Hasan's profileKARAMAN Tarih ve Kültür ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
September 17 KARAMAN'IN TANITIMI (Demonstration of Karaman-Demonstration von Karaman-Démonstration de Karaman- Demonstração de Karaman)Karaman is in the south of central Anatolia, Turkey, at the northern foot of the Taurus mounts. The ancient Laranda, Karaman was renamed after the chieftain of a Turkic tribe who conquered the city ruled during a short period by the Latins and the Armenians in c.1250 and set up the independent The seljuks rewarded the Karamanoğlu with a dominion and a city which became the capital of the Karamanid Emirate in 1256. Thanks to Mehmet Bey in 1277 it became the first Turkish state to use the Turkish language ("Türkçe") instead of Persian which had been the official language of the Seljuk sovereigns. . Yunus Emre, the first great poet to write in Turkish, lived and died there (1238-1320) : his poetry, language and philosophy shaped Turkish culture and still do so Muslim state of Karamania, which at one time comprised most of Asia Minor.. A successor state of the Seljuk empire, Karamania existed until its final subjugation by the Ottoman Turks in the late 15th century. Its area is 9.237 square km and its population is around 250 thousand. Karaman became a province of Turkey in 1989.
Flächenmaß: 9.237 km²
Einwohnerzahl: 226.210(2007)
Straßenverkehrsnummer der Stadt: 70
Landkreise: Karaman (centre), Ayrancı, Ermenek, Kâzımkarabekir,Sarıveliler,Başyayla.
Interessante Plätze: Die Walderholungsstätte von Gökçe, die Maraspoli- Höhle, die Burgen von Kraman, Ermenek (Firan) und Mennan, die Medressen von Binbirkilise, Hatuniye, Emir Musa und Ibrahim Bey mit Armenküchen und die Tol-Medresse, die Grossen Moscheen (Ulu Cami) von Gaferyad (Ermenek, Kâzımkarabekir) und Dorf Yollarbaşı (Ilisra), die Moscheen von Hacı Beyler, Aktekke (Valide Sultan), Arapzade, Pascha, Dikbasan (Fasih), Akçaşehir, Sipas und Mimar Emir Rüstem Pascha, die Yunus Emre- Moschee und das Derwischkloster, kleine Moschee von Şeyh Çelebi und Akça Mescit, die Armenküche und Türbe von Karamanoğlu, die Bıçakçı- Brücke und die Ala -Brücke, der Brunnen mit sieben Röhren, das Karaman- Museum.
POPULATION: 226.210(2007) CODE D’IMMATRICULATION: 70 SOUS-PREFECTURES: Karaman (préfecture), Ayranci, Ermenek, Kâzimkarabekir,Sarıveliler,Başyayla. Centres d’intérêt: Parc de loisirs forestier de Gökçe Çamligi, caverne de Maraspoli, citadelles de Kraman, d’Ermenek (Firan) et de Mennan, « medrese » (ancienne écoles religieuse) de Binbirkilise, de Hatuniye, d’Emir Musa, d’Ibrahim Bey et de Tol Medrese, le village Ulucami (Grandes Mosquées) de Gaferyad (Ermenek, Kâzimkarabekir) et du village de Yollarbasi (Ilisra), Mosquées de Haci Beyler, d’Aktekke (Valide Sultan), d’Arapzade, de Pacha, de Dikbasan (Fasih), d’Akçasehir, de Sipas et de Mimar Emir Rüstem Pacha, Mosquée et loge de Yunus Emre, « mescit » (petite Mosquée) de Seyh Çelebi et Akça Mescit, mausolée et hospice de Karamanoglu, Pont de Biçakçi et d’Ala Köprü, fontaine de Yedi Oluklu, Musée de Karaman.
نائب المحافظات : كارامان (مقاطعة) ، ayranci ، ermenek ، kazimkarabekir ، sariveliler ، basyayla
gökçe çamligi ، maraspoli الكهف ، من الحصون karaman ، ermenek (firan) وmennan ، "medrese' (سابقا المدارس الدينية) binbirkilise ، hatuniye ، الامير موسى ، ابراهيم بك و'4' TOL medrese ، وقرية ulucami (الجامع الكبير) gaferyad (ermenek ، kâzimkarabekir) وقرية yollarbasi (ilisra) ، والمساجد من haci beyler ، aktekke (valide سلطان) ، arapzade ، باشا ، dikbasan (fasih) ، akçasehir ، sipas ومعمار باشا امير rüstem مسجد ومنازل emre يونس ، "mescit" (مسجد صغير) seyh çelebi وakça mescit ، وضريح في المستشفيات جسر karamanoglu Biçakçi وعلاء köprü ، نافوره yedi oluklu ، متحف كارامان. (Karaman iç anadolunun güneyinde,toros dağlarının kuzey eteklerinde bulunmaktadır.çok eski dönemlerde adı laranda olarak geçen kentin adı,1250 de bir türk kabilesinin şehri Ermenilerden ve Latinlerden kısa sürede ele geçirip,bağımsızlığını ilan ederek,Müslüman bir beylik kurmasıyla karaman olarak tekrar adlandırılmıştır.selçuklularda bu yerlerin fethinden dolayı daha sonraları beyliğin başkenti olacak larendeyi(karaman) kendilerine ödül olarak vermiştir.Karamanoğlu Mehmet bey Selçukluların resmi dili Farsça yerine Türkçeyi resmi dil olarak kullanan ilk türk beyidir.ayrıca türkçeyi şiirlerde kullanan büyük şair ve düşünce adamı yunus emre burada doğup burada vefat etmiştir.onun şiirleri dilinin akıcılığı ve hayata dair düşünceleri türk kültürünü şekillendirmiş ve şekillendirmeyede devam etmektedir. karamanoğulları küçük asya olarak adı geçen anadolunun büyük bir kısmını kapsamıştır.selçuklunun varisi olarak görülen karamaoğullarına 15. yüzyılın sonlarında Osmanlı devleti son vermiştir..
Karaman 9.237 km kare alana ve yaklaşık 250 binlik bir nufusa sahiptir.karaman 1989 yılında türkiyenin 70.ili olmuştur…
Karaman is formed by Karaman (center), Ayranci, Ermenek,sariveliler,Başyayla,Kazım Karabekir districts. Some sites of Interest and history are; Gokce forest recreation area, Maraspoli Cave, Karaman, Ermenek (Firan) and Mennan castles, Hatuniye, Emir Musa, Ibrahim Bey and Siyahser theological schools (medrese) for alms and Tol Medrese, Kazimkarabekir district and Yollarbasi (Ilisra) town Grand Mosques, Haci Beyler, Aktekke (mother of Mevlana), Arapzade, Pasha, Dikbasan (Fasih), Akcasehir, Sipas and Mimar Emir Rustem Pahsa historical mosques, Yunus Emre Mosque and Lodge, small mosque of Seyh Celebi(seljuks) ,a lot of historical mausoleums, Bicakci Bridge and Ala Bridge, Karaman Museum, Karadag Thousand Churches and one of the first church in the world(derbe)also, South of there are the remains of the beautiful Byzantine Alahan Monastery . This Byzantine complex dating from the 5th century comprises three main parts: the basilica, the baptistery in the middle, and the church. There is also some fine stone carving to admire. Its magnificent location on a natural terrace offers a breathtaking view over the Göksu Valley.
(YUNUS EMRE MOSQUE AND HİS LODGE)
Karaman merkez,ayranci,kazimkarabekir,Ermenek,Başyayla ve sariveliler ilçelerinden oluşmaktadır..şehrin ilgi çekici ve tarihi yerleri şunlardır:gökçe çamlığı(piknik alanı),manazan mağraları,karaman,Ermenek ve Mennan kaleleri ,hatuniye,emir musa ,tol medresesi,ibrahim bey ve Siyahser imareti,Kazımkarabekir ilçesi ve yollarbaşı(ilisira)kasabası ulu camileri,haci beyler,aktekke(mader i Mevlana),arapzade,paşa,dikbasan(fasih),attariye,demirciler,koçakdede ,akçaşehir,sipas ve mimar Rüstem paşa tarihi camileri,yunus emre camii ve türbesi saadettin alibey mescidi(Selçuklu devri),bir çok tarihi türbeler,biçakçı ve ala köprü ,karaman müzesi,Karadağ binbir kilisesi ve dünyanın ilk kiliselerinden derbe kilisesi bulunmaktadır.ayrıca karamanın güneyinde bizanstan kalma Alahan manastırı bulunmaktadır5.yy dan kalma bu Bizans kompleksi 3 ana bölümü kapsar.bazilika,ortada vaftiz ve bölümü ve kilise.ayrıca bazı hayranlık verici oyma taşlar mevcuttur.mükemmel konumuyla Göksu vadisinin nefeskesici manzarasını gözler önüne seriyor.
Some significant dates for the city are:
Culture and Art Week, Karaman, May 5-12th
Kültür ve sanat haftası(5-12 mayıs),Kazımkarabekir ilçemizde Kazımkarabekir paşayı anma törenleri(26 mayıs),mevlananın annesini anma törenleri(10 aralık),dil bayramı ve yunus emreyi anma törenleri(13 mayıs) ve ilçelerde kutlanılan elma ve kiraz festivalleri
This province is famous with its special breed of sheep and delicious yogurt.also special soup for winter(arabaşı soup),and etliekmek(bread with small meats) (ilimiz kendine has koyun çeşidi ve yoğurduyla ,etliekmeğiyle,ayrıca kışa özel olan arabaşı çorbasıyla meşhurdur.
DEUTSCH
Generaldirektion für Gemälde und Museen
In und um Karaman sind Spuren von zahlreichen Zivilisationen aus prähistorischer und historischer Periode vorhanden. In der Umgebung von Karaman befinden sich heute zahlreiche Grabhügel und Ruinenstätten. Da allerdings die Museumstätigkeiten in Karaman sehr spät anfingen, wurden die beweglichen Funde aus diesen Gebieten in andere Museen gebracht.
Mit Unterstützung einiger lokalen Verwaltungsbeamten und Einwohner von Karaman, die der Meinung waren, dass archäologische und ethnographische Funde am Fundort ausgestellt werden müssten, wurde das erste Museum im Jahre 1961 in der Tourismusvereinigung und Bibliothek gegründet. Die Werke wurden im Jahre 1963 in einer Gebäude in der Stadtmitte, 1966 im Ibrahim Bey Armenküche, 1968 in einem Mietshaus und 1971 in dem momentan gebrauchten Gebäude ausgestellt.
In der Vitrine 4, wo Funden aus der Bronzezeit ausgestellt werden, befinden sich neben Gefäßfunde aus der Sısanın Tumulus und dem Dorf Gökçe Köyü, auch dunkelgrau polierte Tongefäße der Yortan-Kultur aus West-Anatolien. In der Vitrine 7 werden Tränen und Parfümfläschchen aus der römischen und der byzantinischen Epoche ausgestellt. Unter diesen sind sowohl einfache und musterlose als auch farbreiche und verzierte. Auf dem Obergeschoß befindet sich neben der Verwaltungsabteilung ein Ausstellungssaal, worin die Kunstarbeiten der Bevölkerung und der Studenten in Perioden ausgestellt werden.
FRENCH
Le musée se trouve au centre de Karaman, sur l’avenue Turgut Özal et derrière la madrassa (école Koranique) d’Hatuniye, l’un des plus beaux exemples de l’architecture du beylicat de Karamanoğulları. On peut trouver, à Karaman et dans les environs, les traces de plusieurs civilisations appartenant à l’époque préhistorique et historique. Il y aujourd’hui aux alentours de Karaman un nombre important de tumulus et d’emplacements de ruines. Mais les activités du musée ayant débuté assez tardivement, la plupart des oeuvres mobiles, découvertes dans cette région, ont été envoyées dans d’autres musées.
Soutenant l’idée que les oeuvres archéologiques et ethnographiques devront être protégées sur place, le premier musée a été constitué en 1961 dans le bâtiment de l’association pour le tourisme et la bibliothèque avec le soutien de certains administrateurs locaux et certains notables de Karaman. Les oeuvres ont été exposées en 1963 dans le bazar, en 1966 sous les hospices d’Ibrahim Bey, en 1968 dans une maison louée et en 1971 dans le bâtiment actuel.
A l’étage supérieur, la salle d’exposition est composée de deux sections ; les oeuvres sont exposées dans 32 vitrines. Dans la section archéologique, se trouvent des oeuvres appartenant à plusieurs civilisations allant de l’ère néolithique à l’ancienne époque byzantine. Dans la section ethnographique, des oeuvres datant des époques seldjoukide, des beylicats anatoliens, ottomane et de la République y sont exposées.
Dans le jardin du musée, se trouvent des stèles tombales, dont la majorité appartiennent à l’époque romaine ainsi que des oeuvres en pierre des époque byzantine et turco-islamique, installées sur un terrain de verdure. Parmi les oeuvres exposées, celles découvertes lors des fouilles du tumulus de Canhasan et datant des ères néolithique et chalcolithique attirent l’attention. Parmi les oeuvres de Canhasan, datant de l’ère chalcolithique, exposées dans les vitrines n°s 1, 2, 3, 14 et 17 se trouvent des poteries, des figurines masculines et animales en terre cuite, des haches en pierre, des flèches en obsidienne, des gratteurs, des colliers et des bracelets en os, des pièces d’ornement en coquillages de moules, des colliers en apatite bleue, des pierres de broyage en basalte. Dans la vitrine n° 4 sont exposées des oeuvres datant de l’âge de bronze, dont des poteries du tumulus de Sısanın et du village de Gökçe ainsi que des poteries laquées noires et grise foncée appartenant à la culture Yortan d’Anatolie occidentale.
Dans la vitrine n°5 sont exposées des oeuvres de l’époque hellénistique, rapportées de Mersin-Gelindere, Muğla Iasos, Adıyaman, Karaman et des environs. La plupart sont constituées d’assiettes Lekitos.
Dans la vitrine n° 6, la plupart des oeuvres appartenant à l’époque romaine ont été recueillies de Karaman-Taşkale, Bayır, Karacaören et Kâzımkarabekir. On peut y trouver des figures masculines et animales en terre cuite, des lampes, des pots et des assiettes.
Dans la vitrine n°7, sont exposés des flacons de gouttes de larmes et de parfum appartenant aux époques romaine et byzantine. Il y a des plats sans couleur et d’autres qui sont ornés de couleurs vives.
Dans les vitrines n°s 8 et 9, on peut y trouver des assiettes en bois, des parties de boîtes, des boîtes à maquillage, des croix en bronze, des bijoux en or, des lampes en bronze appartenant à l’époque byzantine ainsi que des exemples de céramiques byzantines.
Dans les vitrines n°s 12, 13, 18 et 19 des pièces de monnaie datant respectivement des époques grecque, vénitienne, romaine, byzantine, des Beylicats de Karamanoğlu, ottomane et de la République sont exposées.
Dans la vitrine n°15 sont exposés des bracelets en bronze, des figurines et des plaques de voeux datant de l’époque des Ourartous. Ces oeuvres, exposées au musée, ont en général été achetées.
Dans la vitrine n°16 se trouvent des sceaux en pierre et des cachets cylindriques appartenant aux époques ancienne et avancée des hittites ainsi que des photos de presse de ces cachets.
Dans la vitrine n° 20 de la section ethnographique, des faïences appartenant aux époques seldjoukide et ottomane, des mosaïques, des lastex, des faïences en rangées et sous-rangées, des reliefs en plâtre, des faïences de Çanakkale et de Kütahya y sont exposés.
Dans les vitrines n°s 21 et 22, se trouvent des marmottes, des plateaux, des “sini” (grands plateaux), des assiettess, des tasses, des hachoirs, des aiguillères ornées de dessins géométriques et de plantes datant des 14ème et 19ème siècles et appartenant aux époques seldjoukide et ottomane.
Dans les vitrines n°s 24 et 25, on trouve des tiroirs, des chaussures en bois, des treuils, un moulin à café, un refroidisseur pour le café, une boîte pour miroir, un protège-cuillère, une tasse servant de mesure, un mortier, des instruments de musique etc en bois orné de nacre.
Dans les vitrines n°s 26 et 27, sont exposés des ornements pour les tentes en tissu, un berceau, des attelages, des exemples d’habits et de bottes en cuir, utilisés en général par les Turkmènes ayant vécu dans le Taurus.
Dans les vitrines n°s 28 et 29, des Corans contenant des explications, des firmans (ordre), des résolutions sur la législation musulmane et l’ordre d’Ali Evran appartenant au Beylicat de Karamanoğulları et à l’époque ottomane.
Dans la vitrine n° 30, sont exposées des lampes à gaz de différentes formes.
Dans la vitrine n° 31, des bijoux en argent, des ornements de coiffure, des boucles, des pinces, des “childir”, des fez et des montres à gousset sont exposés.
Dans la vitrine n° 32, sont exposés des chaussettes et des gands tricotés à la main et utilisés encore de nos jours.
Dans la vitrine n° 33, se trouvent des cloches destinées à de différents animaux.
Par ailleurs, dans deux vitrines horizontales sont exposés des armes, de la poudre, des caisses, un coupe-chandelle, une cuillère, un heurtoir, un fouet, un cachet, un fume-cigarettes, et un chapelet.
A l’étage du dessous, dans la partie en construction commencée l’année dernière, une armoire, une porte, un tiroir et un four, trouvés dans d’anciennes habitations de Karaman, ont été accrochés et montés sur les murs. Certains outils agricoles se trouvent dans cette partie, qui n’est pas encore ouverte à la visite.
A l’étage supérieur, mise à part la partie réservée à l’administration, il y a une salle d’exposition dans laquelle les travaux artistiques du musée, traditionnels et réalisés par des étudiants, sont exposés périodiquement.
Adresse: Hatuniye Med. Arkası/Karaman August 07 CANBAZ KADI TÜRBESİ VE LARENDE (KARAMAN) KALESİNİN FETHİ (Conquest of Karaman Castle)İkinci İbrahim Kadı askeri Canbaz kadı zade Abdurrahman efendiyi, minareden minareye ip gerip üzerinde gösteri yapan ip canbazı olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu tamamen Türk halkının yatırlara farklı gözle bakmalarına ve efsaneye düşkün olmasından ileri gelmektedir. Karamanoğulları zamanında iyi eğitim görmüş becerikli askerlere canbaz denirdi. Canbaz kadı da o sülaleden gelme bir Türk büyüğüdür. Şu sıralarda türbe tamir halindedir. Zamanla şehir kodunun yükselmesi sebebiyle yapı yüzyirmibeş santim derinliğinde toprağa gömülü iken, çevresindeki topraklar temizlenerek türbe meydana çıkmıştır. Sonradan konulan yeni yazı ile yazılmış kitabede şöyle diyor:
KARAMAN BEYLERİNDEN İKİ İBRAHİM KADI ASKERİ CENBAZ KADI ABDURRAHMAN TÜRBESİ Bir şey söyleyeyim mi? Bu kitabe bu türbeye yakışmamış. Kendi kitabesine ne oldu anlayamadım.Yukarıda iyi eğitim görmüş becerikli askerlere Karamanoğulları zamanında canbaz dendiğinden söz etmiştik. Larendenin Karamanoğulları topraklarına katılmasında canbazların büyük gayreti ve becerisi vardır. Karaman Bey Larendeyi Selçuklu Sultanı iki Kılıçaslandan ister. Kılıçaslan da iki pare makbul şehrim var birini ona mı vereyim. Larende anam dedem tahtıdır diyerek reddeder. Ama bir müddet sonra anam atam tahtıdır dediği şehri Karaman Bey’in düşmanı Hacı Beylere verir. Karaman Bey Kılıçaslanın bu düşmanca hareketine çok sinirlenir ama belli etmez. Karaman Bey uzun müddet bu konu üzerinde durmayıp çevresine bu olayı unutturur. Bir gün ansızın av yapma bahanesi ile yanına iyi eğitim görmüş bir miktar asker alır, Ermenekten ayrılır. Nereye gideceğini askerlerinden bile saklayan Karaman Bey, Larende kalesinin önüne gelir. Dönüp askerlerine Larende kalesine baskın yapacaklarını ve hazır olmalarını tenbih eder. Ve bir baskınla kaleyi ele geçirir. Burada ele geçirdiği Hacı Beyi ve muhafızlardan birkaçını öldürür. Geri kalan kale muhafızları iç kaleye çekilip kapıları kapatırlar. Karaman Bey Larende pazarında yakaladığı Rum ve Ermenilerin elbiselerini askerlerine giydirerek kale kapısının önüne gönderir. Ermeni Rum elbisesi giyen askerler muhafızlardan Karaman Bey kendilerini yakalarsa öldüreceğini söyleyerek yardım isterler. Bunun üzerine kale muhafızları kapıları açarak askerleri içeri alırlar. İçeri giren askerler elbiselerinin içindeki palaları çekerek kaleyi teslim alırlar. Tarih 1260.. TALAT DURU'DAN ALINTIDIR.... KARAMANOĞLU MEHMET BEYİ ARIYORUM...
Karamanoglu Mehmet Bey'i arıyorum.Göreniniz , bileniniz, duyanınız var mi? Bir ferman yayınlanmıştı:
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye hatırlayanınız var mi? Dolanın yurdun dört bir yanını, Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mi? Nutkum tutuldu, sasırdım merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mi? * Tanıtımın demo, sunucunun spiker, * Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey, * Hanim ağanın, firstlady olduğuna şaşıranınız var mi? * Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet, * Mağazanın süper, hiper, gross market, * Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mi? * İlan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard, * Bilgi alisinin brifing, bildirgenin deklarasyon, * Merakin, uğrasın hobby olduğuna güleniniz var mi? * Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, * Beldelerin girişinde welcome, çıkısında goodbye okuyanınız var mi? * Korumanın, muhafızın, body guard, * Sanat ve meslek pirlerinin duayen, * İtibarin, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mi? * Sekinin, alanın platform, merkezin center, * Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, * Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mi? * Is hanimizin plaza, bedestenimizin galeria, * Sergi yerlerimizi, center room, show room, * Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mi? * Yol üstü lokantamızın fast food, * Yemek çeşitlerimizin menü,Hesabini, adisyon diye ödeyeniniz var mi? * İki katli evinizi dubleks, üç katli komşu evini tripleks, Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mi? * Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, * Vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya, * Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mi? * Mesireyi, kir gezisini picnic, * Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag, * Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mi? * Çarpıcı önemli haberler, flash haber, * Yasa, varol sevinçleri, oley oley, * Yıldızları, star diye seyredeniniz var mi? * Virvirik dağının tepesindeki köyde, * Cafe show levhasının altında, * Acının da acısı kahve içeniniz var mi? * Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, * Dilimizin çalındığını, talan edildiğini, * Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mi? * Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk, * Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik, Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mi? Karamanoglu Mehmet Bey'i arıyorum, Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mi? Bir ferman yayınlamıştı ... Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mi? YUSUF YANÇ(TÜRK DİLİ DERGİSİ-1999) July 25 ESKİ KARAMAN GÖRÜNTÜLERİ... (Old Photos of Karaman)
Karamanoğulları Beyliği (Karamanid Emirate )
Karamanoğulları (Karamanoğlu) Beyliği
On üçüncü asırda, Karaman ili ve havâlisine hâkim olup, 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliği. Karaman aşîreti, Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alâeddin Keykubad (1219-1237), Türkmen aşîretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. Bu sırada, 1228 senesinde Kilikya, Ermenilerden alınınca, Ermenek taraflarına da Karaman aşîreti yerleştirildi. O zaman, Karaman aşîretinin beyi Sadeddin oğlu Nûre Sufî idi. Türkmenler üzerinde nüfuz sahibi olan Nûre Sufî, Hıristiyanlara ait yerleri zaptederek topraklarını genişletti. Ölüm tarihi bilinmeyen Nûre Sufî’den sonra oğlu Kerîmüddin Karaman, aşîret beyi oldu. Bu sıralarda Türkiye Selçukluları Devleti, Moğol-İlhanlıların kontrolüne girmişti. Karaman Bey; Ermenek, Mut, Gülnar, Mer’a ve Silifke kalelerini muhasara etti. Ermenek’i ele geçirdi. Sahip olduğu topraklarda, serbestçe hareket ediyordu. Bundan dolayı Türkiye Selçuklu sultanı Dördüncü Kılıç Arslan, Karaman Beyin hadise çıkarmasından çekinerek ona, Lârende (Bugünkü Karaman) Kalesini iktâ olarak verdi. Aynı zamanda kardeşi Bunsuz da, Selçuklu sultanının sarayında “candar” yani muhafız olarak görevlendirildi. Fakat, uç beylerinden bazılarının cezalandırılmasından endişelenen ve bir gün sıranın kendilerine geleceğini düşünen Karaman Bey, beraberinde kardeşi Zeynül-Hac ve Bunsuz olduğu halde, 20.000 kişilik bir kuvvetle Konya üzerine yürüdü. Ancak, Gevele Kalesi önünde yapılan muharebede Selçuklu veziri Muînüddin Pervâne, Karamanlıları mağlup etti. Karaman Beyin kardeşleri Zeynül-Hac ve Bunsuz yakalanarak Konya’da idam edildi. Karaman Beyin, 1262 senesinde vefatı üzerine, Sultan Dördüncü Kılıç Arslan, bunun oğullarını Gevele Kalesine hapsettirdi ise de, Vezir Muînüddin Pervâne’nin müdahalesi ile serbest bıraktı. Kardeşlerden en büyüğü olan Şemseddin Birinci Mehmed Bey, Ermenek tımarına sahip olarak Karaman Beyi oldu. Mehmed Bey, aşîret reisi olduktan bir süre sonra isyân eden Hatiroğlu ile birleşerek Selçuklulara karşı faaliyete geçti ve Bedreddin Hutenî komutasında üzerine gönderilen Selçuklu-İlhanlı ordusunu, Göksu Derbendinde, âni bir taarruzla bozguna uğrattı. Daha sonra Konya üzerine yürüyerek, Cimri lakabı verilen Alâeddin Siyavuş’u Selçuklu sultanı ilan etti. Mehmed Bey, yanında Alâeddin Siyavuş olduğu halde, 1277 senesi Mayıs ayının on ikisinde Konya’ya girdi ve Siyavuş’un veziri oldu. Toplanan dîvânda Türkçe'den başka dil kullanılmamasına karar verdi. Bir süre sonra Akşehir ve civarında Sâhib Atâoğulları idaresindeki bir orduyu yendi. Bu sefer dönüşü Konya’ya sokulmayan Karamanoğlu Mehmed Bey, Ermenek’e çekilmek mecburiyetinde kaldı. Bu sırada Sâhib Cüveynî komutasındaki Selçuklu-İlhanlı ordusu, Konya’ya geldi. Bu ordu ile yaptığı çarpışmada yakalanarak bazı kardeşleri ile birlikte öldürüldü (1277). Bu hâdise, bir süre için Karamanlıları sindirdi. Mehmed Beyin yerine, kardeşi Güneri Bey geçti. Bu da, Selçuklu şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesinde büyük rol oynadı. Güneri Bey, 1286 senesinde Tarsus üzerine yürüdü. Aynı sene İlhanlılar, Lârende ve havâlisini tahrip ettiler. Güneri Bey, dağlara çekildi. Karamanoğulları, bu tarihten sonra Moğollarla bazen anlaştılar, bazen savaştılar. Güneri Bey, 1300 senesinde vefat edince, yerine kardeşi Mahmud Bey geçti. Mahmud Bey, 1308 senesinde, Ermenilerle savaşırken öldü. İki oğlu arasında çıkan ihtilaflar, beyliğin birliğini sarstı ve beylik, Memlûklar'ın tesir sahasına girdi. Bu sırada beyliğin başına Yahşi Bey geçti. Yahşi Bey zamanında Karamanoğulları, tekrar Konya’ya hâkim oldu. Anadolu beylerinin kendi başlarına hareket etmeleri üzerine, İlhanlı Valisi Emîr Çoban idaresindeki Moğol ordusu, Anadolu’ya girdi (1314). Emîr Çoban, Konya’yı Karamanoğullarının elinden aldı. Yahşi Beyin ölümü üzerine Karamanoğullarının başına Bedreddin Birinci İbrahim geçti. Karamanlılar, bunun zamanında da Konya’ya hâkim oldular. Bedreddin İbrahim, 1319 senesinde Tarsus Ermenileri üzerine sefer düzenleyerek bazı yerleri ele geçirdi. İlhanlıların Anadolu Valisi Timurtaş’ın 1327 senesinde Mısır’a kaçması üzerine, diğer Anadolu beyleri gibi, Karamanoğulları da serbestçe hareket etmeye başladılar. İlhanlıların çöküşü ile Karamanlılar hudutlarını genişletmeye devam ettiler. 1328 senesinde Gevele Kalesine kadar ilerlediler. Beyşehir’e hâkim oldular. 1333 senesinde Birinci İbrahim Bey, beylikten çekilerek yerini, kardeşi Alâeddin Halil Beye bıraktı. Bu beyin vefatından sonra, yeniden Birinci İbrahim Bey, Karamanlıların başına geçti. Ölümü üzerine yerini oğullarından Fahrüddin Ahmed bey aldı. Beyliği çok kısa süren Ahmed Bey, Moğollarla savaşırken öldü (1350). Bundan sonra kardeşleri Süleyman ve Şemseddin beyler, kısa süreler ile başa geçtiler. Karamanoğulları Beyliğinde bu iki kardeşi, Burhâneddin Musa Bey takip etti. Bu bey, hastalığı yüzünden Seyfeddin Süleyman ile Karaman Beyi, Lârende’ye göndererek kendisi Mut’a çekildi. 1356 senesinde, Musa Beyin yerine Süleyman Bey geçti. Beş sene kadar saltanat süren Süleyman Bey, Sivas Emîri Eretnaoğlu Mehmed Bey tarafından bir hileyle öldürüldü (1361). Bundan sonra, Ebü’l-Feth lâkabını taşıyan Alâeddin Ali Bey, Karamanlıların başına geçti. Alâeddin Ali Bey, başa geçer geçmez, Osmanlılar'la münasebet kurdu. Ali Bey, faal, mücadeleci ve azim sahibi bir hükümdardı. Osmanlı Sultanı Murad Hüdâvendigâr’ın kızı Nefîse Sultan ile evlenerek iki sülale arasında akrabalık tesis etti. Osmanlıların Anadolu’ya yayılmalarından ve beylikleri elde etmelerinden çekinen Alâeddin Ali Bey, Eretnaoğulları ve diğer Türk beyleri ile bir ittifak kurma gayretine düştü. Fakat Sultan Birinci Murad’ın aldığı yerinde tedbirler, bu gayretleri neticesiz bıraktı. Alâeddin Ali Bey, daha sonra Kıbrıslıların elinde bulunan Gorigos (Kız Kalesi) üzerine yürüdü ve kaleyi muhasara etti. Kendisini bu sefere teşvik eden Moğol kumandanı Yelboğa Nâsırî’nin muhasara sırasında ölümü üzerine, Karamanlılar muhasarayı kaldırarak geri çekildiler. Alâeddin Ali Bey, daha sonra komşu beyliklerin arazisinden bazı yerleri zaptetti. 1376 yılında Kayseri’yi muhasara edince, Eretnaoğlu Ali Bey Sivas’a çekildi. Fakat Eretnaoğlunun veziri Kadı Burhâneddin, Alâeddin Ali Beyi geri çekilmek zorunda bıraktı. Alâeddîn Ali Bey, kayınpederi ve Osmanlı Sultanı Birinci Murad Hanın, Rumeli’de fetihlerde bulunmasından faydalanarak, Osmanlılara ait olan Beyşehir’i ele geçirdi. Bunun üzerine, Rumeli’den Anadolu’ya geçen Sultan Murad Han, yaptığı muharebede Karamanoğullarını mağlup ederek, Konya’yı muhasara etti ise de, Kızı Nefîse Hâtunun ricası ile, aldığı yerleri iade ederek barış yaptı (1386). Bu sulh, 1389 senesinde, Sultan Murad Hüdâvendigâr’ın Kosova Savaşı'nda şehid olması üzerine, Karamanlılar tarafından bozuldu. Alâeddin Bey, tekrar Osmanlı topraklarına girdi. Bu durum karşısında, Osmanlı sultanı olan Yıldırım Bayezid Han, Batı Anadolu’ya geçerek, Saruhan, Aydın ve Menteşe beyliklerini Osmanlı topraklarına ilhak ettikten sonra, Karamanoğlu Alâeddin Ali Beyi mağlup ederek, tekrar barışa mecbur etti. Daha sonraki senelerde, Timur Han'ın Doğu Anadolu’ya hâkim olmasıyla, Alâeddîn Ali Bey, ona tâbi oldu. İki düşman arasında kalan Kadı Burhâneddîn, Karamanlılara karşı harekete geçti ve 1396 senesinde Konya önlerine kadar gelerek, beylik topraklarının bir kısmını ele geçirdi. Bu hâdiseden iki sene kadar sonra Alâeddin Ali Bey, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid Hanın Rumeli Seferinde olmasından faydalanarak, tekrar Osmanlı topraklarına girdi ve Ankara’ya baskında bulundu. Bu olay üzerine Yıldırım Bayezid Han, büyük bir ordu ile Karaman seferine çıktı. Arpaçay Muharebesinde, Karaman ordusunu bozguna uğrattı. Alâeddin Ali Beyin Konya’ya sığınması üzerine, Yıldırım Bayezid Han, Konya’yı muhasara etti. On günlük bir muhasaradan sonra Konya halkı, şehri Sultan Bayezid’e teslim etti. Alâeddin Bey, yakalanarak öldürüldü. Böylece, Karaman Beyliğinin toprakları Osmanlılara geçerek, beylik sona erdi (1398). Yıldırım Bayezid, kız kardeşi Nefîse Hâtun ile iki oğlu Ali ve Mehmed Beyleri Bursa’ya gönderdi. Bu iki kardeş, Ankara Savaşı sonuna kadar burada kaldılar. Yıldırım Bayezid’in 1402’de Ankara Savaşında, Timur’a yenilmesi üzerine, Karamanoğullarından Mehmed ve Ali Bey, Bursa’da hapisten çıkarıldı. Timur Han, Karaman Beyliğinin başına Alâeddin Beyin büyük oğlu Mehmed Beyi geçirdi. Kardeşi Ali Bey, ona tâbi olarak Niğde emîri oldu. Mehmed Bey, fetret devrinde, Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht mücadelelerinden istifade etmesini bildi. Sultan Çelebi Mehmed Hanın müttefiki Germiyanoğlu Yâkub Beyin arazisine girdi. Bursa üzerine yürüyüp şehri tahrip etti (1413). Buna karşılık olarak Çelebi Mehmed Han da, Karamanoğulları arazisine girdi ve 1414 senesinde Konya önlerinde Mehmed Beyi mağlup etti. Mehmed Bey, çok geçmeden tekrar Osmanlı topraklarına girdi. Fakat, Bayezid Paşa karşısında bozguna uğrayıp, esir düştü. Sultanın huzuruna getirilen Karamanoğlu Mehmed Bey özür dileyince, 1415 senesinde sulh yapıldı. Antlaşmaya göre, Osmanlılar, zaptettikleri Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir’e hâkim oldular. Ramazanoğlu Ahmed Bey, Timur Hanın Anadolu’da bulunduğu sırada, Karamanoğullarına ait Tarsus şehrini ele geçirip, Memlûk Sultanı Melik Müeyyed Şeyh adına hutbe okuttu. İki sene sonra Mısır ve Şam emîrleri arasındaki ihtilâftan istifade eden Mehmed Bey, oğlu Mustafa Bey kumandasında bir ordu ile Tarsus’u tekrar ele geçirdi. Bu durum Memlûk Sultanıyla arasının açılmasına sebep oldu. Memlûk Sultanı Müeyyed, oğlu İbrahim kumandasında bir orduyu Anadolu’ya gönderdi. Mehmed Bey, Memlûk kuvvetlerinin Niğde, Konya Ereğlisi ve Lârende’yi zaptetmesi üzerine Taşeli’ne kaçtı. Karamanoğulları toprakları Memlûk Devleti'nin himayesinde olarak, Mehmed Beyin kardeşi ve Niğde emîri Ali Beye verildi. Bu hâdiselerden sonra, Karamanoğlu Mehmed Beyin Kayseri’yi ele geçirme teşebbüsü neticesiz kaldı. 1420 senesinde yapılan muharebede, Ramazanoğlu Nâsıreddîn Mehmed Bey tarafından esir alınarak Kahire’ye gönderildi ve burada hapsedildi. Mehmed Beyin büyük oğlu İbrahim Bey, Osmanlılara sığındı. Osmanlıların yardımı ile Konya ve Lârende’yi ele geçirdi. Amcası Ali Beyi, tekrar Niğde’ye çekilmek zorunda bıraktı. Osmanlıların, Karamanoğullarının iç işlerine müdahalesini hoş karşılamayan Memlûk Sultanı, Mehmed Beyi serbest bıraktı. Mehmed Bey, başa geçer geçmez, Osmanlılara karşı cephe aldı. Hamidoğlu Osman Bey ile anlaşarak Antalya üzerine bir sefer düzenledi. Antalya Muhafızı Hamza Bey, şehri kahramanca müdafaa etti. Muhasara sırasında Mehmed Bey, isabet eden bir top güllesiyle öldü (1423). Bu sefere katılan İbrahim Bey, babasının cenazesini alarak Lârende’ye çekildi. Kardeşi Alâeddin Ali Bey ise, Antalya’ya sığındı. Böylece, ikinci defa Karaman tahtına çıkan İbrahim Bey, Osmanlıların yardımı ile amcası Ali Beyi tekrar Niğde’ye çekilmeye mecbur etti. Fakat, daha sonra Osmanlılarla olan dostluğu bozdu. Kendisini kuvvetli hissedince beyliğin üzerindeki Memlûk nüfuzuna da son verdi. Memlûklar, İsa Beyi, kardeşi İbrahim’e karşı destekledilerse de muvaffak olamadılar. İsa Bey, Kahire’ye kaçtı. İbrahim Beyin zamanında Karamanoğulları, en parlak devirlerini yaşadılar. Osmanlılar aleyhine ittifak yapan İbrahim Bey, 1433 senesinde Macarların, Osmanlılara saldırmasını fırsat bilerek Beyşehir’i aldı. Osmanlı sultanı, Rumeli’de Macarları yendikten sonra Karamanoğlu İbrahim Bey üzerine yürüdü. Konya’ya kadar birçok şehri zaptetti. İbrahim Beyin sulh isteği, aldığı yerleri geri vermek ve bir daha antlaşmaya aykırı harekette bulunmamak şartıyla kabul edildi. Diğer taraftan, Memlûk Sultanlığı ile Dulkadiroğulları arasındaki ihtilaftan faydalanan İbrahim Bey, Kayseri’yi ele geçirdi. Bu durum, Osmanlılarla Memlûkların arasını açtı. Kayseri’den sonra Osmanlı topraklarına giren ve Amasya Kalesini muhasara eden İbrahim Beye karşı, Sultan İkinci Murad Han, kendisinden yardım isteyen Dulkadiroğlu Süleyman Beye yardımcı kuvvet gönderdiği gibi, Tokat sancak beyine de bu kuvvetlere katılarak Kayseri’yi zaptetmelerini emretti ve şehir 1436 senesinde alındı. Bundan sonra İbrahim Beyin kardeşi olan ve Osmanlıların yanında bulunan İsa Bey, Karaman arazisine yaptığı akınlarda Akşehir’i ele geçirdi. Karamanoğlu üzerine yapılan akınların birinde, İsa Bey öldü. 1437 senesinde İbrahim Beyin, Osmanlı Devleti ile sulh yapması üzerine, Anadolu’da sükûnet hâsıl oldu. İbrahim Bey, 1444 senesine kadar, Osmanlı Devletine karşı hiçbir harekette bulunmadı. Fakat Osmanlılar Sofya’ya kadar inen Haçlı kuvvetlerini karşılamaya gittiklerinde, Osmanlı Devletini arkadan vurmakta da tereddüt etmedi. Karamanoğlu kuvvetleri, Ankara ve Kütahya’ya kadar olan yerleri tahrip ettiler. Sultan Murad Han, Macarları mağlup ettikten sonra, Anadolu’ya geçerek, Karamanoğulları üzerine büyük bir sefer düzenledi. İslâm âleminde suçlu duruma düşen ve çaresiz kalan İbrahim Bey, yemin vermek suretiyle, ağır şartlar altında, Osmanlı Devleti ile sulh yaptı. Bu ahidnâmede İbrahim Bey, her sene, bir oğluyla kendi askerini Osmanlı Devleti hizmetine göndermeyi taahhüt ediyordu. Edirne-Segedin antlaşması bozulup, Haçlılar, taarruz ederek Varna önüne geldikleri zaman, İbrahim Bey yeminine sadık kalarak, antlaşmaya aykırı bir harekette bulunmadı. İkinci Kosova Savaşı'nda (1448) Haçlılara karşı Osmanlı ordusuna yardımcı kuvvetler gönderdi. Hıristiyanlara karşı yapacağı bir seferin, üzerindeki kötü intibâı sileceğini hesaplayan İbrahim Bey, henüz Kıbrıslıların elinde bulunan Gorigos’a taarruza karar verdi ve 1448 senesinde, Gorigos’u fethetti. 1451 senesinde, Osmanlı tahtına Sultan İkinci Mehmed Han'ın (Fatih) geçmesi, İbrahim Beye yeni ümitler vermişti. Fakat, Sultan Mehmed’in Karaman üzerine yürümesi, onu tekrar barışa mecbur etti. İstanbul’un fethi hazırlıkları sırasında Karamanoğulları, Venediklilerle ticaret antlaşması yaptılar. Aslında antlaşmada zikredilen düşman, Osmanlı Devletiydi. İbrahim Bey, 1456 senesinde Tarsus, Adana ve Külek taraflarını ele geçirmek için sefer düzenleyince, Memlûklar, bir ordu göndererek Karaman topraklarını tahrip ettiler. İbrahim Bey, Fatih Sultan Mehmed’in Kastamonu ve Trabzon seferlerinde, antlaşma gereğince oğlu kumandasında asker yolladı (1461). İbrahim Beyin son günleri ıstırap içinde geçti. Oğulları, sağlığında Karaman tahtına geçebilmek için, mücadeleye başladılar. İbrahim Bey, büyük oğlu İshak Beyi veliaht ve İçel valisi yapmıştı. İshak Bey, babasının sağlığında idareyi bizzat ele aldı. Fakat, taht mücadelesinde babasıyla beraber Kavala Kalesine çekildi. Diğer oğlu Pir Ahmed, Konya’da hükümdarlığını ilan etti. Bu sırada İbrahim Bey, Kavala’da öldü. İshak Beye rakip olarak Pir Ahmed’in çıkması; Osmanlı, Memlûk ve Akkoyunlu devletlerinin, beyliğin iç işlerine karışmalarına sebep oldu. Neticede Pir Ahmed, Osmanlıların yardımını sağlayarak Antalya Valisi Hamza Beyin kuvvetleriyle Karaman’a girdi. İshak Bey, yenilerek Silifke’ye çekildi ve yardım için Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına gitti. Pir Ahmed, Karamanoğullarının başına geçince, Osmanlılara yardımları karşılığında Beyşehir ve Ilgın’ı verdi. Fakat, Ahmed Beyin bir süre sonra Akkoyunlu ve Venediklilerle anlaşması, Fatih Sultan Mehmed Hanın Karaman üzerine sefere çıkmasına sebep oldu. Osmanlı kuvvetleri Konya’yı aldı. Ahmed Bey, Lârende önlerinde Mahmud Paşa'ya yenilerek Tarsus’a kaçtı. Fatih Sultan Mehmed, oğlu Şehzade Mustafa’yı, Karaman vilâyetine tâyin etti ise de, Karaman’ın yerli halkı, beylerine sadıktı. Pir Ahmed Bey, kardeşi Kasım Beyle barışarak Karaman Beyliği için beraberce mücadele etti. Akkoyunlu Uzun Hasan ve Venediklilerin teşebbüsleri, Karaman topraklarının Osmanlılar tarafından ele geçirilmesini önleyemedi. Osmanlılar, Otlukbeli Savaşı'nda Uzun Hasan’ı yendikten sonra, Karamanoğlu topraklarına tamamıyla sahip oldu. Gedik Ahmed Paşa, önce Ermenek, sonra da Mennan Kalesini ele geçirdi ve Silifke’yi zaptetti. Şehzade Mustafa da Develi-Karahisar’ı teslim aldı. Bu sırada Pir Ahmed öldü ve Karamanoğullarının başına Kasım Bey geçti. Kasım Bey devrinde, bütün mücadelelere son verildi. Karaman valiliğine gönderilen Şehzade Cem Sultan, Karaman beyleri ile dostluk tesis ederek, onların kalbini kazandı. Karamanoğullarının son varisi olan Kasım Bey, Karaman valisi tayin edilen Şehzâde Cem Sultan ve Sultan İkinci Bayezid Han ile anlaşarak, Osmanlı himayesinde, ölüm tarihi olan 1483 Şubatına kadar, İçel taraflarında hüküm sürdü. Onun ölümü ile, Karamanoğulları Beyliği sona erdi. Kasım Beyin damadı Turgut’un oğlu Mahmud Bey, 1487 senesine kadar İçel’de sancak beyliği yaptı. Onun, beyliği yeniden ihya etme faaliyetlerine karşılık, üzerine kuvvet gönderildi. Karşı duramayan Mahmud Bey tutunamayıp, Memlûklara sığındı, Karamanoğulları toprakları Sultan İkinci Bayezid devrinde, bütünüyle Osmanlı Devleti sınırları içine alındı. Karamanoğulları, Anadolu beyliklerinin, Osmanoğullarından sonra en mühimi, en büyüğü, en kudretlisi ve en devamlısıdır. Konya’yı, yani Türkiye Selçukluları’nın merkezini elinde tutan Karamanoğulları, kendilerini Selçukluların halefi saymışlardır. Fakat Osmanoğullarının, manevî, siyasî ve jeopolitik durumları, gazâlarının kazandırdığı itibar ve hükümdarlarının emsalsiz dehası karşısında, bu iddiaları, hayalden öteye gidememiştir. Karaman-Türkmen Beyliği, 1250 senelerinden 1487 yılına kadar, yaklaşık iki yüz otuz yedi sene hüküm sürmüştür. Kültür ve medeniyet: Karamanoğullarının siyasî ve ticarî ehemmiyeti, memleketlerinin coğrafî durumuna göreydi. Bunlar, kuvvetli düşmanları karşısında sarp yerlere çekilerek korunurlar, tehlike geçince tekrar İçel ve Lârende taraflarına gelirlerdi. Karaman Beyliğinin ilk hükümet merkezi, Ermenek’ti. Sonraları toprakları genişleyince, Lârende kasabasını uzun müddet merkez olarak kullandılar. Konya’yı ele geçirince, devlet merkezini buraya taşıdılar. 1463 senesinde, Konya Osmanlılara geçince, Lârende’yi tekrar merkez yapan Karamanoğulları, ikiye bölündü. Bu zamanda, muvakkat olarak Niğde ve Silifke’yi de hükümet merkezi yaptılar. Karamanoğullarında, memleketin bütünü, baştaki bey ile ailenin diğer fertleri tarafından idare edildiğinden, bu beylikte hükümranlık, aileye münhasır idi ve beylerinin resmî ve umumî bir unvanı yoktu. Şehâbeddin Ömer, Mesâlik-ül-Ebsâr isimli eserinde, 14. asrın ilk yarısında, Karamanoğulları’nın 25.000 atlı ve 25.000 yaya askeri olduğunu kaydetmiştir. Bunlardan başka aşîret kuvvetlerinden de faydalanmışlardır. Geçitler vasıtasıyla Konya’ya ulaşan ticaret yollarını kontrol eden Karamanlılar, Ceneviz ve Kıbrıs tâcirlerinden aldıkları vergilerle, mühim bir gelir temin ediyorlardı. Lamos, Silifke, Anamur ve Manavgat gibi kendilerine ait limanlardan tahsil ettikleri gümrük resmi de belli başlı gelirlerindendi. Karamanoğullarının Ermenek, Anamur, Lârende, Aksaray, Niğde ve Konya’da inşa ettirdikleri mimarî eserler, Selçuklu sanatının takipçisi olduklarını göstermektedir. Karaman’da Nefîse Sultan tarafından Mimar Nûman bin Hoca Ahmed’e yaptırılan Hâtuniye Medresesi, Selçuklu mimarî tarzının özelliklerini taşır. Yine Karaman’da 1388 senesinde yaptırılan Alâeddin Bey Kümbeti, kesme taştan on iki köşeli olup, üzeri yivli konik bir külah ile örtülüdür. Bu eser, Selçuklu mimarisi tarzından farklı bir üslupla yapılmıştır. Karamanoğulları, ayrıca birçok yerde cami, medrese, han ve kervansaraylar inşa ettirmiştir. Niğde’de Ak Medrese, Zinciriye Medresesi, Aksaray Ulu Cami; Karaman’da İbrahim Bey İmareti, Nefîse Sultan Camii, Aktekke Camii; Ermenek’te Havâsıl Camii ile Ulu Cami ve Tol Medrese; Konya’da Nâsuh Bey Dâr-ül-Huffâzı, Has Bey Dâr-ül-Huffâzı ve Hasbeyoğlu Mescidi, Karamanoğlu beyleri tarafından yapılmış eserlerdir. Çini sanatı, Türkiye Selçukluları zamanında zirveye çıkmış, Karamanoğulları zamanında da bu durumunu muhafaza etmiştir. Alçı sanatı da aynı kuvvetle devam etmiştir. Karamanoğullarından Alâeddin Ali Bey ve haleflerinin, gümüş sikkeleri görülmektedir. Karamanoğulları (Tarih Sırasına Göre) 1. Nûre Sûfî Bey (başkenti: Ereğli) (1250?-1256?)
-English - Beylik of Karaman or of Karamanoğlu (Karamanoğulları in Turkish plural), also called the Karamanid Dynasty or the Karamanids, was an Anatolian Turkish Beylik state centered in south-central Anatolia, around the present-day Karaman Province. From the 13th century until its fall in 1467, Karamanoğlu was one of the most powerful states in Anatolia History Karaman expanded his territories by capturing castles in Ermenek, Mut, Ereğli, Gülnar, Mer, and Silifke. As a reward for this expansion of Seljuk territory, the sultan Kilij Arslan IV gave the town of Larende (now Karaman in honor of the dynasty) to the Karamanoğlu. In the meantime, Bunsuz, brother of Karaman Bey, was chosen as a bodyguard (Candar) for Kilij Arslan IV. Their power rose as a result of the unification of Turkish clans that lived in the mountainous regions of Cilicia with the new Turkish elements transferred there by Kayqubad.
Good relations between the Seljuks and the Karamanids did not last. In 1261, on the pretext of supporting Kaykaus II who had fled to Constantinople as a result of the intrigues of the chancellor Pervâne, Karaman Bey and his two brothers, Zeynül-Hac and Bunsuz, marched toward Konya, the capital of Seljuks, with 20,000 men. A combined Seljuk and Mongol army, led by the chancellor Mu'in al-Din Suleyman, the Pervane, defeated the Karamanoğlu army and captured Karaman Bey's two brothers.
After Karaman Bey died in 1262, his older son, Şemseddin Mehmet I, became the head of the house. He immediately negotiated alliances with other Turkmen clans to raise an army against the Seljuks. During the 1276 revolt of Hatıroğlu Şemseddin Bey against Mongol domination in Anatolia, Karamanoğlu also defeated several Mongol-Seljuk armies. In the Battle of Göksu in 1277 in particular, the central power of the Seljuk was dealt a severe blow. Taking advantage of the general confusion, Mehmed Bey captured Konya on 12 May and placed on the throne a pretender called Jimri who claimed to be the son of Kaykaus. In the end, however, Mehmed was defeated by Seljuk and Mongol forces the same year, and executed with some of his brothers.
Despite these blows, Karamanoğlu continued to increase their power and influence, largely aided by the Mamluks of Egypt, especially during the reign of Baybars. Karamanoğlu captured Konya on two more occasions in the beginning of the 14th century, but were driven out the first time by emir Chupan, the Ilkhanid governor for Anatolia, and the second time by Emir Chupan's son and successor Timurtash. An expansion of Karamanoğlu power occurred after the fall of the Ilkhanids. A second expansion coincided with Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey's marriage to Nefise Sultan, the daughter of the Ottoman sultan Murad II, the first important contact between the two dynasties.
As Ottoman power expanded into the Balkans, Aleaddin Ali Bey captured the city of Beyşehir, which had been an Ottoman city. However, it did not take much time for the Ottomans to react and march on Konya, the capital city of Karamanids. A treaty between the two kingdoms was made and peace existed until the reign of Bayezid I.
Timur gave control of the Karamanid lands to Mehmet Bey, the oldest son of Aleaddin Ali Bey. After Bayezid died in 1403, the Ottoman Empire went into a political crisis. During this time, the Ottoman family fell prey to an internecine strife. It was an opportunity not only for Karamanoğlu, but also for all of the Anatolian beyliks. Mehmet Bey assembled an army to march on Bursa. He captured the city and damaged it; this would not be the last Karamanid invasion of Ottoman lands. However, Mehmet Bey was captured by Bayezid Pasha and sent to prison. He apologized for what he had done and was forgiven by the Ottoman ruler.
Ramazanoğlu Ali Bey captured Tarsus while Mehmet Bey was in prison. Mustafa Bey, son of Mehmet Bey, retook the city during a conflict between the Emirs of Sham and Egypt. After that, the Egyptian sultan sent an army to retake Tarsus from the Karamanids. The Egyptian Mamluks damaged Konya after defeating the Karamanids, and Mehmet Bey retreated from Konya. Ramazanoğlu Ali Bey pursued and captured him; according to an agreement between the two leaders, Mehmet Bey was exiled to Egypt for the rest of his life.
During the Crusade of Varna against the Ottomans in 1443-4, Karamanid İbrahim Bey marched on Ankara and Kütahya, destroying both cities. In the meantime, the Ottoman sultan Murad II was returning from Rumelia with a victory against the Hungarian Crusaders. Like all other Islamic emirates in Anatolia, the Karamanids were accused of treason. Hence, İbrahim Bey accepted all Ottoman terms. The Karamanid state was eventually terminated by the Ottomans in 1487, as the power of their Egyptian allies was declining.
Karamanid architecture
66 mosques, 8 hammams, 2 caravanserais and 3 medreses built by the Karamanoğlu reached our day. Some among notable works of Karamanoğlu architecture are as follows:
KARAMAN YÖRESİ DEYİM VE ATASÖZLERİ - idiom and proverbs of Karaman region
ÖZDEYİŞLER (VECİZELER) : (Kısa ve özlü söz)
ATASÖZLERİ : (Uzun deneme ve gözlemlere dayanan öğüt, atalar sözü)
KARAMAN ' A GELİPTE...(when you come karaman don't leave without... )TÜRK DİLİNİN BAŞKENTİ, TARİH, SANAYİ, KÜLTÜR ŞEHRİ KARAMAN'A GELİP DE....WHEN YOU COME KARAMAN DON'T LEAVE WITHOUT...
-Visiting Yunus Emre's tomb,
-Visiting Mother of Mevlana Celaleddin Rumi tomb in Aktekke Mosque,
![]() - Karaman Kalesi'ne çıkıp, Karaman'ı seyretmeden, -Visiting Karaman Castle and looking over Karaman,
![]() - Binbir Kilise, Madenşehir, Deyle ve Derbe'yi gezmeden, -Visiting 1001 churches,Madenşehir ,Deyle and Derbe,
- Otantik Taşkale Kasabası, Tahıl Ambarları, Manazan Mağarası, İncesi Mağarası ve Gürlük Mesire Yeri'ni görmeden, Visiting authentic city Taşkale,Cereal Storehouses,Manazan Cave,Incesu Cave and Gürlük Picnic area,
![]() - Ermenek, Zeyve Pazarı'na gidip su değirmenleri ve su ile çalışan hızarın fotoğrafını çekmeden, Going to Ermenek Zeyve Bazaar and taking photos,
![]() - Karaman'ın meşhur calla, etli ekmek, arabaşı, batırık, şebit pilav, tarhanabaşı, küncülü helva, üzüm helvası, su böreği, guymak ve cevizli bandırmasını yemeden, Eating famous meals of Karaman which are etliekmek,arabaşı,şebit pilav,tarhanabaşı,küncülü halvah,grape halvah,su böreği,guymak and cevizli bandırma - Bisküvi, çikolata, gofret, bulgur, un ve Taşkale halısı almadan, Buying biscuit,wafers, boiled and pounded wheat,flour and Taşkale carpet
- Karaman'ın meşhur elmasını yemeden,
-See famous sheep of Karaman...
Türbeler (Tombs in Karaman)TÜRBELER YUNUS EMRE TÜRBESİ(THE YUNUS EMRE TOMB): Karaman Merkez Kirişçi Mahallesinde Yunus Emre Camii bitişiğindedir. Türbenin cami içine iki, batıya da bir penceresi açılır. Türbe Yunus Emre Tekkesi ile birlikte Karaman oğlu devrinde yapılmıştır. Tamamen kesme taşla yapılmış, üzeri beşik tonoz örtülüdür. Türbenin içinde tahtadan işelmesiz olarak yapılmış 4 sanduka vardır. Kapıya göre sonda olan sanduka Yunus Emre'ye, 2. sanduka Tapduk Emre'ye, 3. sanduka Yunus Emre'nin oğluna, 4. sanduka da kızına aittir. Gönüller sultanı sevgi ve hoşgörü aşığı Yunus Emre, dilinin arılığı, anlatımının şiirsel gücü, dini inancında içtenliği, aşk, ölüm gibi evrensel şiir konularını etkileyici anlatımı nedeniyle bütün Türk Edebiyatının en büyük sairlerinden birisi olmuştur. Anadolu insanının gönlüne taht kurmuş Allah dostudur. Türbenin güney kısmı Yunus Emre Şiir Parkı olarak düzenlenmiştir. Build by Karamanoğulları Emirate in 14th century inside lie famous sufist and poet Yunus emre and his teacher Taptuk Emre...
ALAADDİN BEY TÜRBESİ(THE ALAADDIN BEY TOMB): Karaman'ın Hisar Mahallesindedir. Tamamen kesme taştan, çokgen planlı, içten kubbe, dıştan dilimli külahla örtülü olarak yapılmıştır. Kubbesinin hemen altında dış duvarı bir ayet frizi dolanır. Steraktitli portali, yanları burma sütunçeli, başlık geçme kemerli, girişin üzerinde girift bitkisel ağ ve nesih yazı ile dekore edilmiştir. Portalin altında mumyalık girişi vardır. Türbe Karamanoğlu Alaeddin Bey için yapılmıştır. The tomb was built for Karamanoğlu Alaadin bey in 1388,made with shear stone,below the dome an ayet(verse from Kur'an)surrounds the facade...
CAMBAZKADI TÜRBESİ(THE CAMBAZKADI TOMB): Fenari Mahallesinde bulunan türbe, Karaman beylerinden II. İbrahim Bey’in kadıaskeri Cambaz Kadı için yapılmıştır. Tamamen kesme taştan inşa edilen, kare planlı, sekizgen kasnak üzerine yuvarlak taş kubbe oturtulan yapının içinde nesih yazılı mermer bir lahit bulunmaktadır. It is situated in the city center,it was made of shear stone and the tomb was constructed for Karamanoğlu Ibrahim Bey's chief judge Cambaz Kadı...
DEMİR GÖMLEK TÜRBESİ(THE DEMIR GÖMLEK TOMB): Karaman il merkezinde Koçak Dede Mahallesinde eskiden mezarlık olan, şimdi park şeklinde düzenlenmiş alandadır. Yapı dış biçimiyle özellik taşımaktadır. Sekizgen gövdenin sekizgen bir kasnakla yükseltilmesi bir yeniliktir. Külahın iyice basıklaşarak kubbeyi anımsatacak biçimde oluşturulması, kubbeli dış örtüye geçişte bir aşama olmaktadır. Girişin önünde yeralan iki sütunlu ve büyük bir olasılıkla kubbeli revak Osmanlılarla ilişkinin yoğunlaştığını göstermektedir. Yapının altında cenazelik katı bulunduğuna dair herhangi bir iz bulunmamaktadır. Kümbet bütünüyle kesme taşla inşa edilmiştir. Yalnız içte kubbe kaba yonu taşla örülmüş ve üzerleri badanalanmıştır. Dışta kubbeyi örten külah, bugün harçli moloz taş şeklindedir. Büyük bir olasilikla çevredeki diger yapilar gibi, kesme taş kaplamali oldugu düşünülebilir. Yapı genelde yalındır. Süs, kesme taşin dogal görüntüsü içinde, mimari elemanların düzeninde aranmıştır. Sekizgen gövdeyi ve kasnağı dış bükey ve iç bükey kavisli taş silmeler sarmakta, kapı ve pencereler ise 45°'lik açılar yapan pahlı silmelerle çerçevelenmiştir. En süslü eleman yapinin girişinde bugün bulunmayan, revak kemeri üzengi taşlaridir. Bunlar mukarnaslarla süslenmişlerdir. Türbe Karamanoğlu Emirlerinden Eminüddin Bey adına yapılmıştır.onarımı sürmektedir.. LOCATED in the city center,made of shear stone,it is assumed that the tomb was built for Emirüddin Bey,one of the last sultan Sultans of Karamanoğlu principality...
KAYA HALİL EFENDİ TÜRBESİ(THE KAYA HALIL BEY TOMB): Karaman il merkezinde, Hoca Mahmud Mahallesi'nde aynı adla anılan mescidin doğusundadır. II.İbrahim Bey'in başkadısı Kaya Halil adına 1409 yılında yaptırılmıştır. Yapı küçük boyutuyla biblo gibi durmaktadır. Kesme taşın doğal güzelliği içerisinde, mimari biçimin ve elemanların düzeninde süs aranmıştır. Kapının üzerinde bir yazıt yeri görülmektedir. Doğu cephenin iki köşesi altta pahlanarak üstleri mukarnaslarla süslenmiştir. Dogu cephedeki taşin biri üzerinde, yüzeysel daireler içerisinde çiçek motifleri işlenilmiştir. Pencerelerin önünde dügümlü demir şebekeleri bulunmaktadir. Kümbetin dikdörtgen planli olmasi nedeniyle kubbenin oturtulabilmesi için, doğu ve batı kenarlarda kubbe eteğindeki silme biraz içeride yapılmış, güney ve kuzeyde bir miktar duvarın içine gömülmüştür. Böylece kubbe oval olmaktan bir ölçüde kurtarılmaya çalışilmiştir. Kümbetin içerisinde yanyana iki sanduka bulunmaktadir. Sandukalardan birinin şahidesi sariklidir. Pencereler içte de taş söveli ve sivri kemer alinlikli yapilmışlardır. Kuzey duvarda bir dolap nişi bulunmaktadır. Kümbetin altında bir cenazelik katından söz edilmekteysede bunu doğrulayacak herhangi bir buluntu ile karşilaşilmamiştır. Situated inthe city center,the tomb is made of shear stone and has a square and pyramid form,it was built for Kaya Halil (the chief judge of Karamanoğlu)...
İBRAHİM BEY TÜRBESİ(THE İBRAHİM BEY TOMB): İmaret Mahallesindedir. Karaman İl Merkezinde, İbrahim Bey İmaretinin kuzey batı köşesindedir. İmaret Caminin sağ duvarına (Batısına) bitişik olarak yapılmıştır. Türbe dışta bütünüyle kesme taştır. 4 köşe kaide üzerine sekizgen tamburla yükselen, üzerine bir piramit çatı ile örtülü bir yapıdır. Ortada İbrahim Bey’in, sağda Kasım Bey”in, solda ise Alaaddin Bey’in alçıdan lahitleri bulunmaktadır. İçte kemerler, kemer ayakları ve duvarlar kesme taşla yapilmiştir. Kubbe ve geçiş elemanlari sivanmiştir. Kemer gergileri ve döşeme kaplamasi ahşap olup sandukalar alçidan yapilmişlardir. Kümbetin içi tümüyle yalındır. Tek süslü elemanlar içteki alçı sandukalardır. Büyük ölçüde tahrip olmuş olan bu sandukalar döneminin en önemli alçı örneklerini oluşturmaktadırlar. Sandukalar üzerinde yazı, geometrik süsler, bitkisel motifler yanı sıra yanlarda kabartma iri çiçek motifleri görülmektedir. The tomb was constructed in the centre of Karaman,adjacent to the right wall of the Imaret Mosque.Inside the tomb in the centre are the sarcophagi of Karamanoğlu Ibrahim bey,on the right his son Kasım Bey on the left Alaadin Bey...
KARABAŞ VELİ (SİYAHSER SULTAN) TÜRBESİ(THE KARABAŞ VELİ TOMB): Sekizgen planlı olarak, kesme taştan yapılmıştır. Türbenin üzeri açıktır. Efsaneye göre örtülmek istendiyse de sonradan kubbenin atıldığı söylenir. Siyahser Mahallesindedir. the tomb,located in the city centre,behind the Karabaş Veli Kulliyah,is constructed from shear stones in an octagonal plan..
KIZLAR TÜRBESİ(THE KIZLAR TOMB): Kesme taştan yapılmış olup, Karaman Mezarlığının içindedir. Türbe Karamanoğlu İshak Bey’in kızı adına yaptırılmıştır. Sekizgen planlı yine üstü kubbeli olarak yapılmıştır. Dış yüzey beyaz ve kırmızımtrak taşların birbirine geçmesi ile dekore edilmiştir. Türbe, giriş yönünde revaklı, sekizgen gövde üstünde sekizgen kasnaklı kubbeyle örtülü bir yapıdır. Girişin önündeki revakı yıkılmıştır. Türbenin girişi kuzeyde yer almakta diğer asal yönlere büyük dikdörtgen pencerelerle açılmaktadır. Pencerenin açılmadığı dört ara yöne bakan yüzeylere ise taşlardan düz ve ters zambak motifleri işlenmiştir. Düz söveli, basık yuvarlak kemerli kapının çevresi, dıştan içe doğru düz, dış bükey, iç bükey ve eğimli dört silme kuşağıyla sarılmaktadır. it is in the centre of Karaman,the city cemetry.constructed of shear stones.it is assumed that the tomb was constructed for the daughter of Ishak Bey,who was the son of Karamanoğlu Ibrahim bey II...
İSMAİL HACI TÜRBESİ(THE ISMAIL HACI LODGE): Yeşildere kasabasındadır. Yunus Emre’nin dedesi olan İsmail Hacı, Cemaati ile beraber Horasan’dan gelmiş ve Karamanoğlu 2. İbrahim Bey’den Yerce isimli bu yeri satın alarak yerleşmiştir.Bu türbede İsmail Hacı’nın mezarı vardır. The building is situated on the south to the road Ereğli,in Aşıklar Öreni.it is surrounded by swallaows,a well and a large cemetery.Yunus Emre's grandfather Ismail Hacı come from Horasan and settled down here...
AYRAN DEDE TÜRBESİ(AYRAN DEDE TOMB): Ayran Dede, Ayrancı ilçemize ismini veren büyük bir zattır. Efsaneye göre, Yavuz Sultan Selim 1514 yılında İran Seferine giderken Karaman-Ereğli güzergahından geçerken, Komutanlarından birisi Hilmi Dede ile karşılaşır. Komutan Hilmi Dede’ye askerinin nerede su içebileceğini sorar. O da evdeki ayranı, taştan oyulmuş bir tasın içine katar, gelir. Bu durumu gören komutan, “ilahi dede, bu kadarcık ayran, koca orduya yeter mi?” der. Hilmi Dede besmele ile ayranı uzatır. Ayranı bütün asker içtiği halde tükenmez. Sonunda komutan Hilmi Dede’nin ellerine sarılar “Sen Hilmi Dede değil, bilakis, Ayran Dedesin” der. Bunun üzerine ilçenin adı Ayrancı konmuştur. Bu gün bu zatın kabrinin bulunduğu yer çevrilmiş ve üzeri örtülmüştür. the tomb is in Ayrancı town,it was constructred for a sufist person named"Hilmi Dede"
KARAMAN BEY TÜRBESİ(THE KARAMANBEY TOMB): Ermenek’te Balgusan Köyünde olup 2001 yılında özgün görünümüne uygun olarak onarılmıştır. Türbe, Nurettin Bey’in (Nure Sufi) oğlu olan Karaman Bey’e aittir. Burası tahminlere göre, cami, imaret ve medreseyi de içine alan geniş bir ma’mure idi. Ancak günümüzde yalnızca türbe kısmı kalmıştır. Muntazam kesme taştan yapılmış, üzeri kubbeli, beşik tonoz örtülü ve çevresi mezarlıktır. Türbe içinde yer alan mezarlardan birisi Karaman Bey'e diğer dördü de yakınlarına aittir. located in the village of Balgusan,18 km from Ermenek.it is made of shear stone,inside the tomb lie Karaman bey and his relatives...
July 24 KARAMAN KALESİ,HAMAMLAR, HANLAR,MEDRESELER (Karaman Castle-Madrasahs-Baths)KARAMAN KALESİ(KARAMAN CASTLE) : Karaman kentinin Hisar Mahallesi'nde bir höyük üzerinde dış, orta ve iç kale olarak kurulmuştur. Dış kale surları tümüyle yok olmuş, orta kale surlarının bazı bölümleriyle, iç kale surları günümüze sağlam olarak ulaşabilmiştir. Kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte 11. yüzyıl sonu ile 12. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kale, Selçuklular ve Karamanoğulları dönemlerinde önemli bir konuma sahip olmuş, 13. yüzyılda İlhanlılar ve 1468 yılında Osmanlılar tarafından tahrip edildikten sonra yeniden inşa edilmiştir. İç kale, batıya açılan tek kapılı, dördü yuvarlak ve beşi düz, dokuz burçludur. Burçların çoğu ahşap direklerle bölünerek, iki kat haline getirilmiştir. Onarımlarda Roma, Bizans ve İslam döenmlerine ait bir çok yapı ve mezar taşı kullanılmıştır. Karaman Kalesi ülkemizin en gösterişli ve ayakta kalabilen kalelerindendir. It was constructred as an exterior,middle and interior castles on a tumulus in the city centre.The exterior walls completely destroyed,some parts of the middle walls and the interior walls remained up to now.the exact construction date of the castle is not known but it is estimated that it was built at the end of the 11th and the begining of the 12th centuries.The castle held a significant role during Seljuks,Karamanoğlu and Ottoman periods. HAMAM VE SAUNALAR(BATHS) Hatun Hamamı(HATUN BATH): İt is in the city centre near Pir Ahmet Mosque,it is partly destroyed and was built in Karamanoğlu period
Süleyman Bey Hamamı(süleyman bey bath): The bath is situated in the centre of Karaman.The income of it was donated to the dervish lodging of Mevlana's mother by Süleyman paşa an is assumed to be built in the middle of 14th century..now it is still used..
Lâl Hamamı(The Lal bath): located in the city centre this bath was constructed during the Karamanoğlu period.
Seki Hamamı(Seki bath): situated in the centre of Karaman,built by Karamanoğlu Ibrahim Bey II.
Yeni Hamam(Yeni Bath): The bath is belonging to the Ottoman period.
Karamanoğulları Hamamı(Karamanoğulları Bath): it was built in 14th century,in Ermenek town
İbrala Hamamı(Ibrala Bath): It is in Yeşildere town,built in Ottoman period
Kazımkarabekir Hamamı(Kazımkarabekir Bath): It was built in Seljuks period, in Kazımkarabekir town
Yollarbaşı (İlisıra) Hamamı(Ilystra Bath): It was built in Karamanoğulları period and it is still used..
DERBE GERÇEĞİ - The Holy Derbe City in the Bible
![]() The Bible records, in Acts chapter 14 verse 6 , how Paul and his friends went to the city of Derbe, in southern Turkey. Paul and Silas visited Derbe again in Acts chapter 16 verse 1.
This large mound (or 'Tell') at Kerti Hüyük, 24 km north of KARAMAN, may not look very impressive, but in 1956, archaeologist M. Ballance identified it as Derbe. The site has not yet been excavated.
![]() Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe’den ilk defa Roma Geç Cumhuriyet Döneminin ünlü siyasetçisi, devlet adamı, düşünürü ve yazarı olarak tarihte önemli bir yer tutan, hatta Kilikya Bölgesi eyalet valiliği de yapan (İ.Ö. 51-53), Marcus Tullius Cicero’nun “Epistulae ad Familiares, XIII, 73” adlı yapıtında bahsedilmektedir. Cicero’nun anlatımlarından da açıkça anlaşilacagi gibi, Derbe kenti, Cicero’nun da dostu olan ünlü korsan, bir başka deyişle Tiran Antipatros’un şehri ve hatta hakimiyet kurduğu küçük bölgenin idari merkezidir. Roma devletine karşi isyankar tutumları ile tanınan Antipatros kısa bir müddet sonra, Laranda ve İsauria bölgesinde krallığını ilan eden Amyntas tarafından İ.Ö. 25 yılından önce yakalanıp öldürülmüştür. Amyntas, önceleri Roma devletinin Anadolu idaresini üstlenen ünlü Triumvir Marcus Antonius’un yanında yer almış ve onun dostluğunu kazanmıştır. İ.Ö. 31 Yılında Octavian ile eniştesi Triumvir Marcus Antonius arasında yapılan ünlü Actium Deniz Savaşı’nda, Amyntas, savaşin Octavian lehine sonuçlanacagini hisseder etmez Marcus Antonius’u bırakarak Octavian tarafında yer almıştır. Bilindiği üzere savaşın Octavian (Augustus) lehine sonuçlanmasından sonra, Anadolu’nun diğer yöresel krallıkları gibi, Amyntas da statüsünü tekrar elde etmiştir. Hatta Amyntas, Augustus tarafından ödüllendirilerek, Toroslar ve Kayalık Kilikya’nın yanı sıra, Lykaonia bölgesinin önemli iki merkezi olan Derbe ve Laranda’yı da krallığına dahil etmiş ve bu krallığın idari merkezi olarak ta bugünkü Bozkır’ın doğusunda bulunan Leontopolis’i (bugünkü Zengibar Kalesi) seçmiş ve şehrin hemen yeniden imarina başlamiştir. Amyntas bu tür etkinlikleri tamamlayamadan ne yazik ki I.Ö. 25 yilinda Homonadlar tarafindan öldürülmüş ve kralligina da Romalilar el koymuştur.
Bu zamanda yaşamiş ve ünlü yapiti “Geographika” yi bu yillarda yazmiş olan Amasyali cografyaci Strabon, kitabinda Derbe hakkinda (XIII, 569) özellikle de kentin bulundugu yer hakkinda biraz daha fazla bilgiler sunmaktadir. Strabon büyük bir olasilikla Cicero’dan aldigi bilgileri tekrarlar. Daha sonra Antipatros’un memleketi olan Derbe’nin bu zamanda, muhtemelen Amyntas’ın ölümünden sonra Kappadokia eyaletine bağlandığını ve kentin İsauria bölgesi yanında Kappadokia’ya da en yakın yerde bulunduğunu anlatır. Strabon ayrıca Derbe’nin Tiran Antipatros Derbetes’in kraliyet ikametgahı olduğunu ve Laranda’nın da bu krallığa bağlı bulunduğunu, ancak kendi zamanında Amyntas’ın hakimiyeti altında olduğunu ifade eder. Böylece Derbe, Laranda ve çevresinin İ.Ö. 31 yılından önce Tiran Antipatros Derbetes’in hakimiyeti altında olduğu anlaşılır. Cicero ve Strabon’un bu anlatımlarından da açıkça anlaşılıyor ki, Derbe kentinin İsauria ile Kappadokia bölgeleri arasında, olasılıkla da Güney Lykaonia’da ve Laranda (Karaman) kentine çok yakın bir yerde olması ve bu yörelerde aranması gerekmektedir. Amyntas’ın, İ. Ö. 25 yılında öldürülmesinden sonra Roma İmparatoru Augustus, bu olayı da göz önüne alarak, tüm yöresel krallıklara son vermiş ve yeni bir eyalet idaresi düzenlemesi getirmiştir. Işte bu baglamda, Amyntas’in hakimiyet kurdugu bölgeyi daha da genişleterek, Pamphilya Bölgesi deniz kiyisina kadar uzanan ve tüm Lykaonia, Isauria ve Kuzey Pysidia Bölgelerini de kapsayan Galatia Eyaleti’ni oluşturmuştur. Bu tür eyaletlerin başina da Imparatoru temsilen ve Imparatora bağlı “Legatus Augusti pro Praetore” unvanı ile eyalet valilerini görevlendirmiştir. Roma İmparatoru Claudius (İ.S. 41-54) zamanında, çoğu kentlerde olduğu gibi Derbe de Claudioderbe olarak adlandırılmıştır. Bu dönem, aynı zamanda ve özellikle Galatia ve Lykaonia bölgelerinin hızlı bir biçimde Hıristiyanlaşma yıllarıdır. Hıristiyanlığın ilk misyonerlerinden Tarsuslu Apostel Paulus bu yeni dini akımın anlatımını ve yayılımını üstlenen en önemli ve ilk akla gelen kişi olarak bölgeye üç gezi yapmış ve günlükleri bugüne kadar önemle koruna gelmiştir. Apostel Paulus (Die Grosse Lutherbibel (1975), Apostelgeschichte, 14, s.172), Derbe’ye ilk ziyaretini Barnabas ile, ikincisini de Timotheos ile yapmış ve diğer kentlere oranla, Derbe’de halk tarafından daha yakın ilgi ve konukseverlikle karşılanarak, bu yeni dini akıma, düşünce ve fikirlerine taraftar bulmuştur. Bu doğrultuda Apostel Paulus’un bölgede Hıristiyanlık Cemiyetleri kurduğu kesin gözükmektedir. Uzun bir müddet yaşam sahnesinde bulamadigimiz Derbe şehrinin, I.S. 138-161 yillari arasinda Roma Imparatoru Antoninus Pius zamanina ait bir yazitta (I.S. 157) tekrar gündeme geldigini görüyoruz. İ.S. 157 Yılına tarihlenen bu yazıt, Karaman Müzesi emekli araştırmacılarından M. Vehbi Uysal’ın “Derbe- Kerti Höyük” adlı rehberinde belirtildiği üzere İngiliz arkeoloji öğrencilerinden Alan H. Habl tarafından bugünkü Ekinözü Köyünün 3-4 km. kuzeydoğusundaki Kerti Höyükte bulunmuştur. Yerli kalker taşindan 105 cm. yükseklikte, 69 cm. genişlikte, 68 cm. kalinlikta ve üzerinde 16 satirlik eski Yunanca yaziti ihtiva eden bu eser, bir heykel kaidesi olup 1957 yilinda M. Ballance tarafindan Anatolian Studies, 7, 1957, s.147-151’de etraflica ele alinarak yayimlanmiştir. Yazitta eyalet valisi (Legatus Augusti pro Preatore) Sexius Cornelius Dexter’in Claudioderbe halki tarafindan heykeli dikilerek onurlandirilması ifade edilmektedir. İ.S. II. ve III. yüzyıllarda da devam eden bu eyalet sistemi içerisinde güney Lykaonia bölgesinin Barata, Derbe, Hyde, İlistra ve Laranda gibi bazı kentlerin kendi adlarına şehir sikkeleri bastırdıkları ele geçen sikkelerden açıkça anlaşılmaktadır. Tarih sayfalarında, sonraki yıllarda tekrar gündemde görülmeyen Derbe, ancak erken Bizans dönemi yazarlarından Stephanus Byzantinus ve Hierokles tarafından bir kez daha zikredilmektedir. Laranda-Derbe-Barata ve Hyde yol bağlantılarını Hierocles (675, 9) ifade ederken, Stephanus Byzantinus (I, 404) Derbe’nin sulak ve çok verimli bir araziye sahip olup, göl kenarında bulunduğunu belirtmektedir. Kilise tarihi içerisinde İ.S. 381 yılında İstanbul’da toplanan konsil heyetinde Lykaonia bölgesinden İkonion, Umanada, Samatra, Lystra, Mistheia, Hyde, Derbe, Posala ve İsauropolis kentlerini temsilen, Episkoposların katıldıkları, listelerden anlaşilmaktadir. Bu tür konsil toplantilarindan, 431 Ephesos, 451 Chalkedon (Kadıköy), 692 Konstantinopel toplantılarına Derbe temsilcisinin katıldığı kesin olarak bilinmektedir. Biraz önce de bahsedildiği gibi, 9. yüzyıla kadar (Hierocles, 675, 9) adını bulduğumuz Derbe’nin 10. yüzyıldan itibaren kayıtlarda görülmediği kolayca anlaşılmaktadır. Derbe antik kenti ile ilgili olarak arkeolojik bir belge olan ve M.H. Ballance tarafından 1957 yılında yayımlanan ilk yazıttan sonra, ikinci bir arkeolojik belge yine aynı araştırıcı tarafından 1958 yılında Karaman-Sudurağı köyünde bulunmuş ve Anatolian Studies 14, 1964’te yayınlanmıştır. Söz konusu bu ikinci Yunanca yazıt ta Bizans Dönemine ait olup içeriğinde “Tanrının sevgili kulu Derbe Piskoposu Michael’den” bahsetmektedir ki, bu yazıtta ilki gibi, Derbe adlı şehrin varlığının şüphe götürmez kanıtıdır. İ.S. 452 Yılında tüm orta Anadolu’nun yaşadigi kuraklik ve kitlik ile, 542 yilinda Misir’dan çikip, tüm Anadolu’yu kasip kavuran veba salginindan da Derbe kendi nasibini almiş olmalidir. Yedinci yüzyildan itibaren Arap saldirilarina maruz kalan Lykaonia Bölgesi ve çevresi ile Derbe kenti de büyük zararlar görmüş ve birkaç defa Araplar tarafindan yagmalanmış olmalıdır (K. Belke, M. Restle, Galatien und Lykaonien. Tabula Imperii Byzantini. Band. 4, 1984, -herausgegeben von H. Hunger- s.52 vd., 55, 84, 88, 157, 176, 184, 200.). Bu saldırılar sonucu olacak ki Derbe önemini tamamen kaybetmiştir. 11. Yüzyilda Lykaonia bölgesinin tamaminin Türkler’in eline geçmesinden sonra Derbe bir köy olarak karşimiza çikmaktadır. Dervi köyü 1402 yılındaki ünlü savaşta İkonion ve Lystra ile birlikte Timurlenk tarafından tahrip edilmiştir. Karamanoğulları ve erken Osmanlı kayıtlarında adı geçen Dervi köyünün antik dönemin kenti olan Derbe ile eş anlamli olup olmadigi bilinmedigi gibi bugünde kayip olan yerleşim yerlerinden, bilinmezlerden biri olmuştur. ARAŞTIRMA TARİHİ 18. ve 19. Yüzyıllarda Rönesans’ın tüm Avrupa’ya yayılıp yerleşmesi sonucu ve neticede antik döneme olan yoğun ilginin artması ile, Anadolu Tarihi de gündeme gelmiştir. Bu baglamda Anadolu’nun da batili hümanistlerin ilgi alanina girmesi ile, Anadolu Antik Devir Kültürü ve özellikle de tarihi coğrafyası, kentleri yoğun olarak araştırılmaya ve ören yerlerinin tespiti ve dolayısıyla kültür kalıntıları ile dolu olan bu merkezlerin adları saptanmaya başlanmiştir. Bu araştirmalar içerisinde batili araştırıcıların ilgilendiği önemli örenlerden birisi de şüphesiz Derbe’dir. Zira Derbe, Apostel Paulus’un misyonerlik yaptığı ilk kentlerden birisi olup Hıristiyanlık dininin doğuşu ve ilk yıllardaki yayılışı açısından oldukça önem taşımaktadır. Zaten antik devir yazarlarından Cicero ve Strabon’u iyi etüt eden bu hümanistler bunların verdiği bilgiler sonucu haklı olarak Derbe’yi hep Laranda- Karaman çevresinde veya yakın yörelerinde aramışlardır. Araştirmalarla ilgili yogun literatürden de anlaşildigi kadariyla ilk arama Ingiliz Albay W.M. Leake tarafından yapılmış (Journal of a Tour in Asia Minor, 1824, s.103) ve yoğun kalıntılarından dolayı bugünkü Karadağ yakınlarında Madenşehri köyündeki “Binbir Kilise” topluluğunun Derbe olacağını ileri sürmüş ve “Apostel Paulus’un gezisini yapmış olduğu şehirler bizler için oldukça ilginçtir ve bizleri ilgilendirmektedir. Bu şehirlerden sadece birinin yeri (İconium-Konya) kesin olarak bilinmektedir.” ifadesini kullanmıştır. Apostel Paulus’un gezdiği ve ziyaret ettiği önemli kentlerden bir başkası olan Lystra’nın bugünkü Hatunsaray olduğu ünlü araştırıcı J.R.S. Sterrett (Papers of American School at Athens 3, 1884/85, s.142) tarafından doğru olarak saptanmış, Derbe’nin de Laranda-Karaman’ın batısında yer alan Losta veya Bosala köylerinde olabileceği savunulmuştur. Anadolu Tarihi coğrafyası hakkında önemli araştırmalar yapan Ch. Texier ise (Description de L’Asie Minoure II, s.130) Derbe’nin Divle köyünde olduğuna inanır. Kapsamlı olarak “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası” nı bir el kitabı niteliğinde yayımlayan W.M. Ramsay de Laranda’ya hudut olan İlistra’nın bugün İlisıra olarak (Yollarbaşı) hemen hemen aynı adla yaşamını sürdürdüğünü ve Derbe’nin de Sterrett’in teklif ettiği yerde olacağını kanıtlamaya çalışır. Yukarıdaki araştırıcılar gibi, 19. yüzyılda daha bir çok araştırıcı kısa da olsa aynı sorunla ilgilenmişler fakat kesin bir sonuç alamamışlardır. Sorunun, yani antik Derbe kentinin yerinin nihayet 1957 yılında çözüldüğü ve kentin bugünkü Ekinözü (Aşıran) köyü yaylasında bulunan Kertihöyük olduğu kesinlik kazanmış gibi gözükmektedir. Yukarıda sözünü ettiğimiz (s.3.) ve İngiliz araştırıcı M. Ballance tarafından 1957 yılında ilim dünyasına tanıtılan bir ton ağırlığında ki yazıtlı heykel kaidesinin Kertihöyük’te bulunması, Derbe kentinden de söz etmesi ile olaya kesin gözüyle bakılmış ve Kertihöyük’ün antik Derbe olduğu kabul edilmiştir. Bugün çevresinde modern hiçbir yerleşim yerinin bulunmadigi Kerti höyügü 450x250 m. ölçülerinde olup, üzerinde antik dönemlere ait küçük kültür varliklarini (Helenistik-Roma dönemi seramiği) da ihtiva etmesi ve nihayet bir ton ağırlığındaki yazıt bloğunun buraya herhangi bir nedenle başka bir yerden getirilemeyeceği de düşünülünce bu saptamanın ne kadar inandırıcı olduğu açıkça görülmektedir. Bu hususta kesinmiş gibi görünen bu yargi, yine ayni Ingiliz Araştiricisi M. H. Ballance’in “Anatolian Studies, 14, 1964, s.139 vd.” da tanittigi diger yeni bir yazitla (s.3-4) şüpheli konuma sokulmuştur. Yukarıda da bahsedildiği gibi yazıtta “Tanrının sevgili dostu ve kulu Derbe Episkoposu Michael”den söz edilmektedir. Erken Bizans dönemine ait bu yazıt, Sudurağı Köyünde Kerim Kırat’ın evinde 1958 yılında yazar tarafından tespit edilmiş ve 1964 yılında da yayımlanmıştır. Sayın Kerim Kırat’ın ifadesine göre yazıtlı taş “Dervi” mevkiinden getirilmiştir. Dervi mevkii Sudurağı köyünün 4 km. kuzeydoğusunda ve Kerti Höyüğünün aynı mesafede güneydoğusunda yer almakta ve bugün Sudurağı Köyü ile Ekinözü (Aşıran Köyü) sınırlarının kesiştiği mevkiidir. Eski Yunanca’da -b- Beta harfinin yeni Yunanca’da ve dolayısıyla Türkçe’de -V- olarak okunuşu dikkate alındığında, Derbe’nin Derve-Dervi olarak yaşamını sürdürdüğü akla gelmektedir. Bugünkü “Dervi Mevkii” olarak adlandırılan yer, aşağı yukarı 500m. çapında çok az yükseltisi olan, fakat antik dönem kalıntılarını içeren alçak bir tepecik görünümündedir. İbrala (Yeşildere) deresi yatağında bulunan alçak höyükte Selçuklular dönemine kadar ulaşan seramik ve Bizans dönemine ait mimari parçalar etrafta görülmektedir. Özet olarak söylemek gerekirse, Sudurağı Köyünde ele geçen yazıtın Dervi mevkiinden gelmiş olması ve yazıtında da “Derbe” Episkoposu kutsal Michael’den bahsedilmesi Kerti höyüğünün antik Derbe kenti olabileceği düşüncesini ne yazık ki şüpheli duruma sokmuş ve sözü edilen Dervi mevkisindeki kültür kalıntılarının antik Derbe kenti kalıntıları olabileceğini gündeme getirmiştir. Bu şüpheli durumu destekleyen diğer belge ve kanıtlar ise Karamanoğulları dönemi ile Osmanlı dönemine ait Başbakanlik Arşivleri olmaktadır. Zira 1465 ve sonraki yıllara ait Karamanoğlu İbrahim Bey İmaret Vakfiyelerinde, Fatih, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, III. Selim zamanlarında Dervi Köyünün varlığı bilinmektedir. Zira III. Murad zamanında yapılan Karaman ili tahririnde Dervi , 150 erkek mükellef nüfusu bulunan büyük bir köy olmalıydı. Defterde ayrıca “Öşrü İbrahim Bey İmareti’nin Vakfı Urfuyyesi Timardır” ifadesi yer almaktadır. (Bu hususta Bkz: İ. Hakkı Uzunçarşılıoğlu, İbrahim Bey’in Karaman İmareti Vakfiyesi, Belleten 1937, s.103 vd. ; İ. Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Karaman Tarihi, 1967, s.118, 337, 421, 564, 568 vd.; A. Aköz XVI.Asırda Karaman Kazası. Basılmamış Doktora Tezi 1992, s.63, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.) Osmanlı Vakfiyelerinde de gündeme gelen bu Dervi köyünün yanı sıra benzer arşiv ve belgeler de Kerti Köyünden de bahsedilmektedir. Hatta bu köyün 1518, 1529 ve 1584 yıllarına ait kayıtlarda, köyün arpa, buğday, burçak yetiştirdiği ve bal ürettiği, Karaman Kalesi muhafızlarının tımarını karşılayıp, yıllara göre 3990-6200 akçe arasında vergi hasılatı yapıldığı açıkça ifade edilmektedir ( A. Aköz, a.g.e., s.63, 97.). Eğer adı bizleri yanıltmıyorsa, bugün Ekinözü (Aşıran) köyü yaylasında yer alan ve antik Derbe Kenti olabileceği üzerinde durulan görkemli Kerti höyüğü, büyük olasılıkla Osmanlı Belgelerinde sözü edilen Kerti köyü kalıntıları olmalıdır. Zira bugün aynı adı taşıyan ve Karaman çevresinde bulunması gereken böyle bir köy mevcut değildir. Arşivlerde adları açık açık ifade edilen Bennak ve Foni (A. Aköz, a.g.e., Foni, s.65; Bennak, s.79) gibi köyler de ne yazık ki bugüne dek yaşamlarını sürdürememiş ve kayıp yerleşim yerlerinden olmuşlardir. Işte Kerti ve Derbe yerleşim yerleri de zamanla kaybolmuş ve belki de arkalarinda Höyük adini verdigimiz toprak yigintilarini birakmişlardir. Bunların yerlerini saptamak, tarih ve kültür tarihini, sosyolojisini ortaya koymanın tek yolu bilimsel, arkeolojik kazı ve araştırmalar yapmakla gerçekleşecektir. Kaynak: Kültür ve Turizm Müdürlüğü KARAMAN CAMİ VE MESCİTLERİ - Mosques of KaramanAKTEKKE (MADER-İ MEVLANA) CAMİ(MOTHER OF MEVLANA MOSQUE): The mosque is located in the centre of Karaman,the building has a central dome and high minaret.Above the entrance on the marble arch is a mevlevi conch engraved.According to the sülüs calligraphic inscription above the entrance,the mosque was built by Karamanoğlu Alaadin Ali Bey in 1370.At the left side of the mosque in a seperated place,there are the coffin tombs of Mevlana's mother,his brother and his relatives.the great sufist Mevlana Celaleddin came with his family to Karaman in the first half of 13th century,married and stayed for 7 years in the city...
YUNUS EMRE CAMİİ(THE YUNUS EMRE MOSQUE): The mosque which was built in 14th century during Karamanoğulları period is in the centre of Karaman.The building is made of shear stone,adjacent to western wall is the tomb of famous sufist and poet Yunus Emre...
İMARET CAMİİ(THE IMARET MOSQUE): Located in the centre of Karaman.this mosque is made of shear stone and closed hall and consists of a central dome and two floors.The inscription says that it was made by Karamanoğlu İbrahim Bey II in 1433 as a kulliyah complex.On the the west side of the mosque, there are the tombs of İbrahim bey and his two sons and on the north is a rich ornamented fountain..
SAADETTİN ALİ BEY MESCİDİ(THE SAADETTİN ALİ BEY MESCİD): This small mosque is made of shear stone and in located in the centre of the city,is a work of Seljuk period.It was made by Saadettin Ali bey son of Ebubekir in 1247.The building consists of two parts,that is a tomb and a mescid(small mosque).Opposite the entrance next to the stone mihrab niche are spiral columns..
AĞA (ZEYNEL ABİDİN) CAMİİ(AĞA MOSQUE): This mosque belogns to Karamanoğulları period.It was built by Abdurrahmanoğlu El-Hac Zeynel Abidin.It is made of shear stone and has a high minaret... ARABOĞLU CAMİİ(ARABOĞLU MOSQUE): Situated in the centre of Karaman.the mosque was constructed during The Karamanoğulları period from 1374 to 1420.The flat roof based on square columns was later covered with roof tiles.Its plan is kufe width style and it has a short minaret.The floral ornaments above the entrance on the west facade also continue below to arch.on the both sides of the door are halvah shovels engraved.the gargoyles made for the rain drainage are in the for of dragon head..
PİR AHMET CAMİİ(PİR AHMET MOSQUE): The mosque in the centre of Karaman,behind the Karaman Castle.It was made by Pir Ahmet in 1547 during Ottoman period. DİKBASAN (FASiH) CAMİİ(DİKBASAN MOSQUE): It is in the centre of Karaman.Constructed in Karamanoğulları period in 1437.
ÇELEBİ CAMİİ(ÇELEBİ MOSQUE): It is in the centre of Karaman,made of shear stone.It was made at the end of 15th century..
HACI BEYLER CAMİİ(HACI BEYLER MOSQUE): The mosque is in the centre of Karaman and was built in 1356 by Seyfeddin Hacıbeyler.It has a peerless entrance door...
KARABAŞ VELİ KÜLLİYESİ-SİYAHSER CAMİİ(THE KARABAŞ VELİ KULLİYAH): Situated in the centre of Karaman.the kulliyah was constructed as a mosque,lodge,charitable establishment(imaret) and tomb from shear stone.It belongs to the Karamanoğulları period.
ŞEYH ALİ SULTAN CAMİİ(SEYH ALİ SULTAN MOSQUE): It is in the centre of Karaman,is made of white shear stone during the Karamoğulları period,on the left side of mosque lie the great sufist and grandchild of Hz.Muhammed s.a.v Şeyh Ali Es Semerkandî..
NUH PAŞA CAMİİ(NUH PASHA MOSQUE): The mosque is in center of the city.It was built by Nuh Pasha in 1596.it is made of shear stone...
KADİRHANE CAMİİ(KADIRHANE MOSQUE): It is in the centre of Karaman,built in 1378...
FİSANDON (DEREKÖY) KİLİSE CAMİİ(FISANDON CHURCH MOSQUE): It is in the village of Fisandon,built between 9 and 10th century is made of shear stone as a church,It was converted to mosque by Sinan Pasha..
HOCA MAHMUT CAMİİ (Darülhıffazi) HOCA MAHMUT MOSQUE-KUR'AN SCHOOL: It is in the centre of Karaman,was built in 1451..
TAŞKALE CAMİİ (TAŞ MESCİD) TAŞKALE MOSQUE-STONE MESCİD: It is Taşkale town, it was made in to the rocky storehouse in Taşkale,one of the great mosque in Turkey..
YENİ MİNARE CAMİİ (THE YENİ MİNARE-NEW MİNARET MOSQUE): It is in the centre of Karaman it is made of shear stone,built by Cambaz Kadı Abdurrahman Efendi in 1522 during ottoman period..
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|