda Derbe hakkinda (XIII, 569) özellikle de kentin bulundugu yer  hakkinda biraz daha fazla bilgiler sunmaktadir. Strabon büyük bir olasilikla Cicero’dan aldigi bilgileri tekrarlar. Daha sonra Antipatros’un memleketi olan Derbe’nin bu zamanda, muhtemelen Amyntas’ın ölümünden sonra Kappadokia eyaletine bağlandığını ve kentin İsauria bölgesi yanında Kappadokia’ya da en yakın yerde bulunduğunu anlatır. Strabon ayrıca Derbe’nin Tiran Antipatros Derbetes’in kraliyet ikametgahı olduğunu ve Laranda’nın da bu krallığa bağlı bulunduğunu, ancak kendi zamanında Amyntas’ın hakimiyeti altında olduğunu ifade eder. Böylece Derbe, Laranda ve çevresinin İ.Ö. 31 yılından önce Tiran Antipatros Derbetes’in hakimiyeti altında olduğu anlaşılır.

Cicero ve Strabon’un bu anlatımlarından da açıkça anlaşılıyor ki, Derbe kentinin İsauria ile Kappadokia bölgeleri arasında, olasılıkla da Güney Lykaonia’da ve Laranda (Karaman) kentine çok yakın bir yerde olması ve bu yörelerde aranması gerekmektedir.

Amyntas’ın, İ. Ö. 25 yılında öldürülmesinden sonra Roma İmparatoru Augustus, bu olayı da göz önüne alarak, tüm yöresel krallıklara son vermiş ve yeni bir eyalet idaresi düzenlemesi getirmiştir. Işte bu baglamda, Amyntas’in hakimiyet kurdugu bölgeyi daha da genişleterek, Pamphilya Bölgesi deniz kiyisina kadar uzanan ve tüm Lykaonia, Isauria ve Kuzey Pysidia Bölgelerini de kapsayan Galatia Eyaleti’ni oluşturmuştur. Bu tür eyaletlerin başina da Imparatoru temsilen ve Imparatora bağlı “Legatus Augusti pro Praetore” unvanı ile  eyalet valilerini görevlendirmiştir.

Roma İmparatoru Claudius (İ.S. 41-54) zamanında, çoğu kentlerde olduğu gibi Derbe de Claudioderbe olarak adlandırılmıştır. Bu dönem, aynı zamanda ve özellikle Galatia ve Lykaonia bölgelerinin hızlı bir biçimde Hıristiyanlaşma yıllarıdır. Hıristiyanlığın ilk misyonerlerinden Tarsuslu Apostel Paulus bu yeni dini akımın anlatımını ve yayılımını üstlenen en önemli ve ilk akla gelen kişi olarak bölgeye üç gezi yapmış ve günlükleri bugüne kadar önemle koruna gelmiştir. Apostel Paulus (Die Grosse Lutherbibel (1975), Apostelgeschichte, 14, s.172), Derbe’ye ilk ziyaretini Barnabas ile, ikincisini de Timotheos ile yapmış ve diğer kentlere oranla, Derbe’de halk tarafından daha yakın ilgi ve konukseverlikle karşılanarak, bu yeni dini akıma, düşünce ve fikirlerine taraftar bulmuştur.  Bu doğrultuda Apostel Paulus’un bölgede Hıristiyanlık Cemiyetleri kurduğu kesin gözükmektedir.

Uzun bir müddet yaşam sahnesinde bulamadigimiz Derbe şehrinin, I.S. 138-161 yillari arasinda Roma Imparatoru Antoninus Pius zamanina ait bir  yazitta (I.S. 157) tekrar gündeme geldigini görüyoruz. İ.S. 157 Yılına tarihlenen bu yazıt, Karaman Müzesi emekli araştırmacılarından M. Vehbi Uysal’ın  “Derbe- Kerti Höyük” adlı rehberinde belirtildiği  üzere İngiliz arkeoloji öğrencilerinden Alan H. Habl tarafından bugünkü Ekinözü Köyünün 3-4 km. kuzeydoğusundaki Kerti Höyükte bulunmuştur. Yerli kalker taşindan 105 cm. yükseklikte, 69 cm. genişlikte, 68 cm. kalinlikta ve üzerinde 16 satirlik eski Yunanca yaziti ihtiva eden bu eser, bir heykel kaidesi olup 1957 yilinda M. Ballance tarafindan Anatolian Studies, 7, 1957, s.147-151’de etraflica ele alinarak yayimlanmiştir. Yazitta eyalet valisi (Legatus Augusti pro Preatore) Sexius Cornelius Dexter’in Claudioderbe halki tarafindan heykeli dikilerek onurlandirilması ifade edilmektedir.

İ.S. II. ve III. yüzyıllarda da devam eden bu eyalet sistemi içerisinde güney Lykaonia bölgesinin Barata, Derbe, Hyde, İlistra ve Laranda gibi bazı kentlerin kendi adlarına şehir sikkeleri bastırdıkları ele geçen sikkelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Tarih sayfalarında, sonraki yıllarda tekrar  gündemde görülmeyen Derbe, ancak erken Bizans dönemi yazarlarından Stephanus Byzantinus ve Hierokles tarafından bir kez daha zikredilmektedir. Laranda-Derbe-Barata ve Hyde yol bağlantılarını Hierocles (675, 9) ifade ederken, Stephanus Byzantinus (I, 404) Derbe’nin sulak ve çok verimli bir araziye sahip olup, göl kenarında bulunduğunu belirtmektedir.

Kilise tarihi içerisinde İ.S. 381 yılında İstanbul’da toplanan konsil heyetinde Lykaonia bölgesinden İkonion, Umanada, Samatra, Lystra, Mistheia, Hyde, Derbe, Posala ve İsauropolis kentlerini temsilen, Episkoposların katıldıkları, listelerden anlaşilmaktadir. Bu tür konsil toplantilarindan, 431 Ephesos, 451 Chalkedon (Kadıköy), 692 Konstantinopel toplantılarına  Derbe temsilcisinin katıldığı kesin olarak bilinmektedir. Biraz önce de bahsedildiği gibi, 9. yüzyıla kadar (Hierocles, 675, 9) adını bulduğumuz Derbe’nin 10. yüzyıldan itibaren kayıtlarda görülmediği kolayca anlaşılmaktadır.

Derbe antik kenti ile ilgili olarak arkeolojik bir belge olan ve M.H. Ballance tarafından 1957 yılında yayımlanan ilk yazıttan sonra, ikinci bir arkeolojik belge yine aynı araştırıcı tarafından 1958 yılında Karaman-Sudurağı köyünde bulunmuş ve Anatolian Studies 14, 1964’te yayınlanmıştır. Söz  konusu bu ikinci  Yunanca yazıt ta Bizans Dönemine ait olup içeriğinde “Tanrının sevgili kulu Derbe Piskoposu Michael’den” bahsetmektedir ki, bu yazıtta ilki gibi, Derbe adlı şehrin varlığının şüphe götürmez kanıtıdır.

İ.S. 452 Yılında tüm orta Anadolu’nun yaşadigi kuraklik ve kitlik ile, 542 yilinda Misir’dan çikip, tüm Anadolu’yu kasip kavuran veba salginindan da Derbe kendi nasibini almiş olmalidir. Yedinci yüzyildan itibaren Arap saldirilarina maruz kalan Lykaonia Bölgesi ve çevresi ile Derbe kenti de büyük zararlar görmüş ve birkaç defa Araplar tarafindan yagmalanmış olmalıdır (K. Belke, M. Restle, Galatien und Lykaonien. Tabula Imperii Byzantini. Band. 4, 1984, -herausgegeben von H. Hunger- s.52 vd., 55, 84, 88, 157, 176, 184, 200.). Bu saldırılar sonucu olacak ki Derbe önemini tamamen kaybetmiştir. 11. Yüzyilda Lykaonia bölgesinin tamaminin Türkler’in eline geçmesinden sonra Derbe bir köy olarak karşimiza çikmaktadır. Dervi köyü 1402 yılındaki ünlü savaşta İkonion ve Lystra ile birlikte Timurlenk tarafından tahrip edilmiştir. Karamanoğulları ve erken Osmanlı kayıtlarında adı geçen Dervi köyünün antik dönemin kenti olan Derbe ile eş anlamli olup olmadigi bilinmedigi gibi bugünde kayip olan yerleşim yerlerinden, bilinmezlerden biri olmuştur.

ARAŞTIRMA TARİHİ

18. ve 19. Yüzyıllarda Rönesans’ın tüm Avrupa’ya yayılıp yerleşmesi sonucu ve neticede antik döneme olan yoğun ilginin artması ile, Anadolu Tarihi de gündeme gelmiştir. Bu baglamda Anadolu’nun da batili hümanistlerin ilgi alanina girmesi ile, Anadolu Antik Devir Kültürü ve özellikle de tarihi coğrafyası, kentleri yoğun olarak araştırılmaya  ve ören yerlerinin tespiti ve dolayısıyla   kültür kalıntıları ile dolu olan bu merkezlerin adları saptanmaya başlanmiştir.

Bu araştirmalar içerisinde batili araştırıcıların ilgilendiği önemli örenlerden birisi de şüphesiz Derbe’dir. Zira Derbe, Apostel Paulus’un misyonerlik yaptığı ilk kentlerden birisi olup Hıristiyanlık dininin doğuşu ve ilk yıllardaki yayılışı açısından oldukça önem taşımaktadır. Zaten antik devir yazarlarından Cicero ve Strabon’u iyi etüt eden bu hümanistler bunların verdiği bilgiler sonucu haklı olarak Derbe’yi hep Laranda- Karaman çevresinde veya yakın yörelerinde aramışlardır.

Araştirmalarla ilgili yogun literatürden de anlaşildigi kadariyla ilk arama Ingiliz Albay W.M. Leake tarafından yapılmış (Journal of  a Tour in Asia Minor, 1824, s.103) ve yoğun kalıntılarından dolayı bugünkü Karadağ yakınlarında Madenşehri köyündeki “Binbir Kilise” topluluğunun Derbe olacağını ileri sürmüş ve “Apostel Paulus’un gezisini yapmış olduğu şehirler bizler için oldukça ilginçtir ve bizleri ilgilendirmektedir. Bu şehirlerden sadece birinin yeri (İconium-Konya) kesin olarak bilinmektedir.” ifadesini kullanmıştır. Apostel Paulus’un gezdiği ve ziyaret ettiği önemli kentlerden bir başkası olan Lystra’nın bugünkü Hatunsaray olduğu ünlü araştırıcı J.R.S. Sterrett (Papers of American School at Athens 3, 1884/85, s.142)  tarafından doğru olarak saptanmış, Derbe’nin de Laranda-Karaman’ın batısında yer alan Losta veya Bosala köylerinde olabileceği savunulmuştur.

Anadolu Tarihi coğrafyası hakkında önemli araştırmalar yapan Ch. Texier ise (Description de L’Asie Minoure II, s.130) Derbe’nin Divle köyünde olduğuna inanır. Kapsamlı olarak “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası” nı bir el kitabı niteliğinde yayımlayan W.M. Ramsay de Laranda’ya hudut olan İlistra’nın bugün İlisıra olarak (Yollarbaşı) hemen hemen aynı adla yaşamını sürdürdüğünü ve Derbe’nin de Sterrett’in teklif ettiği yerde olacağını kanıtlamaya çalışır.

Yukarıdaki araştırıcılar gibi, 19. yüzyılda daha bir çok araştırıcı kısa da olsa aynı sorunla ilgilenmişler fakat kesin bir sonuç alamamışlardır.

Sorunun, yani antik Derbe kentinin yerinin nihayet 1957 yılında çözüldüğü ve kentin bugünkü Ekinözü (Aşıran)  köyü yaylasında bulunan Kertihöyük olduğu kesinlik kazanmış gibi gözükmektedir.

Yukarıda sözünü ettiğimiz (s.3.) ve İngiliz araştırıcı M. Ballance tarafından 1957 yılında ilim dünyasına tanıtılan bir ton ağırlığında ki yazıtlı heykel kaidesinin Kertihöyük’te bulunması, Derbe kentinden de söz etmesi ile olaya kesin gözüyle bakılmış ve Kertihöyük’ün antik Derbe olduğu kabul edilmiştir. Bugün çevresinde modern hiçbir yerleşim yerinin bulunmadigi Kerti höyügü 450x250 m. ölçülerinde olup, üzerinde antik dönemlere ait küçük kültür varliklarini (Helenistik-Roma dönemi seramiği) da ihtiva etmesi ve nihayet bir ton ağırlığındaki yazıt bloğunun buraya herhangi bir nedenle başka bir yerden getirilemeyeceği de düşünülünce bu saptamanın ne kadar inandırıcı olduğu açıkça görülmektedir.

Bu hususta kesinmiş gibi görünen bu yargi, yine ayni Ingiliz Araştiricisi M. H. Ballance’in “Anatolian Studies, 14, 1964, s.139 vd.” da tanittigi diger yeni bir yazitla (s.3-4) şüpheli konuma sokulmuştur. Yukarıda da bahsedildiği gibi yazıtta “Tanrının sevgili dostu ve kulu Derbe Episkoposu Michael”den söz edilmektedir. Erken Bizans dönemine ait bu yazıt, Sudurağı  Köyünde Kerim Kırat’ın evinde 1958 yılında yazar tarafından tespit edilmiş ve 1964 yılında da yayımlanmıştır. Sayın Kerim Kırat’ın ifadesine göre yazıtlı taş “Dervi” mevkiinden getirilmiştir. Dervi mevkii Sudurağı köyünün 4 km. kuzeydoğusunda ve Kerti Höyüğünün aynı mesafede güneydoğusunda yer almakta ve bugün Sudurağı Köyü ile Ekinözü (Aşıran Köyü) sınırlarının kesiştiği mevkiidir. Eski Yunanca’da -b- Beta harfinin yeni Yunanca’da ve dolayısıyla Türkçe’de -V-  olarak okunuşu dikkate alındığında, Derbe’nin Derve-Dervi olarak yaşamını sürdürdüğü akla gelmektedir. Bugünkü “Dervi Mevkii” olarak adlandırılan yer, aşağı yukarı 500m. çapında çok az yükseltisi olan, fakat antik dönem kalıntılarını içeren alçak bir tepecik görünümündedir. İbrala (Yeşildere) deresi yatağında bulunan alçak höyükte Selçuklular dönemine kadar ulaşan seramik ve Bizans dönemine ait mimari parçalar etrafta görülmektedir.

Özet olarak söylemek gerekirse, Sudurağı Köyünde ele geçen yazıtın Dervi mevkiinden  gelmiş olması ve yazıtında da “Derbe” Episkoposu kutsal Michael’den bahsedilmesi Kerti höyüğünün antik Derbe kenti olabileceği düşüncesini ne yazık ki şüpheli duruma sokmuş ve sözü edilen Dervi mevkisindeki kültür kalıntılarının antik Derbe kenti kalıntıları olabileceğini gündeme getirmiştir. Bu şüpheli durumu destekleyen diğer belge ve kanıtlar ise Karamanoğulları dönemi ile Osmanlı dönemine ait Başbakanlik Arşivleri olmaktadır. Zira 1465 ve sonraki yıllara ait Karamanoğlu  İbrahim Bey İmaret Vakfiyelerinde, Fatih, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, III. Selim zamanlarında Dervi Köyünün varlığı bilinmektedir. Zira III. Murad zamanında yapılan Karaman ili tahririnde Dervi , 150 erkek mükellef nüfusu bulunan büyük bir köy olmalıydı. Defterde ayrıca “Öşrü İbrahim Bey İmareti’nin Vakfı Urfuyyesi Timardır” ifadesi yer almaktadır. (Bu hususta Bkz: İ. Hakkı Uzunçarşılıoğlu, İbrahim Bey’in Karaman İmareti Vakfiyesi, Belleten 1937, s.103 vd. ; İ. Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Karaman Tarihi, 1967, s.118, 337, 421, 564, 568 vd.; A. Aköz  XVI.Asırda Karaman Kazası. Basılmamış Doktora Tezi 1992, s.63, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.)     

Osmanlı Vakfiyelerinde de gündeme gelen bu Dervi köyünün yanı sıra benzer arşiv ve belgeler de Kerti Köyünden de bahsedilmektedir. Hatta bu köyün 1518, 1529 ve 1584 yıllarına ait kayıtlarda, köyün arpa, buğday, burçak yetiştirdiği ve bal ürettiği, Karaman Kalesi muhafızlarının tımarını karşılayıp, yıllara göre 3990-6200 akçe arasında vergi hasılatı yapıldığı açıkça ifade edilmektedir ( A. Aköz, a.g.e., s.63, 97.).

Eğer adı bizleri yanıltmıyorsa, bugün Ekinözü (Aşıran) köyü yaylasında yer alan ve antik Derbe Kenti olabileceği üzerinde durulan görkemli Kerti höyüğü, büyük olasılıkla Osmanlı Belgelerinde sözü edilen Kerti köyü kalıntıları olmalıdır. Zira bugün aynı adı taşıyan ve Karaman çevresinde bulunması gereken böyle bir köy mevcut değildir. Arşivlerde adları açık açık ifade edilen Bennak ve Foni (A. Aköz, a.g.e., Foni, s.65; Bennak, s.79)  gibi köyler de ne yazık ki bugüne dek yaşamlarını sürdürememiş ve kayıp yerleşim yerlerinden olmuşlardir. Işte Kerti ve Derbe yerleşim yerleri de zamanla kaybolmuş ve belki de arkalarinda Höyük adini verdigimiz toprak yigintilarini birakmişlardir. Bunların yerlerini saptamak, tarih ve kültür tarihini, sosyolojisini ortaya koymanın tek yolu bilimsel, arkeolojik kazı ve araştırmalar yapmakla gerçekleşecektir.

Kaynak: Kültür ve Turizm Müdürlüğü

KARAMAN CAMİ VE MESCİTLERİ - Mosques of Karaman

AKTEKKE (MADER-İ MEVLANA) CAMİ(MOTHER OF MEVLANA MOSQUE):

Karaman il merkezinde, Karamanoğulları Dönemi'ne ait olan cami, merkezi tek kubbeli, yüksek minareli bir yapıdır. Yapılış tarihi 1371'dir. Caminin son cemaat yerini, iki mermer sütun ve yan duvarların üzerine dayanan üç kubbe örter. Giriş kapısının sağında ve solunda iki mihrpçık vardır. Giriş kapısında, mermer kemerin üzerine bir Mevlevi sikkesi işlenmiştir. Cami içerisinde, sol tarafta ayrılmış mekanda, Mevlana'nın annesi ve yakınlarına ait, 21 adet taştan yapılmış sandukalı mezar bulunmaktadır.

The mosque is located in the centre of Karaman,the building has a central dome and high minaret.Above the entrance on the marble arch is a mevlevi conch engraved.According to the sülüs calligraphic inscription above the entrance,the mosque was built by Karamanoğlu Alaadin Ali Bey in 1370.At the left side of the mosque in a seperated place,there are the coffin tombs of Mevlana's mother,his brother and his relatives.the great sufist Mevlana Celaleddin came with his family to Karaman in the first half of 13th century,married and stayed for 7 years in the city...

YUNUS EMRE CAMİİ(THE YUNUS EMRE MOSQUE):
Karamanoğulları dönemine ait cami, Karaman'ın Kirişçi Mahallesi'ndedir. Kesme taştan, merkezi kubbeli bir yapıdır. Caminin son cemaat yerinde dört paye üzerine ortada oval, yanlarda yuvarlak kubbeler yer alır. Kubbeye, içten dört köşede yarımşar kubbe ile geçilir. Stalaktitli alçı mihrabı, geometrik ve kıvrık dal motifleri nesih yazı ile dekore edilmiştir. Daha önce birçok onarımla orjinalliği bozulan cami, 1994 yılında aslına uygun olarak yeniden restore edilmiştir. Caminin bitişiğinde, kesme taştan yapılmış, üstü tonoz kubbeli Yunus Emre Türbesi yer almaktadır. Ünlü Türk düşünürü, Mutasavvıf Yunus Emre’nin kabri yer almaktadır. Cami ismini de YUNUS EMRE’ den almaktadır.

The mosque which was built in 14th century during Karamanoğulları period is in the centre of Karaman.The building is made of shear stone,adjacent to western wall is the tomb of famous sufist and poet Yunus Emre... 

İMARET CAMİİ(THE IMARET MOSQUE)
Merkez İmaret Mahallesinde,  Karamanoğlu 2. İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. İmaret (Aşevi) olarak, kesme taştan merkezi kubbeli, iki katlı yüksek minareli olarak, içinde odalar bulunan bir camidir. Mescit, tophane, şifa yurdu, medrese ve aşevinden meydana gelen bir külliye halinde 1433 yılında yapılmıştır. Caminin bitişiğinde batısında İbrahim Bey’in mezarı (türbesi) kuzeyinde çeşmesi yer alır. İmaret’e ait ahşap iki kapı kanadı, Karaman Ahşap Sanatının tüm özelliklerini yansıtır. Her iki kapıda nezih bir yazı ile “Kapı açıktır giriniz, malı  mübahtır yiyiniz” ibaresi yazılıdır. Bu kapılar İstanbul Türk ve İslâm eserleri müzesince korunmaktadır.

Located in the centre of Karaman.this mosque is made of shear stone and closed hall and consists of a central dome and two floors.The inscription says that it was made by Karamanoğlu İbrahim Bey II in 1433 as a kulliyah complex.On the the west side of the mosque, there are the tombs of İbrahim bey and his two sons and on the north is a rich ornamented fountain..

 

SAADETTİN ALİ BEY  MESCİDİ(THE SAADETTİN ALİ BEY MESCİD):
Karaman merkezde, Selçuklu devrine ait eserlerdendir. Hastane caddesi üzerinde Hatuniye Medresesinin batısındadır. Mescit kitabesini koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Mescit 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Keykavus’un hükümdarlığı zamanında Ebu Bekir oğlu Saadettin Ali tarafından yaptırılmıştır. Yapı, türbe ve mescit olarak iki bölümlüdür. Girişin karşısında stalaktitli taş mihrabın yanlarında spiral sütunceler yer almaktadır.

This small mosque is made of shear stone and in located in the centre of the city,is a work of Seljuk period.It was made by Saadettin Ali bey son of Ebubekir in 1247.The building consists of two parts,that is a tomb and a mescid(small mosque).Opposite the entrance next to the stone mihrab niche are spiral columns..

AĞA (ZEYNEL ABİDİN) CAMİİ(AĞA MOSQUE):
Karamanoğlu devrine aittir. Karaman Topucak Mahallesi Dahak sokakta yer alan yüksek minareli dört sütunlu enine iki sahınlı plan arz eden bir yapıdadır. Üzeri kiremit kaplı ve kırma çatılıdır. Arka bahçesinde antik sütunlardan faydalanarak yapılan çokgen planlı bir şadırvan vardır. Cami, Abdurahmanoğullarıdan Çavuşoğlu El-Hac Zeynel Abidin tarafından yaptırılmıştır. Caminin mihrabı mermerden, minberi ise taştan yapılmış olup, bezemesizdir. Caminin kesme taştan yapılmış minaresi görkemli  ve dikkat çekicidir.

This mosque belogns to Karamanoğulları period.It was built by Abdurrahmanoğlu El-Hac Zeynel Abidin.It is made of shear stone and has a high minaret...

 

ARABOĞLU CAMİİ(ARABOĞLU MOSQUE):
Karamanoğlu devrinin en görkemli camilerindendir. 1374-1420 yılları arasında yapılmıştır. Merkezde Topucak Mahallesinde, Cumhuriyet ilköğretim okulu karşısındadır. Dikdörtgen planlı camide kıble duvarına paralel uzanan dört sahın vardır. Üzeri düz bir çatı ile örtülü, sade bir yapıya sahiptir. Mihrap, güney duvarında bir niş biçiminde olup taştan yapılmıştır.  Çatıda biriken suların akması için yapılan olukta bitkisel süs, bir ejder başı ile birleştirilmiştir.

Situated in the centre of Karaman.the mosque was constructed during The Karamanoğulları period from 1374 to 1420.The flat roof based on square columns was later covered with roof tiles.Its plan is kufe width style and it has a short minaret.The floral ornaments above the entrance on the west facade also continue below to arch.on the both sides of the door are halvah shovels engraved.the gargoyles made for the rain drainage are in the for of dragon head..

PİR AHMET CAMİİ(PİR  AHMET MOSQUE):
İç kale altında, Hisar Mahallesinde yer alan Karamanoğlu eserlerindendir. Duvarları kesme taştan yapılmış olup günümüz de yeniden restore edilmiştir.

The mosque in the centre of Karaman,behind the Karaman Castle.It was made by Pir Ahmet in 1547 during Ottoman period. 

img149/378/pirahmetwy4.jpg

DİKBASAN (FASiH) CAMİİ(DİKBASAN MOSQUE):
Karaman'ın Mansurdede Mahallesi'nde bulunan cami, enine plan gösteren kufe tipinde bir yapıdır. Karamanoğulları döneminde, 1493 yılında yapılmıştır. Üst örtü, daha önce yığma sütun ve kemerler üzerine düz toprak damlı iken, sonradan kiremit çatı yapılmıştır. Düz tavan doğrudan 12 sütun üzerine oturur. Kemerleri taşıyan sütunların yan taraflarına konsol ve sarkıtlar işlenmiştir. Minberi, ahşap malzeme ile birbirine geçmeli olarak yapılmış ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Şerefesinin altı mukarnaslarla süslü olan tuğla minaresi sonradan yapılmış ve 1901 yılında da onraım görmüştür.

It is in the centre of Karaman.Constructed in Karamanoğulları period in 1437.

ÇELEBİ CAMİİ(ÇELEBİ MOSQUE):
Gazidükkan Mahallesinde yer alan, kesme taştan yapılmış olan cami, dört köşesinde dilimli kubbelerle süslenmiş, tek sağır kubbelidir. Kubbe sonradan taş kaplama ile örtülmüştür. Önünde dört yığma sütunun ve üç kemerin tuttuğu ahşapla örtülü son cemaat yeri vardır. Caminin mihrabı sarkıtlar ve kabartmalarla süslüdür. 15. yüzyıl sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

It is in the centre of Karaman,made of shear stone.It was made at the end of 15th century.. 

HACI BEYLER CAMİİ(HACI BEYLER MOSQUE):
Karaman'ın Külhan Mahallesi'nde, Aktekke caminin karşısında yer alır. Seyfeddin Hacı Beyler tarafından  1356 yılında yaptırılmıştır. Kufe taştan yapılmış , çatısı kiremitlidir. Batı cephesi biraz geri çekilirken, orjinal kesme taşlarla yeniden inşa edilmiştir. Basık kemerli portalindeki kitabesinin çevresi halat motifi ile dekore edilmiş, bunun altı karmaşık bitkisel ağ süsleri ile doldurulmuştur. Bir süre İl kütüphanesi olarak kullanılan cami 1989 yılından bu yana tekrar cami olarak açılmıştır.

The mosque is in the centre of Karaman and was built in 1356 by Seyfeddin Hacıbeyler.It has a peerless entrance door...  

KARABAŞ VELİ KÜLLİYESİ-SİYAHSER CAMİİ(THE KARABAŞ VELİ KULLİYAH):
Karaman'ın siyahser Mahallesi'nde yer alan, kesme taştan cami, tekke, imaret ve türbeden meydana gelen iki bölümlü bir yapıdır. Karamanoğulları dönemine aittir. Soldaki birinci bölüm olan cami, üç sıra halinde kemerli sütunlar üzerine oturan düz damlıdır. Giriş kapısının üzerinde, II. Abdülhamit'e ait bir tuğra vardır. Kuzey duvarına bitişik imaret bölümü tonozlarla örtülü, üç eyvanlı, merkezi büyük kubbeli bir yapıdır. Mekanın tam ortasında 12 kenarlı şadırvan yer alır. Diğer iki eyvanın sağında ve solunda bulunan iki pencere, tonozlu küçük hücrelere açılır. Girişin solunda, iki sütunlu, üç küçük kubbeli bölüm yer alır.

Situated in the centre of Karaman.the kulliyah was constructed as a mosque,lodge,charitable establishment(imaret) and tomb from shear stone.It belongs to the Karamanoğulları period.

ŞEYH ALİ SULTAN CAMİİ(SEYH ALİ SULTAN MOSQUE):
Merkez, Çeltek Mahallesinde (Kazalpa) yer alır. Kurtderesi'nin beyaz kesme taşından yapılan cami, Karamanoğlu döneminde yapılmıştır. 1976 yılında restore edilmiş cami, kare plan üzerine merkezi tek kubbeli, dört köşe planlı ve üstü kubbe ile örtülüdür. Yapının kuzeyinde 50 odası olan bir medrese yer alıyordu, ancak günümüzde  bu yapıdan  eser kalmamıştır. Camii avlusunda, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadoluda yaşayan, büyük evliyalardan, Resullullah (S.A.V) torunlarından, Semerkant, Buhara ve Taşkent gibi ilim merkezlerinde ilim tahsil etmiş ve 1450 yılında Karaman”da vefat etmiş olan Seyyid Ali Sultan-Es Semerkandi’nin mezarı bulunmaktadır. Halk arasında cami “Şıh (Şeyh) Ali Sultan Cami” olarak da anılır.

It is in the centre of Karaman,is made of white shear stone during the Karamoğulları period,on the left side of mosque lie the great sufist and grandchild of Hz.Muhammed s.a.v Şeyh Ali Es Semerkandî..

NUH PAŞA  CAMİİ(NUH PASHA MOSQUE):
Osmanlı devri eserlerindendir. Merkez Koçakdede Mahallesinde yer alan kesme taştan yapılmış son cemaat yerinde üç kubbesi bulunan, merkezi büyük kubbeli bir cami, 1596 yılında Nuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kubbeye geçiş, dıştan sekizgen tambur, içten ise Selçuklu üçgenleri ile sağlanmıştır.

The mosque is in center of the city.It was built by Nuh Pasha in 1596.it is made of shear stone...

KADİRHANE CAMİİ(KADIRHANE MOSQUE):
Karaman merkez kirişçi mahallesindedir. 1378 yılında yapılmış, 1962 yılında yenilenmiştir. Minaresi tahtadan olup, caminin içinde minber’in sağında Abdulkadir Geylani’nin sancaktarı, Açıkbaş Veli, Bağdatlı Şeyh Ali Baba, Şeyh Hanefi Baba ve Şeyh Bekir’in mezarları vardır.

It is in the centre of Karaman,built in 1378...

FİSANDON (DEREKÖY) KİLİSE CAMİİ(FISANDON CHURCH MOSQUE):
Karaman’ın 7 km. güneyinde Fisandun (Dereköy) köyünde, bir kaya kütlesinin içine 9. - 10. yüzyıllarda kesme taştan kilise olarak yapılmıştır. Karaman Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. Sol tarafına sonradan minare yapılmıştır. Haç planlı yapıda yalnız taş kullanılmıştır. Ortasında bir kubbe bulunan bu binanın dış yüzeylerinin bazıları kör, bazılarının içlerinde pancereler açılmış, dizi halindeki kemerlerle hareketlendirilmiştir.

It is in the village of Fisandon,built between 9 and 10th century is made of shear stone as a church,It was converted to mosque by Sinan Pasha.. 

HOCA MAHMUT CAMİİ (Darülhıffazi) HOCA MAHMUT MOSQUE-KUR'AN SCHOOL:
Merkez ilçede, 1451 yılında Karamanoğlu devrinde yaptırılmış, Hoca Mahmut Mahallesinde yer alan tek katlı kiremit çatılı bir camidir.

It is in the centre of Karaman,was built in 1451..

TAŞKALE CAMİİ (TAŞ MESCİD) TAŞKALE MOSQUE-STONE MESCİD:
Karaman'a 50 km. uzaklıkta, Taşkale kasabasında kayalara oyulan buğday ambarları içinde, yine kayalar oyulmak suretiyle yapılan otantik özellikli Türkiye’de eşi olmayan bir tarihi camidir. Taş basamaklı merdivenle çıkılan mescidin taşa oyulmuş mihrabı ve dışarıya açılan üç penceresi bulunmaktadır. Bugün hala ibadete açıktır.

It is Taşkale town, it was made in to  the rocky storehouse in Taşkale,one of the great mosque in Turkey..

YENİ MİNARE CAMİİ (THE YENİ MİNARE-NEW MİNARET MOSQUE):
Karaman merkezde Ahi Osman Mahallesi'ndedir. 1522 yılında cambazzade Kadı Abdurrahman Efendi tarafından kesme taştan yapılmış, merkezi büyük kubbelidir. Sütunlar üzerinde bulunan üç küçük kubbeli son cemaat yerinin kubbeleri yıkılmış, düz çatı yapılmıştır. Bu nedenle Yeni Minare adını almıştır. Merkezi kubbeye geçiş, dıştan sekizgen tambur, içten Selçuk üçgenleriyle sağlanmıştır. Kitabesi bulunmamakla birlikte, mihrabı ve minberi oymalarla süslüdür.

It is in the centre of Karaman it is made of shear stone,built by Cambaz Kadı Abdurrahman Efendi in 1522 during ottoman period..

 

 

karaman gezintisi KARAMAN TRİP KARAMAN REISE

 

img522/9467/11wv3.jpg 

img140/8352/turkeylogolz8.gif

img134/3190/banner2pp6.jpg

   
The city, which influenced the Turkish History : KARAMAN ...

 

 Hoşgeldiniz-Добро пожаловать - Ласкаво просимо - Välkommen - Velkommen - Welcome - Welkom - Willkommen - Benvenuti - Bienvenue - Bienvenidos Boa vinda - Bun venit - Tervetuloa - Καλωσορίσατε - ברוכים הבאים - خوش آمديد

Tüm Arkadaşlarıma Şükranlarımı Sunuyorum,Benim İçin Çok Değerlisiniz...

(I present my appreciations to all the friends,you are so valuable for me...)

  

请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。

"A maior covardia de um homem é
dispertar o amor de uma mulher
sem ter a intenção de amá-la."

SMILES AND HUGS
GOD BLESS YOU

ozledimmmmTriste

11 月 7 日
NaahiTeira发表:
 
ALWAYS LOVED
 
-Teira-
11 月 2 日
img338/9569/luluasolil7.jpg 

"Não importa qual caminho você seguiu,
se existir amor, também existirá uma saída."

" You do not import which way you followed,
if to exist love, also will exist an exit .”

10 月 1 日

Se no futuro eu não for seu presente
Lembre-se que fui parte do seu passado!

If in the future I will not be your gift
Remember that I was part of your past!

9 月 20 日

Lágrimas
não são aquelas que saem dos olhos
e escorrem pelo rosto,
Lágrimas
são aquelas que saem do coração
e escorrem pela alma

Tears
are those that leave the eyes
and flowing by the face,
Tears
are those that leave the heart
flowing and the soul

7 月 31 日
第 1 张,共 85 张
第 1 张,共 85 张

ESMA-ÜL HÜSNA

正在加载...

Hz.Mevlana Karaman'da Yedi Sene Kalmıştır...
Annesi ve Birçok Akrabasının Kabri Aktekke Camimizdedir
...
正在加载...